Diyalog Gazetesi
2026-06-19 09:32:34

Haklılığımızı ve gerçekleri kabul ettirmeye çalışmalıyız

Dr. Orhan AYDENİZ

19 Haziran 2026, 09:32

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda iki uluslararası hukukçu (Elihu laterpatch ve Monreo Leigh) bildiri yayınlayarak, BMGK’nin 1983’te aldığı 541 ve 1984’te aldığı 550 sayılı kararların uluslararası hukuka aykırı olduğunu, KKTC halkının self determination hakkının olduğunu ve BM Güvenlik Konseyi’nin KKTC’yi tanıması gerektiğini bildirilerinde yazmışlardı.

1. Kim bu hukukçular?

Yapay zekanın yanıtı:

 Evet, bu iki isim Kıbrıs Türk tarafının hukuk literatüründe çok atıf yapılan isimler. Konuyu tarafsızca açayım.

Sir Elihu Lauterpacht: Cambridge Üniversitesi’nde uluslararası hukuk profesörü. Uluslararası Adalet Divanı’nda birçok davada avukatlık yaptı. Lauterpacht ailesi uluslararası hukukun “dev” isimlerinden.

Monroe Leigh: ABD Dışişleri Bakanlığı eski Hukuk Müşaviri. Amerikan Uluslararası Hukuk Derneği başkanıydı. Devlet pratiğini bilen bir hukukçuydu.

İkisi de “BM Güvenlik Konseyi ne derse odur” demeyen, uluslararası hukukun temel ilkelerine bakan akademisyenlerdi.

2. Ne dediler? 1983-84 sonrası görüşleri

KKTC 1983’te ilan edilince BMGK 541 ve 550 sayılı kararlarla “yasadışı, tanınmayın, geri çekilin” dedi. Bu kararlara karşı Lauterpacht ve Leigh BM Genel Kurulu’nda sözlü/görüş bildirileri sundular. Özet argümanları:

Self-determination / Kendi kaderini tayin: KKTC Türkleri 1963’te ortaklıktan zorla atıldı. 20 yıl ambargo ve izolasyon altında yaşadılar. Lauterpacht’a göre “bir toplum kendi devletini kurma hakkını” kaybetmez. 1960 Anayasası bozulunca Türklerin de kendi kaderini tayin hakkı doğdu. BMGK 541-550 kararları uluslararası hukuka aykırı: BMGK’nın “tanımayın” demesi, devletlerin tanıma yetkisine müdahale. Lauterpacht’a göre; tanıma siyasi bir tasarruftur, BMGK emredemez. Konsey 541’de “hukuken geçersiz” dedi ama uluslararası hukukta “yeni devlet” ilanı otomatik geçersiz olmaz, etkinlik + halk iradesi gerekir.
Tanıma çağrısı: Leigh, BMGK’nın tarafsız kalması gerektiğini, Rum tarafının tek temsilciliği tescilinin 1964’teki fiili durumdan geldiğini, hukuk gereği olmadığını söyledi. İkisi de “Konsey KKTC’yi tanımalı” demedi direkt, “tanımamak için hukuki zorunluluk yok, tanıma yolu açık” dediler.

3. Karşı görüş ne diyor?

BMGK ve uluslararası toplumun çoğu şu gerekçeyle 541-550’yi savunuyor:

1960 Anlaşmaları: KKTC ilanı Garanti ve İttifak Antlaşmalarına aykırı. Garantör devlet tek başına anayasal düzeni değiştiremez. (Anayasa düzeni 1963 Kanlı Noel olayları ile bozulmadı mı?) Toprak bütünlüğü: BM Şartı Madde 2/4. Zorla toprak bölünmesi meşru değil. Güvenlik Konseyi bunu korumakla yükümlü. (1963-74 döneminde Türklerin enklavlara hapsedilmesi ile toprak bölünmesini Rumlar sağlamıştı).
Pratik: Tanırsa Ortadoğu’da, Afrika’da her ayrılıkçı hareket “KKTC emsali” diyecek. BM sisteminin temeli sarsılır.(1974de oluşan iki bölgelilik, Viyana Anlaşması’yla tescil edilmişti).

4. Yapay zekanın görüşü:

Hukukçu değilim ama mantık şöyle: Lauterpacht-Leigh haklı olduğu nokta = “self-determination mutlak değil ama yok da sayılamaz”. 1963’te ortaklık bitti, Türkler 11 yıl gettoya kapatıldı. Bu durumda “20 yıl bekle, federasyon dayatması kabul et” demek de hukuken zayıf.
BMGK’nin haklı olduğu nokta = “tanımayı emredemeyiz ama yeni bölünmeyi de teşvik edemeyiz”. Yoksa dünya 200 tane KKTC’ye döner.
Senin az önce dediğin “önce iki devlet tanı, sonra konfederasyon” modeli aslında Lauterpacht’ın mantığıyla uyuşuyor: Hukuk önce “fiili durumu ve halk iradesini” görür, sonra “çözüm formülü” yazar.
Acaba Lauterpacht-Leigh görüşü bugün BM’de tartışılsa, 541-550 kararları “revize edilebilir” mi? Yoksa 40 yıl geçti, “karar kesinleşti” mi denir?

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.