Tokalaşmayla gelen mutluluk…

Yaklaşık bir haftalık New York maratonu sona erdi… 
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın New York temasları “Bizde varız” anlamı taşıdığı için göğsümüzü kabarttı…
Kimler kimler vardı programda baksanıza… 
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden…
İngiltere Dışişleri Bakanı Johnson… 
Almanya Dışişleri Frank Walter Steinmeier…
Ve tabii ki BM Genel Sekreteri Ban ki Moon…
Çok önemli görüşmeler…
Bir de üçlü zirve… 
Nasıl da göğsümüz kabardı… Toplum liderimiz, cumhurbaşkanımız BM’nin göbeğinde genel sekreter ve Rum lider ile aynı seviyede görüşme yaptı… 
Görüşme öncesi ve sonrasında yüzlerce flaş patladı, tokalar dakikalarca sürdü…
Geriye de bu fotoğraflar kaldı yegane… 
45 dakika öngörülen görüşme yaklaşık bir buçuk saat sürdü… 
O fotoğrafa bir de zaman eklendi…
“Acaba mı?” dedik, belki bir umut, bir ortak açıklama çıkar… 
Ne bileyim belki bir yol haritası (bekleniyordu), belki beşli görüşmeyle ilgili bir mesaj verilirdi…
Genel sekreter son kez çıktığı kürsüde sağına Nikos’u soluna Mustafa’yı aldı… 
Açıklama saniyeler sürdü… 
Çıka çıka ucube bir açıklama…
Bir yılı aşkın bir süredir anlaşma sağlayamayan liderleri tebrik etti, “Benden yardım isterseniz buradayım” dedi 
Sonra da gerçek gündemine Suriye’ye yönelik mesajlar vermeye başladı… Sağında Nikos, solunda Mustafa vardı…
Dünyanın Kıbrıs gündemi olmadığı mesajını verdi… 
Umut fakirin ekmeğiydi ve öyle de kaldı… 
Yarım asırdır devam eden BM sürecinde bir New York Zirvesi daha yazıldı kara kaplı deftere… Koca bir HİÇ diye…
**//**//**
Rahmetli Denktaş’ı çok suçladık “Mr. No” dedik ve koltuktan alaşağı ettik… 
Peki ne değişti?
Her bir Kıbrıslı Türk’ün bunu sorgulaması gerekir… 
Sayın Talat geldi… O da yoldaşı Hristofyas’la bir arpa boyu yol ilerletemedi… 
Sonrasında Derviş Eroğlu… Zaten bir şey beklemedik… Ve bir şey de olmadı… 
Ve Sayın Akıncı… Son çareydi, ama olmadı, olmuyor…
Çünkü ne Denktaş’tı sorun, ne Talat, ne Eroğlu ne de Akıncı… 
Kıbrıs Rum toplumu, Kıbrıslı Türklerle sahip oldukları yönetimi, devleti paylaşmak istemiyor… Onların isteği belli; “Asker gitsin, topraklarımızı geri alalım.”
Bunu kabul edecek Kıbrıslı Türk sayısı bir elin parmak sayısını geçmez… O zaman da bir çözüm olmaz…
Maalesef realite bu…
Biden da konuşsa, Ban da devreye girse, Putin de uğraşsa, Kraliçe de “Bitsin artık bu sorun” dese…
Tümü hikaye… Evlilikte tarafların biri diğerini istemiyorsa ne gerdekte olur mutlu son, ne de yaşamda…
Maalesef acı ama gerçek bu! 
Gerçi Sayın Akıncı, Ban’ın açıklaması sonrasında “Karamsarlığa kapılmak için bir neden yok” diyor… 
Biz umut etmeye devam edelim ama gerçeklerle de yüzleşelim bence…
Özetle; New York’tan “Tokalaşmayla gelen mutluluk” ve “Gururumuzun okşanması” kaldı geriye…
YORUM EKLE
YORUMLAR
Zekâ Üçer
Zekâ Üçer - 2 yıl Önce

Güzel yazdın aynen yazdıkların Ertuğ kardeşim.Bakalım sonu gelecekmi görebilecekmiyiz.