Diyalog Gazetesi
2026-02-20 10:36:46

Dört aylık uygulama iyi bir örnek oldu! 

Hasan ERÇAKICA

20 Şubat 2026, 10:36

Erhürman’ın seçilmesinden bu yana geçen sürede Kıbrıs sorunu konusunda bazı şeyleri daha net görme olanağına kavuştuk…

İki önemli nokta var diye düşünüyorum…

Birincisi… Cumhurbaşkanı’nın geliştirdiği metodoloji, uluslararası alanda kabul görüyor. Bu nedenle Türkiye ile Erhürman arasında yaşanması beklenen gerilim bazılarını hayal kırıklığına karşın bir türlü ortaya çıkamıyor. Gerilimin tersine ortada görünür bir “uyum” var.

Bu da gösteriyor ki “Türkiye emreder, ben de yaparım” tutumu iyi bir siyasi yaklaşım değil. Kıbrıslı Türk liderlerin de Türk politikasına katkıları olabilir ve olmalıdır. Böylece Türkiye ile ilişkiler çok daha verimli bir hale getirilebilir ve Türkiye’nin desteği daha bir anlam kazanır.

İkincisi… Rum tarafına destek, sınırsız ve koşulsuz değil… Erhürman’ın amacı Hristodulidis’i tartışılır hale getirmek olmasa bile ortaya koyduğu politik hareket hattının böyle bir sonucu olduğu görülüyor. Hristodulidis, Birleşmiş Milletler üst kademesi tarafından eleştirilir hale geldi. Bu eleştiri iç politikada alıştığımız türden olmasa bile yeterince görünür ve anlaşılır durumdadır.

Anlıyoruz ki uluslararası ilişkiler sadece bir güç yarışı değil, aynı zamanda bir iletişim olayıdır. Bazı konularda tek ayak üzerinde direnmek ve aynı ezberi tekrar edip durmakla kendi kendinize zarar verirken “rakip” ve hatta “düşman” olduğunuzu iddia ettiklerinizin işlerini de kolaylaştırabiliyorsunuz.

Gelişmeler gösteriyor ki Erhürman’ın tutumu ve şimdiye kadarki sonuçları, Kıbrıslı Rum lider Hristodulidis’i iyice şaşkına çevirdi. Kendi yaptıklarını veya tutumunu anlatmayı bıraktı, Erhürman’ın ne yapması gerektiğini söylemeye başladı. Türkiye’nin Kıbrıs sorunundaki tezinin “iki devlet” olduğunu öne sürerek, “Eğer Erhürman’ın tezi de buysa kamuoyuna net şekilde açıklasını” talep etmeye başladı. Erhürman’ı “Tatar’ın devamı” veya “Türkiye’nin adamı” olarak lanse edeceği malzemeyi toparlamaya çalışıyor!

Sonuç olarak, Erhürman’ın dört aylık Cumhurbaşkanlığı döneminin Kıbrıslı Türklerin uluslararası itibarına ve Türkiye ile ilişkilerinin “doğru zemine” oturmasına büyük katkısı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Aynı tutumu hükümetten ve hükümet olmaya çalışanlardan da bekliyoruz. Onların bugünkü davranışlarını veya geleceğe ilişkin açıklama ve vaadlerini tam da bu kritere göre değerlendirmek hakkımızdır diye düşünüyorum.

Önümüzde iyi bir örnek var…

Daha iyisi çıkana kadar bu örneği taklit etmekte yarar var!

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.