Uyarı: Günü birlik önlemler işe yaramayacaktır!

    Döviz kurlarının yükselişinin sırları artık ortaya çıktı. Bu bir savaş; Türk-Amerikan savaşı!
    Aklı başında herkes, Dolar/TL kurundaki yükselişin ekonomik nedenlerle izah edilemeyeceğini söyleyip duruyor. Bu sürece şimdi bazı yabancı devlet adamları da katılmaya başladı. Doğu’dan böyle seslerin yükselmesi normaldi ama son günlerde bu seslere Avrupa ülkelerinin devlet adamları da eşlik etmeye başladı.
Açıkça bellidir ki, bu süreçte Amerika da oldukça zorlanacak. Türkiye’nin halinin ne olacağını kestirmek ise mümkün değil. Türkiye ve Türkleri çok daha büyük zorluklar bekliyor.

Tahribatın nedenleri
    Bu süreçte Kuzey Kıbrıs’ta ne gibi önlemler alınabileceği üzerinde tartışıyoruz; hükümet de çalışıyor. Bana sorarsanız, hükümetin üzerinde çalıştığı önlemler yetersizdir. Öncelikle günü kurtarmayı veya yangını söndürmeyi düşünüyorlar ama başaramayacaklar. Kaldı ki almaya çalıştıkları önlemlerin işe yaramadığı görüldükçe siyasi olarak daha fazla yıpranmış ve daha başka önlemleri konuşamaz olacaklar.
    Kuzey Kıbrıs’ta bu tür sorunlardan büyük oranda etkilenmemizin nedeni açıktır: Verimli üretim yapamıyoruz; pahalı ve ‘aşırı tüketici’ yani müsrifiz. 
•    Bugünkü kamu yönetimi, israfın sembolüdür. Toplumun bütün üretimini yuttuğu halde, bu üretime hiçbir katkısı yoktur; engeli vardır.
•    Öğretmenlere tam gün için maaş ödüyor, sonra çocukları sokaklara salıyoruz. Bu nedenle, devlet okullarındaki eğitimden belki de daha düşük kaliteli eğitimi özel okullardan almak için dünya kadar para ödeyerek aile bütçesini sarsıyoruz.
•    Sağlık için hayatımız boyunca prim ödüyor; sonra özel hastane ve doktorlardan sağlık hizmeti almak için yeniden para ödüyoruz. 
•    Elektrik üretimini beceremediğimiz için her ay dünya kadar elektrik parası ödüyoruz.
    Bu listedeki müsriflikler toplumsal hale gelmiştir. Bugün alınmaya çalışılan “yangın söndürücü” önlemler de, bu israfı nasıl devam ettirebiliriz arayışının bir ürünüdür. Bu nedenle başarılı olma şansı da yoktur. Aile bireyleri de, bu müsrifliği devam ettirmeye çalıştıkça başarısız ve mutsuz olmaya devam edeceklerdir.

Önlemler
    İşin başında, bu krizden yaşam tarzımızı değiştirerek, daha tasarruflu ve yerinde harcamalarla çıkacağımızı kabul etmemiz gerekir. Bu, hane halkı için olduğu kadar, devleti yönetenler için de gerekli bir kabullenmedir. Devleti yönetenler, hane halkının yaşam tarzını şimdiki şekliyle sürdürmesini sağlamakla sorumlu olduklarını düşünmemelidirler. Tam tersine, daha fazla ve daha iyi çalışanları teşvik edecek önlemler geliştirmelidirler.
    Yukarıda sıraladığımız müsriflikleri önlemek için hemen bu ders yılından başlamak üzere devlet okulları tam gün hizmet vermelidir. Bu, aileleri özel okul masraflarından kurtaracağı gibi, anne-babaların yaptıkları işlere yoğunlaşmalarına da yardımcı olacaktır. Bunun için gerekli yatırım ve istihdamlar hemen yapılmalıdır.
    Sağlık harcamalarının kontrol altına alınması için devlet hastaneleri gerekirse 24 saat hizmet vermelidir. Bunun için gerekli düzenleme ve yatırımlar da yapılmalıdır.
    Enerji sorununun çözümü konusunda kararlılık gösterilmelidir.
    Kamu çalışmalarına tam anlamı ile disiplin gelmelidir. Kamu çalışma saatleri özel sektöre uyarlanmalıdır.
    İkinci işin yasaklanması veya cezalandırılması; emeklilerin çalışmalarının önlenmesi gibi çalışmayı ödüllendirmek yerine cezalandıran garipliklere de derhal son verilmelidir.
    Vergilendirmenin amacı kamu giderlerini karşılamaktır. Vergilendirme basit ve eşit olmalıdır. Bir kesimden alıp, bir diğer kesime vermek cüretine kimse kalkışmamalıdır. Bu tür girişimlerin sonu, her zaman hüsran olacaktır. Bu arada, genel bir vergi indirimi moral verecek, kamuda tasarrufun zorunluluğunu hatırlatacak, hane halkının korunmasına yardımcı olacaktır. 
    Bütün bunlar, sürdürülebilir bir düzen kurma hedefine yönelik olarak planlanıp fiyatlandırılmalıdır. Gelecekte, benzer zorluklara karşı daha direngen olabilmenin yolu da zaten budur.

Kaynak ihtiyacı
    Hükümet, bütün bunlar için bir başlangıç kaynağına ihtiyaç duyacaktır. Bu kaynak Türkiye’den talep edilirken, bütün toplumsal güçlerin hükümete destek olmasına; böyle bir desteği alabilmek içinse hükümetin ancak ve ancak ‘genel çıkarları’ korumayı amaçlayan, moral olarak güçlü bir programa ihtiyacı vardır. Hükümet Türkiye ile yeterli diyaloğu halen daha kuramamışsa bunun nedeni, Türkiye’deki gündemin yoğunluğu olamaz. Türkiye’ye diplomatik kanallardan erişmek ve nasıl bir plan üstünde çalışıldığını, bunun için Türkiye’den beklentilerin neler olduğunu paylaşmak bile bu randevunun alınması için eminim ki yeterli olacaktır. 

YORUM EKLE