61. Zerrelerden kürelere temel gaye insanlık

“Bir milletin yetişip gelişmesini istiyorsanız, her şeyden önce ona düşünmeyi öğretin. Düşünme melekesini kazandığı gün etrafını görebilir, dostunu ve düşmanını seçebilir.” Voltaire.

Dünyadaki eşya ve hadiselerle vaktini geçirirsen mutluluk mesain artar. Bilmem biliyor musun, dünyada eylediğin ek mesailer ek maaşa tabi değildirler. Dünyanın ruha karşı yaptığı tahribatı kalbindeki iman işaretlerinin üzerine basarak karşı semaya geçebilirsin. Dünya nasipsiz kitlelerin doldurduğu facialar sahnesidir. Mâtemli kalbe illa ki bir kulp bulacaksın! Dünya sâri hastalıkların kol gezdiği, korkunç hayâsız salgınların insanlara bulaştığı adeta bencil çatışmaların olduğu nefs cehennemidir. Animal sıfatların(hayvânî) felâket çukurundan kurtulmak için hikmetler dershanesinde yedi yirmi dört tevhit gayesiyle insanlar düşünerek akletmeye muhtaçtır. İmanın hülâsası tefekkürle düşünmektir. Maddi ve manevi sefahatlerle ruh sonunda bitkin, bıkmış, tatminsiz, memnuniyetsiz sefalete düşer. Kalp işleri ego işlerine karışmıştır. Bencillik hat safhadadır. Herkes kendi tatmin ve çıkarını düşünen aslında düşünmeyen beşeriyeti putlaştırmışlardır. Pirincin içindeki kara taştır nefs kalpten ayıklanmayı fasılasız bekleyen. Ruh ve maneviyat mefhumlarımızı Materyalizm ve Pozitivizm’in albenisinden, insanının insana ve metâya tapmasını ve çekilmesini, kendini inkârı ve reddini önlemeliyiz. Ateizmi soluk alan herhangi bir insanlık ruhunu ve şuurunu âlemşümul şeytana komple devretmiştir.         

        Derin vecd içindedir hakikati rüyalarından şuura aksettiren ideal mümin ayna. Kalbin avizesi billûr parlıyor, imanımdaki ziya, mânâ mefkûresi içinde hüve. Kalbin meleke ülkesinde, kâinatın mabedi gönül iklimine açılan idrâk kapısıdır. Herkes kendi iradesiyle vicdan muhasebesinden geçmek zorundadır. Nefsi işgal ve istila eden ahlâksızlık, merhamet içgüdüsünün olmaması, irade ve algılama zayıflığı, benlik hevesi ve neşesi, öz eleştiri, muhakeme, duygudaşlık, gibi vasıfların hiç olmaması ve eksikliği insanı ve insanlığı devamlı hata yapmaya sevk eder. Zulmetten nura uyanmak için gaflet (Kadirbilmezlik) kâbuslarından derhal uyanmak gerekir. Hem hâlinizle hemfikir olduğunuzda şahsiyet sarayını daha çabuk inşa edersiniz. Bünyemizin manevi hücrelerini ve hayati tuğlalarını mesut ve müreffeh kılmak için öp-öz usûl teşebbüsüyle vüsul hakikatini vücuda getirmeliyiz.

  Düşünme melekesi çocukları siz gittiniz. Ardınızda birçok kalp bırakarak duygusuz eşyalar bırakarak, gümrah, sayrı, çürümüş bir ipliğe sizler için hayâl boncukları dizmiştim ben oysa. Yedinci katta bin odalı bir labirentte her yer artık çıkmaz sokak. Dar koridorların ışığını yakmak için zihniyet değiştirmeliyim. Cereyan döşemeliyim kalbe, sizin orada koltuk takımınız var mı? Şimdi mesela benim haberim yok. Düşünmeyi düşünmüyorum. Düşmekten düşünmeye korkuyorum. Beni kim tutacak, kim işitecek artık yozlaşmış bir akılla bırakılma macerama başladım. Bizzat silkinmek dini vecibelerle aklımı ve kalbimi düsturlar manzumesine dönüştürmek istiyorum. Çocuklarımı istiyorum ruhun güftesiyle metafizik eğretileme anaforundan çıkıp sanatta zanaatkâr, semâvî levhalara adını yazmak istiyorum İslâm. Kalbimin ilacı Allah’a mutlak inançtır ve Peygamber-i Zişân. Ruhumun miracı Müslümanlıktır.

Kalbin mübarek ledünniyâtı gönülde tevhit bestesidir. Fazilet hissi fikirlere sahip olmakla tekâmül mektebinde zırhlanır. Sen kalbini lahuti, sevdalı bir âhenkle pâk eyle ki hiçbir uhrevi madde te’sir etmesin. Fikirden ve aksiyondan bir mahyadır kalp,  gökyüzünde tulûat, hız ve hamle, adaletin mantığına gerilmiş imanın tefekkür matematiğidir.

YORUM EKLE