NATO zirvesi 7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanıyor. Böylece Türkiye, NATO zirvesine ikinci kez ev sahipliği yapacak. Birincisi İstanbul’da, 2004 tarihinde gerçekleşmişti. O zirvede de önemli kararlar alınmıştı. NATO’nun genişlemesi çerçevesinde 7 Varşova Paktı üyesi ülke, NATO üyeliğine kabul edilmişti. 2026’da Ankara’da gerçekleşecek zirvede; ABD ve NATO’nun Avrupalı üyeleri arasında gelişen sorunların aşılması için de önemlidir. 2004’teki İstanbul Zirvesi, yalnızca 7 eski Doğu Bloku ülkesinin NATO üyeliğini onaylamak noktasında önem göstermedi. Aynı zamanda 26 – 28 Haziran 2004’te gerçekleşen NATO Zirvesi, bir başka çok önemli olayın da farklı bir olguya dönüşmesine yol açtı. ABD’nin Başkan Sayın George Bush liderliğinde dünyada büyük tepkilere yol açan Irak işgalinin yol açtığı gerilim; zirvenin başlamasına kısa süre kala, Irak’ın egemenliğinin Irak halkına devredileceğinin ABD tarafından açıklanması ile azaldı.
Şimdi 22 yıl sonra, Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi öncesi; bu kez dünyayı geren, ABD ve İran arasındaki savaşa dönük barış mutabakatın gelmesi; dünya çapında gelişen ekonomik, siyasi, askeri gerilimin de yumuşamasını sağladı. Bu konuda tek bir diken, İsrail olarak kaldı. Bu bakımdan 22 yıl önce İstanbul’daki zirve öncesi, Irak’ın egemenliğinin devri gündeme geldiği gibi, 22 yıl sonra Ankara’da gerçekleşecek zirvenin; ABD - İran arasındaki antlaşmanın kalıcı olmasına ve Lübnan ile Gazze’de barış ortamının gelişmesine katkı sağlanmasını umut etmek önemli bir beklenti olmalıdır.
İlginçtir, söz konusu zirve öncesi Türkiye Savunma Bakanı Sayın Yaşar Güler ile “Kıbrıs Cumhuriyeti” Savunma Bakanı Sayın Vasili Palmas da ayrı ayrı çok önemli mesajlar verdiler. Sayın Palmas, iç siyasete dönük büyük hamaset nutukları atılan, Yunanistan F-16 savaş uçaklarının Kıbrıs’a konuşlanması ile Fransa ile yapılan Askeri Kuvvetler Statüsü (SOFA) Antlaşmalarının, her ikisinin de geçici olduğunu ilan etti. Yani iç siyasi hamaset için atılan nutukların tersini, NATO Zirvesi öncesi açıkladı. Türkiye Savunma Bakanı Sayın Yaşar Güler de bunun akabinde, Fransa ile yapılan SOFA Antlaşması’nın uluslararası hukuka ve Garanti Antlaşmalarına uygun olmadığını ifade etti. Ancak Garanti ve İttifak Antlaşmaları Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ile Kıbrıs’ın iki toplumuna haklar kadar, sorumluluklar da yükler. Bunların başında iki temel husus vardır. Birincisi adanın toprak bütünlüğüdür. Diğeri ise adanın müesses nizamının; iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı olarak, ortak egemenlik temelinde olacağıdır. Bu bakımdan Sayın Palmas’ın, Yunan ve Fransız askeri güçlerinin kalıcı olmayacağına dönük açıklaması; Garanti Antlaşmalarının taraflara yüklediği sorumluluğa dayalıdır. Sayın Yaşar Güler’in de ifade ettiği Fransa ve Yunanistan’la yapılan askeri antlaşmaların uluslararası hukuka uygun olmadığı açıklaması da doğrunun bir yanıdır. Ancak her iki açıklamanın eksik kalan noktası ise, adanın toprak bütünlüğü temelinde kurulan müesses nizamın; iki toplumun siyasi eşitliğinde; karada, denizde, havada ve adanın her karışında ortak egemenlik temelinde olduğuna dönük vurgunun yapılmamasıdır. Ankara zirvesinin, iki NATO üyesi ülke olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki sorunlara beslenme zemini sağlayan Kıbrıs sorununa; karşılıklı kabul edilecek bir antlaşma bulunması için BM Genel Sekreterinin yeniden başlatmaya çalıştığı girişimlere de moral destek sağlamasını beklemek gerekir. Çünkü NATO’nun, 2004 İstanbul Zirvesi sonucunda gelişen olumlu noktalardan biri, Türkiye - AB ilişkilerinin pozitif ivme kazanması idi. Diğeri ise Kıbrıs Sorunun çözüm dinamiğine, 2004 Nisan Referandumu sonrası yeni bir hayat öpücüğü sağlanması idi. 2026 NATO Ankara Zirvesi’nin de böyle olumluluklara yol açmasını beklemek hak olsa gerek.
22 yıl sonra, NATO Ankara zirvesi
- 22 Haziran 2026, 09:34
- 26
YORUM EKLE
Yorumunuz Onaylanmak Üzere Gönderildi


