Alka Seltzer ve Eno

Günümüzde UBP Başkanı yerine, bir başka UBP vekiline hükümet kurma görevi verilmesi senaryoları konuşuluyor. Bunu geçmişte de yaşamıştık. Geçmişte Kıbrıs siyasetinde etkin odakların da desteği ile dönemin CB Sayın Denktaş, UBP ile başlayan güç yarışının ilk krizinde, UBP Başkanı Sayın Eroğlu yerine, bir başka UBP milletvekiline hükümeti kurma görevi vermek istemişti… Bu tutumu, UBP Parti Meclisi kabul etmedi. Dönemin muhalefet partileri CTP ve TKP;  UBP'ye ve Sayın Eroğlu'na muhalefetlerine karşın, buna karşı çıkmışlardı. Bunun demokrasi ve halk iradesine dönük bir darbe olduğuna vurgu yapmışlardı. Yani Sayın Eroğlu ve UBP ile çelişkilerine karşın, UBP’nin Kurultay iradesine ve seçimdeki halk iradesine saygı duyarak, bu müdahaleye hayır demişlerdi. 
Ancak bu müdahaleyi def ettikten sonra UBP liderliği, o müdahalede bulunanlarla uzlaşarak, bu kez anti demokratik seçim yasası ile 1990 seçimlerine gitti. Ülke ikiye bölündü. Bu öyle bir seçim sistemi idi ki bir oyla birinci gelen, Meclisin üçte ikisini alırdı. Sonuçta CTP ve TKP, 1990’da seçimlere yapılan müdahalelerle, Meclisin üçte ikisini kazandığını zannedenlere karşı, Meclisi boykot etti. Seçilen CTP ve TKP milletvekilleri seçim sonrası yemin etmediler. Bir ay sonra allau valla ile onları Meclisten attılar. CTP ve TKP vekillerinden boşalan sandalyelere dönük, Ara Seçim yaptılar. Muhalefet, o Ara Seçimi de Boykot etti. Böylece CTP ve TKP vekillerinin yerine, UBP vekilleri seçildi. Sonuçta 50 kişilik KKTC Meclisinde 45 UBP çoğunluğu oluştu. Muhalefetin yokluğu ve bu ezici çoğunluk, İktidara ve bunu gerçekleştiren iç ve dış odaklara da huzur getirmedi. Çünkü bu durum, iç ekonomik ve demokratik ortama ve dış politikaya ciddi sorunlar getirdi. Sonuçta UBP ikiye bölündü. Sayın Denktaş ile derin çelişki oluştu. Eroğlu – Denktaş çatışması doruğa çıktı. Bunun sonucunda Erken Seçim kaçınılmaz oldu. Meclisin üçte ikisini gasp edenler, Erken Seçime gitmek zorunda kaldı.
Bu durumdan hala dersler çıkarılmadığı görülmektedir. Fakat günümüzde durum, dünden farklı bir haldedir. En başta UBP, kendi parti iradesine sahip çıkmıyor. Çünkü eroin bağımlısı gibi hükümet olmaya ve erkte kalmaya bağımlı bir hale döndüler. “İktidar Bizim İşimiz” sloganı, bunun en somut ifadesi idi. Böylece erkte olmak için demokratik ve kamu değerlerini pervasızca çiğnemeyi meziyet bildiler. Sonuçta bu güya meziyet, onlara bir şey getirdi. Kendi demokratik iradeleri ve kurulları ile kurallarını da bu mantık hiçleştirdi. Sırf erkte kalmak uğruna, kendi PM kararı olan, “Bakanlar UBP Meclis Grubundan atanacak” kararın, pres altında kalarak deldiler. Böylece UBP; kendi Genel Başkanının Başbakan olamayacağı oyunun koşullarını da kendi eli ile yarattı. Şimdi de Genel Başkan dışında bir kişinin Başkanlığında Hükümet kurulmasını hazmetmek için; paket paket Alka Seztler, Eno içmeye başladılar. Muhalefet bu yaşananlara tepkili. Ama dünkü refleksleri göstermiyor. Çünkü demokrasi ve halk iradesi için yapılan demokrasi dışı tavırlara karşı, ilkesel tavır takınan muhalefet; bunlar dereyi geçtikten sonra; yine onlar tarafından hain, Türkiye düşmanı diye çamur atılarak karalayan ve jurnalleyen zihniyetin oyunlarını acı ile yaşadıkları için; olanı biteni temkinle izliyorlar. 
Bugün, CB Sayın Tatar ne eski CB Sayın Denktaş’ın tarihsel karizmasına ve siyasi ağırlığına sahiptir ne de UBP kendi kurullarına ve kurallarına sadıktır. Bundan ötürü Sayın Sucuoğlu, yalnızları yaşıyor. Ama gerçekte yaşanan, Kıbrıs Türk halkının demokratik kurumsal varlığının ciddi erozyonudur. Bu ise başta Kıbrıs sorunu olmak üzere topluma ve Türkiye’ye orta, uzun vadede pahalıya mal olacaktır. Esas olan Kıbrıs Türk halkının, yani Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan insanların kendi özgür iradeleridir. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
ARDA GENÇ
ARDA GENÇ - 2 ay Önce

15 KASIM 1983'TEN BERİ KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ'NDE 33 HÜKÜMET KURULDU.YANİ ORTALAMA BİR HÜKÜMETİN ÖMRÜ 13 AY.SON OLARAK DEMOKRAT PARTİSİ İLE YENİDEN DOĞUŞ PARTİSİ'NİN GENEL BAŞKANLARI YENİ KURULAN HÜKÜMETE MECLİS'TE GÜVENOYU VERMEYECEKLERİNİ AÇIKLADILAR. UFUKTA YENİDEN ERKEN SEÇİM GÖZÜKÜYOR.SÜREKLİ AYNI ŞEYLERİ YAPIP YAPIP FARKLI SONUÇLAR BEKLEMEK APTALLIKTIR.BİR AN ÖNCE İSTİKRARLI BİR YÖNETİM İÇİN DEVLET BAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNE GEÇMELİYİZ.YOKSA ÜLKECE BATACAĞIZ NOKTA

Vatandaş
Vatandaş @ARDA GENÇ - 2 ay Önce

Anladık be gardaş,ağzında sakız ettin devamlı çiğniyorsun..Nereye baksak senin başkanlık sistemi önerin tutturmuş gidiyorsun...Baydın artık..Anladık bişeyler biliyorsun da,bildiğini kendine sakla usandırdın çünkü....

ARDA GENÇ
ARDA GENÇ - 2 ay Önce

15 KASIM 1983'TEN BERİ KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ'NDE 33 HÜKÜMET KURULDU.YANİ ORTALAMA BİR HÜKÜMETİN ÖMRÜ SADECE 13 AY.BİR AN ÖNCE İSTİKRARLI BİR YÖNETİM İÇİN RUMLAR GİBİ DEVLET BAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNE GEÇMELİYİZ.TAM BAĞIMSIZ BİR ÜLKE İÇİN DEVLET BAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNE GEÇMELİYİZ.YOKSA ÜLKECE BATACAĞIZ.DÜNYA'NIN EN İYİ EKONOMİSİNE SAHİP AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ BAŞKANLIK SİSTEMİYLE YÖNETİLİYOR.VE ÇOK DA BAŞARILILAR.

banner471

banner465