2025 yılını acısıyla, tatlısıyla geride bırakıyoruz…
Üzücü olaylar yaşadık bu yıl içinde…
Sevdiklerimizi, canlarımızı kaybettik…
Kötü hastalıkların, ölümlü ve ağır hasarlı trafik kazalarının arttığı bir yıl oldu…
En önemlisi depremler ve Şampiyon Meleklerin kaybı...
Yüksek enflasyon ve pahalılığın yaşandığı, Kıbrıs sorununun çözümsüz kaldığı bir yıldı 2025…
Kıbrıs sorununun ‘adil bir şekilde’ çözülmesini ve halkımızın ambargolardan kurtulmasını, AB standartlarında bir yaşama kavuşmasını hepimiz istiyoruz…
Fakat bunu sağlamak tek başına bizim elimizde değildir…
Nüfus bakımından daha fazla oldukları gerekçesiyle Rum tarafının bizlere ‘azınlık muamelesi’ yapmasını kabul etmeyeceğiz…
İki liderin yakın bir gelecekte uzlaşıya varması için yapıcı önerilerde bulunmaya devam edeceğiz…
Fakat bu süre zarfında iki toplumun haklarına karşılıklı saygı istiyoruz…
Rum liderliğinin faşist, ırkçı yaklaşımlara son vermesini bekliyoruz…
Kıbrıs sorununun çözümsüz kalması, iki topluma da ciddi zararlar veriyor…
En önemlisi; Kıbrıslı Türkler, ambargoların etkisi altında yaşıyor…
AB yardımları adaletli bir şekilde yapılmıyor…
Kıbrıslı Türkler; sağlık, haberleşme ve ulaşım konularında olduğu gibi, sportif faaliyetlerde dahi ambargolardan olumsuz yönde etkileniyor…
Larnaka’dan Londra’ya 5 saat içinde uçabiliyorsunuz ama Ercan’dan uçanlar iki kalkış ve iki inişle, aktarmalı uçaklarla 8 ile 12 saatlik bir zaman harcıyor…
Kuşkusuz bu durum turizm faaliyetlerimizi de olumsuz yönde etkiliyor…
Çözüm olması halinde olumsuzluklar tümüyle ortadan kalkacak mı?..
Elbette değil…
Kendi sorunlarımızı çözmeliyiz
Kendi sağlık sistemimiz, sosyal güvenlik fonlarımız ve yerel yönetimlerimizle kendi sorunlarımızı çözmek zorundayız…
Hızlı bir çözüm sürecine girilse bile; Kıbrıslı Rumların sağlık ve güvenlik fonlarını bizlere kullandırmazlar…
İşte o nedenle, yeni bir hastane inşaatı hızlı bir şekilde başlatılmalı ve tamamlanmalıdır…
Doktor ve sağlık personeli eksikleri giderilmelidir…
Hastanelerimize en gelişmiş cihazlar alınmalıdır…
“Bunları hangi parayla yapacağız” diyerek sorumluluktan kaçamayız…
Bu ülkede kaynak fazlasıyla vardır…
Önemli olan kaynaklardan yararlanmasını bilmektir…
Önemli olan vergiden kaçanları yakalayabilmek, kayıt dışılığı önlemektir…
Çok basit önlemlerle devletin gelirlerini bugünkünden çok daha yüksek rakamlara ulaştırabiliriz…
“Gitsin bu 2025” derken bir ek yapmak durumundayız:
“İnşallah 2026’da 2025’i de arar olmayız…”
Amin…



Sayın Akar 42 yıl önce 200,000 Rum’un zenginlikleri ile Kurduğumuz KKTCyi Kronikleşmiş KKTC düzeni ile getirdiğimiz Bugünkü hali ile gerçekten 2026 yılının 2025 yılından daha iyi olacağını düşünebilen mi var acaba ! AB toprağı tanımayacak KKTCnin arkasında 42 yıldır Koşmakla Maddi Manevi ve zaman Kaybımızın farkında olanımız var mı acaba ! Bayramdan Bayrama ancak Turizm yapabilen tanınmayan KKTCnin onlarca Elçiliğine ne İhtiyacı olabilir ki ! Tüm Sektörlerimizi batırıp elimizde son kalan Rum Malları Üzerindeki Emlak ve İnşaat Setorümüzün de basmasına Amak kalmadı mı yani ! Yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız yabancı Emlak akımlarının yüzde 80 gerilemesi kendimizin değil de kimin Suçudur acaba ! Malına geleni ayağından vururuz veya Tutuklayıp Cezalandırırız deyip Yıllardır TMK’nunu yok sayıp çalıştıramamanın Suçlusu gerçekten Yapın Yılın Yürün de korkmayın diyenlerimiz değilmidir yani ! Dalında Kalan Narenciyemiz ile Satamadığımız Enginarımız Harnup’umuz Patatesimiz ‘ Zeytin yağımız KKTCnin ta kendisi değil de Kimin Suçudur acaba ! Bugün Pahalılıktan ve Çevre Kirliliğinden nasibini almış Ülkemizin 2026 yılı için ne gibi Ümit verici bir verisi olabilir ki ?
Yapma Bulma Dünyamıza Hoş Geldiniz !