Aile bağları yok oluyor!

Zafer elde eden, ya da savaşı kaybeden, fark etmez, her savaş sonrasında toplumsal travmaların yaşandığı, dejenere kıvamında yeni nesillerin türediği bir gerçektir.
Kimisinde bolluktan, kimisinde yokluktan, illa da adaletsiz dağıtımlardan geleneklerin dışında gelişmeler yaşanır.
Adeta aileler bunun “biz çektik onlar çekmesin” mantığı ile dejenerasyonun beşiğini kurarlar.
1974 harekâtları sonrasında Kıbrıs Türk insanında yaşanılan en büyük yozlaşma nedir bilir misiniz?
Paylaşımdaki uygunsuzluklardan, ganimete dayandırılan ve insanlar arasında yaratılan farklılıklardan önce, aile bağlarındaki zafiyetleri, yozlaşmayı öne çıkarmak, dikkate almak en gerçekçi saptama olacaktır diye düşünüyorum.
Atasını, “bakıcı” kisvesi altında farklı kültürlerden gelen insanların insafına terk etmek bunun en kestirme anlatımıdır.
Çalışan aile kavramının yarattığı bu toplumsal değişim sonrasında, yaşlanan, elden ayaktan kesilen anne, babalar ya da yakınlar, ya bakıcıların eline teslim edilmiş, ya da bakımevlerinin kuytu köşelerinde ölümü bekler hale sokulmuşlardır.
Sınırüstü köyündeki Halk Vakfı Bakımevindeki acımasızlıkların ortaya çıkmasından yıllar önce defalarca makalelerime konu yaptım.
Geçmişte bu bakımevlerine her yaptığım ziyarette yapısal bozukluklar, yetersizlikler, sorumsuzluklar yanında orada yaşamak zorunda kalan büyüklerimizin ortak derdi hep “ilgisizlik” olmuştur.
Yaşlıların yakındığı ilgisizlik, kendilerini o bakımevlerine bırakan yakınlarının ilgisizliğiydi!
Kimi evlatların, yakınların, anne, babasını bakımevine bıraktıktan sonra dönüp arkasına bakmadan, bayramdan, bayrama hatırlanan bir ortam yarattıklarını gözlerimle gördüm. İşte bütün bunları hesaba katan, sıcak aile ortamı yaratan bir bakımevi anlayışının ülkemizde kökleşmesi çağdaş dünyamızda,  kaçınılmazdır.
Kaldı ki bizdeki bakımevlerinin büyük çoğunluğunda, kötü yönetildiği deşifre olan ve ücret karşılığı bakım yapan Sınırüstü Halk Bakımevindeki uygulamanın tam benzeri olmasa da yakın boyutlarda bir Bakım evi yönetim şekli mevcuttur.
Yaşlı insanlarımız orada görevli kimselerin adeta insafına terk edilmiş bir konumdadır. Bu gibi uygulamaların ortadan kaldırılması için yapılması gereken sıkı denetimler olmalıdır. Aksine olumsuz uygulamalarda bulunanların derhal cezalandırılmalarıdır.
Aksi takdirde benzer sıkıntılar her zaman yaşatılacak, yaşlı insanlarımız acı çekecek, yağmurdan kaçarken dolunun altında kalacaklar, son yıllarını “Allah canımı alsa da kurtulsam” mırıltılarıyla kapatacaklardır!

YORUM EKLE

banner471

banner468