Tanıtma mı istediniz? İşte Erenköy!

    Kıbrıslı Türklerin tanınma sorunu vardır. Haberleşme ağları genişledi; dünya küçüldü. Bilgi akışı da yoğunlaştı diye her şeyi bilemiyoruz ama merak edip bilmek istediğimiz şeyler hakkında hemen bilgi sahibi olabiliyoruz.
Kim nerede, ne yaptı veya ne yapıyor? İnternette bir arama yapsanız, karşınıza binlerce yazılı metin ve video çıkacaktır. 
Peki Kıbrıslı Türkler kimdir? Geçmişlerinde ne var; gelecek hakkında ne düşünüyorlar?
Böyle bir arama yaparsanız bulacağınız şeyler, bugünkü polemiklerin gazetelere yansıyan haberleridir. Buna karşın, merakınızı uyandıran başka herhangi bir topluluk için, tarihi ve kültürel geçmişlerini anlatan çeşitli materyaller bulacağınıza ise kuşkum yoktur.

Erenköy Destanı
    Önceki gün Erenköy Direnişi’nin yıldönümüydü. Devlet erkanı Erenköy’e taşındı. Cumhurbaşkanı Akıncı, Erenköy Şehitliği’ndeki anı defterine “Yüksek öğrenimlerini yarıda bırakarak bu topraklara gelen gençlerimizin civar köylerdeki halkımızla birlikte gerçekleştirdikleri vatan savunması ve verdikleri destansı mücadele tarihimizdeki şanlı yerini almıştır” diye yazdı.
    “Tarihte yerini almak” ifadesi, niyetimize göre çok farklı anlamlar taşımaktadır. “Artık tarih oldu” dediğimiz zaman bir şeyin çok geride kaldığını, hayatımızı etkilemediğini ve önemini yitirdiğini anlatmak isteriz. “Bu bizim tarihimizdir” ise o şeyden kopamayacağımızı, bizi biz yapan değerlerden biri olduğunu ifade eder.
    “Tarihimizde şanlı yerini alan” Erenköy direnişi, bizim için tam olarak ne ifade ediyor?
    Bu şanlı direniş, bugünlerde vermekte olduğumuz varoluş mücadelesinin esin kaynaklarından biri ise, ona göre değerlendirilmeli, öncelikle yeni kuşakların düşünce sisteminin halinin şekillenmesinde ve Kıbrıs Türk halkının dünyaya anlatılmasında etkili bir şekilde kullanılmalıdır. 

Travmalar ve Zaferler
    Kıbrıslı Türkler arasından çıkan en önemli bilim insanlarından biri olan Prof. Vamık Volkan, toplulukların ruh halinin oluşmasında ve davranışlarının şekillenmesinde ‘seçilmiş zaferler ile travmaların’ önemli bir yer tuttuğunu anlatır. Volkan, geniş grupların seçilmiş travmaların etkisinde kalarak hareket edebildiklerini ortaya koyarken, etkileri günümüze kadar uzanan bu travmalara örnek olarak Kudüs’ün Hristiyanların elinden alınmasını, İstanbul’un fethini ve Kosova Meydan Muharebesini vermektedir. Kudüs’ün Hristiyanların elinden alınmasının sonucu Haçlı Seferleri; İstanbul’un Fethi’nin sonucu Yunan Megali İdea’sı ve Kosova Meydan Muharebesi’nin sonucu ise Bosna’daki katliamlara kadar uzanan Müslüman düşmanlığı olmuştur.
    Vamık Volkan, travmalara veya zaferlere konu olan tarihi olayların ille de gerçek olmasına gerek olmadığını, bazı toplulukların liderleri ve kurumları aracılığı ile yürüttükleri sürekli bir propaganda ile bunları ‘inşa edebildiklerine’ de dikkat çekmektedir.
    Bir yanda gerçek olmayan olayları ve onların tarihsel önemini abartarak kendilerine ‘toplumsal bir kimlik’ inşa etmeyi başaran topluluklar; diğer yanda gerçekliği ayan-beyan meydanda olan yakın geçmişteki tarihsel olayları bile değerlendiremeyen topluluklar var.

Bizim Savaşımız
    Erenköy direnişinin en önemli özelliği, gönüllüler savaşı olmasıdır. Ne iyi ki, bu savaşın kahramanları hala daha sağdırlar. İsteyen onların tanıklığına başvurabilir. Ben, Erenköy gönüllülerinin önderlerinden biri olan Ergün Vehbi’den, BRT ekranında yaptığım bir söyleşide, İstanbul’daki Kıbrıslı öğrencilerin kızlı-erkekli olarak Antalya’ya indiklerini, burada tekne kiralayarak adaya çıkmak için yollar ararken, jandarmalar tarafından kıyılardan toplandıklarını ve ancak ondan sonra Ankara yakınlarındaki Zir kampında 15 günlük eğitimle adaya gönderilmelerine karar verildiğini dinledim. 
    Şimdi Erenköy direnişindeki kahramanlıklar teslim edilmekle birlikte, gönüllülük geri plana itilmektedir. Aynen, yeraltı örgütlerinin oluşturulmasındaki gönüllüğün göz ardı edilmesi gibi... 
    Oysa Kıbrıs adası üzerinde hak iddia etmekteki temel dayanağımız bu gönüllülüktür.  Gönüllülüğümüzü, fedakarlığımızı ve bunlar üstünde yükselen varoluş savaşımızı, kendimize, Türkiye kamuoyuna ve dünyaya daha iyi bir şekilde anlatmanın yollarını bulmalıyız. Bunu başarabilirsek, eminim her şey daha iyi olacak. 

YORUM EKLE