Afganistan ve Atatürk

Dünya çapında çok yönlü gelişmeler yaşanıyor. Ama Kıbrıs’ın Güney ve Kuzeyinde, ayrıca Ege’nin iki yakasında hala tarihi uzlaşmazlıkları daha da çetrefil hale getirmeye çalışanlar var. 
ABD, Afganistan’da ağır bir yenilgi aldı. Yenilen kötü amaçlı ama yenenin yeni ve güzele doğru yol açması da söz konusu değil. 
Tam da bu günlerde Güneyde bağnaz odaklar, Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatan bir sayfayı tarih kitaplarından yırtarak çıkarma tavrı geliştirdi. Bu akıl dışı tutuma ilk tepki, Kıbrıs Rum aydınlarından geldi. Onların bu demokratik cesaret dolu tutumları nedeni ile olayı biz öğrendik. Ancak bizdeki kimi karşı tepkiler, bu akıl dışı tutumu eleştirmenin ötesine geçti.
Halbuki Afganistan’daki gelişmeler bağlamında konuyu değerlendirilmeliyiz… Afganistan’da ABD emperyalizmi yenildi. Ancak yenenler yeni ve daha güzel bir gelecek vadetmiyor. Halbuki Güneydeki bağnazların, tarih kitabından yırtarak çıkartmaya çalıştıkları Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde verilen Ulusal Kurtuluş savaşı ile Sever planı ve emperyalist güçler yenildi. Fakat Anadolu’da galip gelenler, günümüz Afgan galiplerinin tersine, ulusları için “ Muasır Medeniyete” ulaşmak hedefi koydu. Kitaptaki o sayfayı yırtma talimatı veren Güneydeki akıl; yanı başında komşu olarak Afganistan gibi bir memleket mi ister? Yoksa Atatürk’ün koyduğu “muasır medeniyet” hedefi doğrultusunda ilerleyen çağdaş, demokratik bir hukuk devleti mi arzular? Akıl ikincisini emreder. Ama kör milliyetçilik bunun onlar tarafından görülmesini engeller. Yani ana dili ister Yunanca isterse Türkçe olsun insanlar, Afganistan’daki “kurtarıcılara” bakarak, 101 yıl evvel 19 Mayıs 1919’da Ulusal Kurtuluş için yola çıkıp, 1923’te bu yolu Cumhuriyet ile taçlandıran Mustafa Kemal Atatürk hareketinin niteliksel farkını görmelidir. Bunu görenler o kitaptan o sayfanın yırtılması akıl dışılığını da görür. Ana Dili Türkçe olanlar da bu nedenle, “ellerinizi kırarız” gibi söylemlerle tepki koymaz.
Yırtanlar ve “el kırıcılar” farklı ana dil konuşsalar da birlikte, ortak bilinçli bir unutkanlığa sahiptirler. Bu unutkanlığın biri, Atatürk’ün “ Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” belgisidir. İkinci ortak unutkanlıkları da yalnız Anadolu Kurtuluş savaşında değil, Balkan savaşlarında da savaşan Türk ve Yunan uluslarının liderleri; Atatürk ve Venizelos’un Türk - Yunan dostluğu için temel attıkları gerçeğidir.
Anadili Türkçe olup, Atatürk’ü sevdiklerini söyleyenlerle, onu “Muasır Medeniyet” hedefi koydu diye sevmeyenlerinde ortak unutkanlıkları var. Biri Atatürk’ün; “ Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” belgisidir. Diğeri de Atatürk’ün, Yunanistan siyaset insanı Sayın Venizelos ile Türk- Yunan dostluğu için attığı temeldir. Aynı şey ana dili Yunanca olanlarda da var. Onlar Sayın Venizelos’u akıllardan hepten silmenin ve unutturmanın peşindedirler. Mustafa Kemal Atatürk’ün tarih kitabından yırtılarak çıkartılması niyetinin gizli yanı da buradadır. Çünkü Atatürk’ü öğrenecek Yunan genci, onun Sayın Venizelos ile birlikte geliştirdiği Türk - Yunan Dostluğunu da öğrenecek. Yırtanlar ile buna tepki koyan “el kırıcıları”, bunların unutturulması ortak noktasında bulunmaktadırlar.
Evet, bugün Afganistan’a baktığımızda, Atatürk öncülüğünde yüz bir yıl evvel çıkılan yolun ne kadar değerli olduğunu görürüz. Bu nedenle laik, demokratik hukuk devleti ve sosyal adalet ile “Muasır Medeniyet” hedefi için yol yürümenin önemi ile “Yurtta Sulh, Cihanda Sulhun” değeri belirginleşir. Atatürk ile Venizelos’un iki ulusun yaşadığı acılar daha küllenmeden attıkları Türk- Yunan Dostluğu temeli de daha önem kazanır.

YORUM EKLE

banner464

banner459

banner455

banner460