Yeni CTP’yi beğendim, AMA...!

Bu sütunda çok yazdım; “UBP, DP ve CTP’den bu memlekete hayır yok” diye… Hala da aynı düşüncedeyim… 
Siyasette değişim şart…
DP zaten Serdar Denktaş’ın partisidir ve değişim konusunda bir gailesi yoktur…
O nedenle geçtim…
UBP’de ise değişim zaten yaşandı ancak zihniyet hiç ama hiç değişmedi... Bugün gibi ortada… İsimler değişti, kadro gençleşti ancak “popülizm” hala ön planda…
Bundan dolayı UBP’yi de geçiyorum…
Gelelim CTP’ye… 
CTP’de Mehmet Ali Talat beklenen değişime imza atamadı, hatta Başbakanlık için seçtiği isim (Ömer Kalyoncu) tam anlamıyla beklentileri alt üst etti…
CTP hükümetteki başarısızlığıyla, çok başlı ve karar alamayan yapısıyla bir döneme çok kötü damga vurdu! 
Tam CTP’yi de geçecektim ki; Tufan Erhürman ismi üzerinde yeni dönem için uzlaşıldı… 
CTP’de bir ümit var diyorum…
Peki, CTP’de neden ümit var, en azından bir ışık var, neden? 
Erhürman dün benim de aralarında olduğum bir grup gazeteciyle manifestosunu paylaştı… Erhürman’ın “Yeni CTP” olarak ifade ettiği ve bunu kağıda döktüğü manifesto benden tam not aldı…
Aslında CTP’de köklü bir değişimin sinyalini verdi Tufan Hoca… 
CTP’nin yıllardır politikasının göbeğine oturttuğu Kıbrıs sorunu yeni döneminde ikinci planda!
Bu çok önemli bir değişimdir ve bence çok olumludur… 
Zira Kıbrıs sorununda yaşanılan açmazı çözüme çevirmek “Sadece Kıbrıslı Türklerin” elinde değildir… Kıbrıslı Türkler Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı liderliğinde gayet uzlaşıcı ve eşitlikçi bir temelde müzakere masasında elinden geleni yapmaktadır… 
Çözüm olur ya da olmaz… Sonuç ne olursa olsun içerde düzeltmemiz gereken milyonlarca yanlış vardır!
Bu vurguyu Sayın Cumhurbaşkanı da zaten sıklıkla yapıyor…
İşte Tufan Hoca da bunlara dikkat çekti dün… Erhürman önceliğini; ekonomik sorunların aşılması, sağlıktaki sıkıntıların, eğitimdeki eksikliklerin, çarpıklıkların giderilmesi, adalet ve eşitliğin tesis edilmesi olarak belirledi… 
Her zaman savunduğum bir fikir var; bu ülkede gelir dağılımının adaletli paylaşımı sağlanabilse, kanunlara uymayanlardan hesap sorulabilse, sağlıktaki, eğitimdeki sorunlar giderilebilse, gündelik hayatımızda karşımıza çıkan anormal durumlara dokunulabilse, Kıbrıslı Türklerin çok önemli bir bölümü “çözüm” kelimesini ağzına bile almaz…
Çünkü Kıbrıs sorunuyla alakalı olmayan birçok sorunumuzu çözmeyi başaracak siyasetçileri seçemediğimiz için tüm sorunların çözümünü Kıbrıs sorununa bağlamış durumdayız…
Oysa biz iç sorunlarımızı minimuma indirdiğimiz anda, sıkıntılarımızın büyük bölümünü atlatırız… Böylelikle en azından mutlu bir toplum olabiliriz… 
Tabii ki uluslararası hukukun içine girmek, çağdaş dünyanın bir parçası olmak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “eşit” bir tarafı olmak ana hedeftir ama bu daha önce de dediğim gibi sadece Kıbrıslı Türklerin elinde olan bir konu değildir…
Keşke olsa, ama unutmayalım ki; çözümün ertesi günü yine mevcut sorunlarımızla yüz yüze olacağız…
İşte bu nedenle iç sorunların çözümüne odaklanılması çok doğru bir politikadır…
CTP’nin yeni dönemde böyle bir politika belirlemesi kanaatimce çok yerindedir…
Ama…
Evet; kocaman bir “ama” var karşımızda…
CTP’deki yapı Tufan Hoca’ya ne kadar izin verecek? 
Bu temel değişimi sağlayabilecek mi? 
Tufan Hoca, yeni dönemde eski konularla, kişisel çekişmelerle iştigal edenlerin partiden tasfiye edileceğine yönelik çok iddialı mesajlar verdi…
Umarım bunları yapabilecek bir kudrete sahip olur!
Bu adımlar atılırsa, CTP toplum için diğer “yeni” partilerle birlikte bir seçenek olabilir…
Ama bu adımları gerçekten atabilirse!
Peki atabilecek mi?
Bunu da hep birlikte yaşayıp görecek ve günü geldiğinde yine değerlendireceğiz. 
YORUM EKLE
YORUMLAR
Zekâ Üçer
Zekâ Üçer - 2 yıl Önce

Sevgili Aytuğ yazını okudum ama dediğin gibi yazarlar çizerler başa gelince yapmazlar. Çok iyimser olma. Ben UBP