Sıla Usar İncirli, köy köy dolaşarak partisini iktidara taşımaya çalışıyor. Halkın derdini dinlerken parti görüşlerini ve tutumunu onlarla paylaşmak, iktidar yürüyüşünün en önemli bileşenlerinden biridir tabii…
Ama yeterli mi, bilmiyorum!
Türkiye’de narenciye ürünleri dalında kalmışken Güzelyurt’taki üreticinin sorunlarını çö-zebilmek hiç de kolay olmayacaktır. İster beceriksizlik deyin, isterse plansızlık… Bugü-nün dünyasında tarım ve gıda ürünlerinin çarşıdaki fiyatları yükselirken üreticilerin işi devam ettirmekte zorlandığının pek çok örneği var. Bütün bu sorunları şimdi iktidarda olanların veya onların tayin ettiği kadroların “beceriksizliği” ile açıklamak yetmez.
Dubai’deki gıda fuarı, süt ürünleri sektörüyle birlikte hayvancılığımızın içinde bulunduğu durumu da gözler önüne serdi. Bize hellim için öneriler 4 Euro’luk fiyat ne ipe yetiyor ne sabuna… Bu fiyatlarla ihracat yapabilmek için bir o kadar destek lazım… İhracata gelene kadar verilen ve aslında yetersiz bulunan destekleri de dikkate alırsak hellim ihracatının ülkeye getirisi olan bir iş olarak görülemeyeceği gerçeği açıkça ortaya çıkıyor.
Bu örneklerdeki gibi sorunlara çare aranırken devleti çok büyük yükler altına sokmamak gerektiği de bir diğer gerçeğimizdir. Devlet ne sınırsız gelirlere sahiptir ne de sınırsız öde-me gücüne… Üstelik “kamu maaşları” denen bir bela, başında Demokles’in kılıcı gibi sallanıp durmaktadır. Ne işe yaradığını kimsenin izah edemediği kamu yönetimi, vergi gelirlerinden çok daha fazlasını yiyip yutmaktadır. Hükümetler, “maaşları ödemeyi” esas ama aslında “tek” amaç olarak belirlemiş görünüyorlar; başka şeylere kaynak ayırmak onlar için bir “fantezi” halini aldı.
Bugünkü hükümet bu sorunlarla baş edemiyor. Bu nedenle herkes ayakta! Sütçüye, na-renciye üreticisine, çiftçiye ve hayvancıya üretimi sorunsuz bir şekilde devam ettirecek kaynak aktarılamıyor. Kamu görevlilerinin maaşlarını ödeyemediği için devamlı olarak borçlandığı yetmezmiş gibi vergi matrahlarını yükseltmeyerek enflasyon nedeniyle artır-mak zorunda kaldığı maaşlardan daha yüksek vergi kesiyor. Verirmiş gibi yaparken he-pimizi üç kağıda getirip cebimizdeki paranın daha fazlasını kendine çekiyor.
Böyle bir ortamda CTP’nin farklı kesimlerin desteğini alması hiç de zor olmayacak gibi görünüyor ama esas sorun da bu desteği almakla başlayacak: CTP şimdi yaratacağı beklentileri nasıl karşılayacak?
Kesin ifadeler kullanılarak açık sözler verilmese bile yaratılan imaj bütün bu sorunların “nüfus sayımı ve planlama” ile çözümleneceği şeklindedir. İnsanın “ne alakası var” di-yesi geliyor. Nüfusu bilmiyor olsanız bile devlet hastanelerinin ve sağlık ocaklarının ye-tersizliğini zaten gözlemliyorsunuz… Okulların durumunda bilinemeyen bir şey yok… Narenciyenin dalında kalması tehlikesi nüfusla doğrudan ilgili değil. Nüfus daha az veya daha çok çıkarsa hayvancılar ne yapacak? Nüfusu saymanız ve bilinir hale getirmeniz kaynak temin etmeyecek! Memurlara maaş yetiştiremezken bu sorunları hafifletmek için nereden kaynak bulacaksınız? Bu kaynağı temin ettiğinizde sürdürülebilir bir refah orta-mı yaratmak bakımından harcamayı nasıl yapacaksınız?
Beklenti oldukça mütevazidir aslında… Herkes korunmak istiyor ama devletin herkesi korumaya gücü yetmeyecek. CTP bunun sözünü verirken zorlukları bilenleri nasıl ikna edecek?
CTP’nin zorlu sınavı: Seçmen nasıl ikna edilecek?
Paylaş