
Yıl başının alışılmış dileğidir. Yeni yılının hepimize ve hatta düşmanlarımıza bile sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diler; bununla rahatlamış oluruz.
Mutlu olmak, daha doğru bir değişle “mutlu olmak için çalışmak” herkesin hakkıdır. En temel hakkımızdır!
Amerika’nın bağımsızlık mücadelesine önderlik eden Avrupalı isyancılar, bağımsızlık bildirgesinde “tüm insanlar eşit yaratılmıştır; Yaratıcıları tarafından kendilerine devredilmez bazı haklar verilmiştir; bunlar arasında yaşama, özgürlük ve mutluluğu arama hakkı da vardır” demişlerdir.
Boşuna isyan etmediler yani! Yaşama haklarını, özgürlüklerini ve mutluluğu arama haklarını ellerine almak için ayaklandılar.
Şimdilerde biz “yeni yılın gelişini” kutlama konusunda bile anlaşamıyoruz ama birbirimize mutluluk dilemekte adeta yarışıyoruz. Bu mutluluk nasıl olacak? Kimin sayesinde ortaya çıkacak?
Dünyada yok yere başlatılan savaşlar var… Bu savaşları sona erdirmek hiç de kolay olmuyor. Savaşın tarafları, kendi iddialarının ille de kabul edilmesini istiyorlar ve bu iddiaları güç kullanarak dayatmak için yüzbinlerce ölüme, kaynakların tüketilmesine aldırmadan saldırıyorlar.
Doğayı acımasızca sömürüyoruz. O her zaman güçlüydü; yenilenebiliyordu. Ama artık bize yetişememeye başladı… Onu yok ederken kendi yaşam kaynaklarımızı da yok ediyoruz ve bir türlü durmak bilmiyor; aç gözlülüğümüzden vazgeçmiyoruz.
Açlık var… Gıda üretimi yetersiz kaldığı gibi, gıda ulaştırılamayan milyonlarca insanımız da açlıkla mücadele ediyor. Gıda üretimine, gıda güvenliği konusunda yapılması gereken araştırma ve diğer bilimsel çalışmalara harcanması gereken kaynaklar silahlanma yarışında heba ediliyor…
En kötüsü şu ama: Milyarlarca insan “güçlü olmakla” övünüyor. Güçlü olmayı, güç biriktirmeyi kutsuyoruz; “devlet” denen örgütlerden ve bizi adeta limon gibi sıkan diktatörlerden daha fazla silah üretmelerini talep ediyoruz. Onlar güçlendikçe de bağlılığımızı artırıyoruz.
Biz bunlar peşinde koşarken yeni bir yıl, takvim yapraklarının masum bir dönüşü bize mutluluk mu getirecek? Biz o kadar yüce varlıklarız ki dilekte bulunmamız yetecek ve mutluluk içinde yaşayacağız, öyle mi? Yaratıcılarımız başaramadı ama geçip giden yıllar bize mutluluk verecek sanıyoruz…
Dilemekle olmuyor ama işte! Her geçen yılı adeta lanetle uğurluyoruz. Akıp giden yıllar bize mutluluk getirmekte başarılı olamıyorlar.
Hepimiz değişmek zorundayız. 8 milyar sınırını aştık. Bunca insanın diğer canlı veya cansız varlıklarla birlikte var olabilmesi için isteklerimizin bir kısmından, gerçekteyse aç gözlülüğümüzden vaz geçmek zorundayız.




