“Yeni güç yaratma sanatı”

   Geçen hafta, iki tane önemsediğimiz çalıştay yapıldı. Biri yüksek öğretim; diğeri turizm sektörü ile ilgili...
    Yüksek öğretim ve turizm sektörleri, şu anda Kıbrıs Türk halkının başlıca gelir kaynaklarıdır. Kimileri, “bize ne faydası var” diye sorgulamaya kalksa bile, KKTC’ye özel sektör aracılığı ile taşınabilen gelirlerin neredeyse tümü, bu iki sektörden elde edilmektedir. Tamı tamına bir buçuk milyar dolar. Bir doları duyduğunda dudağı uçuklayan ve bunu önemli sayan kişiler, bunu küçümseme şansına sahip değildir.
    Bu paranın yanına, 100 milyon dolarlık ihracat gelirlerimizi ve Türkiye’den hibe veya yardım olarak gelenleri de koyarak toplam gelirimize ulaşabiliriz. Bugün hayatta kalmamızı sağlayan işte bu gelirdir ve yüksek öğrenim ile turizm gelirleri bunun içindeki en önemli payı oluşturmaktadır.

Strateji geliştirme
    Bu iki önemli sektörümüz için düzenlenen çalıştaylar, nedense aynı hafta yapıldı. İsimleri de neredeyse aynıydı: “Kuzey Kıbrıs Turizm Stratejisi 2024 Çalıştayı” ve “KKTC Yükseköğretim Stratejik Planlama Çalıştayı”...
    Böylesine önemli iki çalıştayın neden aynı hafta içinde gerçekleştirildiğini sormayacağım... Bu çalıştayların isminde yer alan “strateji” kavramı ve “strateji geliştirme çabası” beni daha çok ilgilendiriyor.
    Lawrence Freedman, Londra’daki King’s College’de çalışmış; İngiltere devleti tarafından Falkland Seferi’nin resmi tarihçisi olarak ve daha sonra Irak Savaşı’nı Soruşturma Komisyonu’na atanmış bir tarihçidir. 1100 sayfalık Strateji isimli kitabının giriş bölümlerinde, stratejiyi tanımlamaya çalışırken “Strateji yeni güç yaratmanın sanatıdır” diye yazmıştır: “Güçsüzlerin stratejileri, yani başlangıçtaki güç dengesinin yenilgiyi öngördüğü durumlardaki stratejiler, gerçek anlamda birer yaratıcılık testi gibidir.”
    Sanat ve yaratıcılık...
    Gerçekten bugün KKTC’de, herhangi bir alanda strateji belirlemek, bir sanatçı gibi yaratıcı olmayı gerektirir.
    Biz bunu, bir salona doluşarak, yetersiz bilgilerimizi birbirimiz ile paylaşarak veya yarıştırarak mı yapacağız? Çalıştay denen bu süreçler ihtiyacımız olan stratejiyi geliştirmeye uygun mu?

Analiz ve liderlik
    Bence değildir...
    Bu çalıştayları düzenleyenler kendilerine göre “yeni” veya “işe yarar” şeyler peşinde de olabilirler ama bu çalıştaylar, karanlık köşe başında düşündüğünüz anahtarı, az ilerideki sokak lambasının altında aramaya benzedi.
    Gerek turizm, gerekse yüksek öğrenim bize yurtdışından gelir getiren sektörlerdir. Bu sektörlerin ana aktörleri, üniversitelerimize öğrenci gönderen ülkelerin yüksek öğretim ile ilgili yetkili kurulları, üniversite öğrencilerinin kendileri ve çeşitli pazarlardan bize turist gönderen tur operatörleri, bugünkü durumda çalışamadığımız pazarlardaki operatörler gibi turizmcilerdir. Bu kişi veya kuruluşların, yüksek öğrenim ve turizm sektörlerimiz hakkındaki kanaatleri nedir? Bizim bu alanlardaki hizmetlerimizden ne beklemektedirler? Beklentileri karşılanmadığı halde bize öğrenci veya turist gönderiyorlarsa bunun başlıca nedenleri nedir? Bu kişi ve kuruluşlara, bize daha fazla ve daha iyi müşteri göndermeleri için neler sunabiliriz?
    Bu soruların yanıtını arayıp bulmadan geliştirilecek herhangi bir strateji yüksek öğretim sektörünün işine yarar mı? Tur operatörlerinin zorluklarını, içinde çalışmakta oldukları koşulları analiz etmeyen, onlara nasıl yardımcı olunabileceği konusunda herhangi bir plana sahip olmayan bir topluluğun geliştireceği turizm stratejisinin işe yaraması düşünülebilir mi?
    Önce bilgi ve analiz... Herhangi bir strateji geliştirmeden önce konu ile ilgili bilgilerin tümüyle toparlanması ve doğru bir şekilde analiz edilmesi şarttır.
    Ve önderlik...
    Hiçbir strateji, geniş heyetler tarafından geliştirilemez. Özellikle de zayıfların stratejileri... Öyle olabilseydi, Freedman gibi strateji konusunda yazanlar, bu etkinliğe “sanat” demez; “yaratıcılık testi” diye niteleme yapmazlardı. 
Kalabalıklardan ancak ve ancak “ortalama” veya “vasat” dediğimiz sonuçlar çıkabilir. Herkesin, kendi görüşlerinden biraz taviz vererek de olsa sahip çıkabileceği sonuçlar... Bu tür sonuçların KKTC’nin işine yarayacağını düşünmüyorum.
Doğrusu, ben gerek yüksek öğrenim, gerekse turizm ile ilgili stratejiyi, bırakın hükümetten, sadece ve sadece başbakandan bekliyorum. Bugünkü Başbakan Tufan Erhürman’ın bunu yapabilecek kapasitede olduğunu da biliyorum.

YORUM EKLE