Kıbrıslı Rum lider Hristodulidis’i kişilik analizi yapacak kadar yakından tanımadığımız gibi bu alanda bir iddia ortaya koyacak kadar bilgi ve beceri sahibi olmadığımız da kesindir. Buna karşın Hristodulidis’in bize etkileri olacak bir “kişilik” olarak nasıl biri olduğunun merak uyandırması, normal karşılanmalıdır. Bu merağın etkisi altında araştırmak ve düşüncelerimizi paylaşmak normal değil mi?
Hristodulidis’in kişiliği ile ilgili ilk gözlemler Anastasiadis hükümetinin sözcülüğünü yaptığı döneme kadar geri uzatılabilir. Hükümet sözcüsü olduğu halde Kıbrıs Rum halkının yetiştirdiği en saygın kişilerden biri olan Dışişleri Bakanı Kasulides’den rol çalmak için her şeyi yapmış ve sözcülük pozisyonuna aldırmadan bölgede geliştirilen üçlü anlaşmaların liderliğini yapmaya souunmuştu. Anastasiadis üstünde belli etkilere sahip olmalıydı ki o da buna olanak tanımış ve seçimi yeniden kazanmasının ardından Hristodulidis’i dişişleri bakanı olarak görevlendirebilmişti.
1973 doğumlu olan Hristodulidis, hükümet sözcülüğüne başladığı 40’ncı yaşından itibaren Kıbrıs Rum politikasının şekillenmesinde merkezi bir rol oynamaktadır.
Belli ki bu rol ona yetmemiştir. Şimdilerde AB politikalarının şekillenmesinde benzer bir rol üstlenme gayretindedir. Bu yeni çabanın temelinde, Kıbrıs’ın ileri bir üs olarak AB’nin kullanımına verilmesi çabası vardır. Perşembe günü Eurochambers başkanları toplantısında yaptığı konuşmadaki ifadeleri bunu yeterince açık bir şekilde kanıtlıyor. Kıbrıs’ı; Orta Doğu’da birliğe giden yolu aydınlatan fener olarak tarif etti. “Kendi küçük ama aklı büyük” bir rol düşündüğü anlaşılıyor.
Bütün bunları hayal ederken Kıbrıs sorununu unutmak en iyisidir! Ne Kıbrıslı Türklerden söz ediyor, ne de Kıbrıs sorunu diye bir sorunun varlığından… Ne AB muktesebatının askıda olduğundan, ne de adanın birleştirilmesiden… Yabancı liderleri variller arasından Kuzey’i dikizlemeye götürdüğüne de bakmayın, bunu Kuzey’de vahşi barbarların yaşadığını kanıtlayan bir gösteri olarak sunuyor olmalıdır. Gidilemez, görülemez ve konuşulamaz ama ancak dikizlenebilir bir yer!
Kıbrıs sorunu şimdilerde böyle bir darboğaza sıkışmış durumdadır. Hristodulidis’in istediği kadar ilerleyecek; istemediği zaman yerinde sayacaktır. Ama bunun da belli sonuçları olacaktır. Kıbrıslı Türk liderliğinin el değiştirmesinden sonra işlerin zorlaştığını fark eden çok sayıda Kıbrıslı Rum’un varlığı kendini göstermeye başladı. Yunanistan hükümeti ve BM üst düzey görevlileri ile yaşadığı sorunlar, geçen hafta Rum basınında genişçe yer almıştı… Bunlara Türkiye ile ilişkileri iyileştirme çabasında olan Avrupalı liderleri de eklersek Hristodulidis’in giderek daha da yalnızlaşacağını söylemek kehanet olmasa gerek.
Bu durumda Hristodulidis’e “dur” denecek mi veya kim “dur” diyecek diye beklemek gerekiyor. Türk tarafının, bu süreçte, kararlı ama uyumlu bir tutum benimsemesi; tezlerini ortaklaşmaya, uluslararası güvenlik ve işbirliği gibi temel ilkelere dayandırarak beklemesi en doğru yöntem olacak gibi görünüyor.