Suda tek fiyat politikası popülizmdir!

Türkiye’den gelen su adım adım bölgelere ulaşıyor… 
Gerçi KKTC hükümetlerinin (İrsen Küçük, Özkan Yorgancıoğlu, Ömer Kalyoncu ve Hüseyin Özgürgün) Türkiye’yle ortaya koydukları uzlaşıya rağmen alt yapı için tek bir çivi çakmaması nedeniyle bugün birçok bölgeye su ulaşamıyor, bu bölgede yaşayan yurttaşlar isyan ediyor...
“Bizim suçumuz ne?” diye soran Altınova köylüleri gibi… 
Olsun, yine de nihayetinde su geldi ve insanımızın bir kısmı bu sıcak yaz aylarında derin bir nefes aldı…
Su geldi gelmesine ama mesela Lefkoşa’da yıllardır nasıl “yönetildiğimiz” de ortaya çıktı! Su bir geldi, milyonlarca TL harcanan alt yapı borularının bir bir patlamasına şahit olduk!
Borular basınca dayanamadı… Bu konuda bile başarılı bir yönetim sergileyemedik! 
Neyse gelelim konumuza..
Bu geçiş döneminde hükümet adım atmalı ve tüm bölgelere alt yapı tamamlanıp su ulaştırılmalıdır. Yoksa özel şirketi bekleyecek olursak, Altınova gibi köylere 2 yıl sonra da su gitmez!
Böyle bir durum kabul edilebilir değildir ve gerekli adımlar atılmalıdır!
Suyla ilgili bir başka konu da fiyat ve dilimler meselesidir…
Bazı belediyeler “Ne kadar kullanırsan kullan tek fiyat” politikası belirlemiştir. Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı da zaten bunu öğütlemişti. Ancak dünyadaki kaynakların ne kadar az olduğu bilinirken, Türkiye’nin de ilerleyen yıllarda su sıkıntısı yaşanacağı bilimsel araştırmalarda ortadayken, yurttaşı “bol bol su kullanmaya” teşvik etmek büyük bir yanlıştır!
Umarım bu yanlıştan dönülür… Aslında “ne kadar kullanırsan kullan” politikası da  popülizmden başka bir şey değildir! 
Suyun gelmesi önemlidir ama pervasızca kullanılması ilerde sıkıntı yaratacaktır…
Yurttaşı suyu az kullanmaya teşvik etmek için fiyat dilimleri kullanılmalıdır…
Unutmayalım ki; başımıza bunca yıldır ne geldiyse popülist politikalar nedeniyle gelmiştir, ayni politikayı lütfen devam ettirmeyelim!
Burada da görev belediye başkanlarındadır…
Bir başka tartışılması gereken de elbette fiyat konusudur! 
Lefkoşa ilk 6 tonu 4.9 TL’den, 7-13 arası ise 6.2 TL’den satacağını açıkladı… İskele Belediyesi ise 5.75 TL (ne kadar kullanırsan kullan) gibi çok yüksek bir rakam belirledi… 
Bunlar ciddi rakamlardır.. Buradaki sıkıntı personel yapıları ve toprak altındaki kaçakların yarattığı durumdur… 
Her iki başkanın da bu fiyattan sorumluluğu yoktur. Geçmişte yapılan yanlışların bugün yarattığı durum budur!
Bu nedenle hükümet “muhalif” ya da “partilim” diye yaklaşmadan kaçaklar konusunda belediyelere yardımcı olmalı ve fiyatların kısa sürede aşağı inmesi sağlanmalıdır…
Zaten bu sistemle hükümetin belediyeleri sübvanseye ettiği milyonlarca TL de kamu maliyesinde kalacaktır. Bu rakam alt yapılar için harcanmalıdır.
Gönyeli Belediyesi’ndeki garip sessizlik!
Suyu alacağını açıklayan ya da suyu alıp kullanan ve henüz fiyat belirlemeyen  belediyeler de vardır ama bunlar da zaten kısa sürede fiyatlarını açıklamak zorunda kalacaktır. Sonuçta su faturalandırılacaktır. Ama en büyük belediyelerimizden biri konumuna gelen Gönyeli’deki sessizlik dikkat çekicidir. 
Gönyeli’nin bazı bölgelerinde ciddi su sıkıntısı yaşandığı biliniyor… Ama buna rağmen Başkan Ahmet Benli ilginç bir şekilde bu konuda konuşmayacağını söylüyor.. 
Sayın Benli ortaya attığı BESKİ projesi kabul görmedi (işlemesi de imkansızdı) diye kimseye küsme lüksü yoktur. Gönyeli halkının tamamının da bu suyu kullanmak hakkıdır! 
Sayın Benli “dur bakalım ne olacak?” zihniyetinden vazgeçmeli belediye meclisini toplayıp kararını üretmelidir!
Tabi, bu konuda kamuoyu yaratmak sadece bana değil bizzat Gönyeli halkına düşer… Kuşkusuz ki; Gönyelililer kendi haklarını talep etmeli, gerekirse seslerini yükseltmelidirler… 
YORUM EKLE