2019'da kayıp mı olacak?

 2019'a girdik, ama yeni yılla, yeni sözlerle başlamadık. Yine ayni gergin konuşmalar ve siyasi söylemlerle başladı.
En tipik ifadeyi Güneyde Yunanca olarak Başpiskopos söyledi.  Onun benzeri sözleri Kuzeyde de yine ayni malum çevreler tekrar etti. İki tarafta da karşıtlar ayni eski tepkiyi verdi. 
Yani 2019'a, karşılıklı kabul edilebilir bir çözümü nasıl getireceğiz diye düşünme ağırlıklı başlamadık.
2018 için Toplum sorunlarının çözümü için başlangıç yapılacak yıl olmayacak.  Kıbrıs sorunun çözümü içinde olumsuz yıl olacak diye ifade etmiştim. 
Kıbrıs sorunu için bunu, yılbaşı için buluşamayan toplum liderlikleri nedeni ile ifade etmiştim. 
İç sorunlarla ilgili olarak ta bunu,   2019 Bütçesini, UBP Hükümetinin ele almaması ve yeni yıla üstelik de erken seçim nedeni ile Bütçesiz girilmesi üzerine ifade etmiştim. Enflasyon da üstüne tüy dikti.
Gerçekten de 2018 her iki açıdan da kayıp yıl oldu. 
Ancak ne acıdır ki daha şimdiden 2019'un da her açıdan kayıp yıl olması mümkün gibi gözüküyor.
Baksanıza, % 30'u aşkın enflasyon etkisi altında girdiğimiz bu yeni yılda, bunu nasıl aşacağımızı konuşacağımıza, yine eski kısır tartışmalarla yıla başladık.
Düşünün ki 2019 Bütçesi kusurları bıraktım, 7 milyar TL olarak bağlandı.
Bu 7 milyarlık Bütçe içinde Yerel Gelirler Toplamı 5 milyar TL. Yani iki milyarlık dış destekle kapatılacak bir yerel gelir açığı var.
Bu açığın 1 milyar TL'si Cari Bütçe açığıdır. Gerisi ise Savunma, Alt Yapı Yatırımları ve Reel Sektörü desteklemek için ihtiyaç duyulan kaynaklar içindir.
Şimdi bu konu toplumun ciddi meselesi değil mi? Bunu nasıl kapatacağız?
 İki milyar TL için gidilebilecek tek yer Türkiye. Evet, buna bu aşamada ihtiyaç var. Peki, ama maharet yalnızca bunu almak için siyaset yapmak mı? 
Yoksa, bununla birlikte tartışmayı;  iş dünyası, emek dünyası ve sağ - sol siyaset merkezleri olarak,  bu sorunu nasıl ele alacağımıza,   toplumsal ortak akla yol açmak için yaratıcı olarak odaklanmak mı?
Kıbrıs sorunu üzerinde fırtınalar kopartmak mı görevimiz? 
Yoksa 21. yüzyılın bu karmaşık ortamında, Doğu Akdeniz ve Ege’de Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs halklarının barış ve işbirliği içine girebilmesi için yol döşemek mi?
Görevimiz bu değilse ve Kıbrıs sorunu üzerinden, dünün bilinen gerginliklerini, Türkçe ve Yunanca yeniden dile getirmekse motivasyon, bilin ki 2019 da kayıp yıl olacak. 
Üstelik yalnız kayıp yıl olmayacak. Belaların bu üç ülkenin halklarının başına yangın olarak düşmesi olasılığını büyüten yıl da olacak.
 Ayni şey iç sorunlar içinde geçerlidir. Ayni kısır tartışmalarla 2019’da boğulacaksak, yalnızca kayıp yıl olmayacak. Sorunların çöküşe doğru ağırlaştığı yıl olacak. 
Bu nedenle 2019'a girerken eski bildiğimiz “Evliyalara” değil yeni, farklı düşüncelerin üreticisi olmalıyız. Buna önem vermek şart. 

YORUM EKLE