Yeter artık… Değiştirebiliriz!

Toplumsal bir isyan hali var…
Mantık izne çıktı artık… 
Sadece öfke var…
Kimileri bu öfkeden rant sağlama gailesinde, kimileri bunu ifşa ederek birilerine yağ çekme derdinde…
Ama takılmamalıyız bunlara…
Gerçek tek bir şey varsa o da öfkemizdir!
Bu öfkenin sebebi salt bir şoförün hatasından kaynaklanan trafik kazası değildir…
Bu patlama halini herkes iyi algılanmalı…
Müthiş bir borç yükünün altındadır her bir birey… 
Faiz sisteminin hunharca insanları intihara sürüklediği,  ailelerini bırakıp yurt dışına kaçmalarına neden olan bir yapıyı teşvik eden hükümetlerimiz var…
Alacağını yıllar süren yargı mekanizması içinde yitiren ve batıp giden irili ufaklı iş insanlarımız, yaşam öykülerimiz oluştu…
Ya eğitimin parayla satın alınan bir meta dönüşmesi sıkıntımız… Para harcamayanın evladına eğitim veremediği bir sistemin yaratılması… 
Her evde bir kanser vakası… Tüm yastık altı birikimlerini tüketen pahalı bir tedavi ve tükenen aileler…
Çöken moraller…
Küçük sorunları çözümünde bile başarılı olamayan yöneticiler… 
Yaşanan çaresizlikler…
Yoldaki bir çukuru kapatacak gücü olmayan yerel yönetimler…
Baba parasına muhtaç yaşam süren genç anne-babalar…
Tüm bu gerçeklere rağmen komşusuna hava atmak için yapılmaya çalışılan lüks harcamalar…
Trafikteki saygısızlıklar…
Çöpün, pisliğin içerisinde reva görülen bir yaşam…
Büyüğe saygının çoktan helvasının yendiği, küçüğe sevginin unutulduğu, çok kültürlülük içerisinde kimlik bunalımıyla yetişen gençlik…
Bir yanda “Ramazan bayramı” havası, öte yanda “Cadılar Bayramı” komedisi…
Yaşamdan kopup sanal alemde sürüklenen hayatlar… 
Sanal alemin yarattığı “mutsuz” evlilikler… 
Ve tabi ki en önemlisi de gelecek belirsizliği…
“Ne olacağız?” sorusuna verilemeyen yanıtların yarattığı durum!
Kıbrıs müzakere sürecinin başarısızlığı ihtimaline karşı yaşanılan alternatifsizlik…
Sorunları siyasetin düzeltemeyeceğine olan inanç…
“Küçük olsun benim olsun” mantığıyla hareket eden siyaset…
Kendine, kendi çevresine, zümresine çıkar sağlamak dışında başka bir derdi olmayan sağcı, solcu siyasiler…
Özetle; umutsuzluk ve mutsuzluk hali…
Bu toplum patlamayıp da ne yapacak ha? 
İşin kötüsü; öğrencilerle başlayan “masum” uyanışa sendikaların düşürdüğü gölge oldu!
Hükümetin öğrencilerin çığlığına duyarsız kalması ise en acısı… 
Toplum olarak şapkayı önümüze koyma vaktidir…
Yeni bir düzeni kendi içimizde yaratabiliriz… Buna inanacağız ve gereğini yapacağız!
Yepyeni siyasi akımların rüzgarıyla düzen partilerinin yarattığı bu ucube yapının son kullanma tarihi geçti… 
Yeter artık!
Erken seçimi zorlayacağız ve tümünü sandığa gömeceğiz… 
Bu güç elimizde, yapabiliriz!
Yeter ki gerçekten isteyelim… 
YORUM EKLE