İran’daki Molla Rejimi, ABD’yi “büyük şeytan” İsrail’i ise “küçük şeytan” olarak isimlendiriyor. İsrail’in ortadan kaldırılması gereken bir devlet olduğu sıklıkla dile getiriliyor.
Molla Rejimi, şeytanlarla mücadele edebilmek için petrol gelirlerini kullanıyor. Devrim Muhafızları bir ordudur ama bağımsızdır; kendi ideolojik hedeflerine bağlıdır. Devrim Muhafızları, İsrail etrafında paramiliter güçler oluşturmuş ve füzelerle teçhiz etmiştir: Lübnan’da Hizbullah; Gazze’de Hamas ve İslami Cihat; Yemen’de Husiler ve Irak’ta Haşti Şabi… Bunlar zaten emir-komuta altındadır ama Mollaların belirlediği hedeflere gönüllü olarak hizmet ettikleri de unutulmamalıdır.
Bu arada İran, hava sahasına hakim olabilecek teknolojiyi geliştirmeye çalışmak yerine erişebileceği yerlere füze atabilme kabiliyetine sahip olmayı tercih etmiş ve “bana saldırırsanız siz de yıkıma uğrarsınız” türünden Şii geleneğine de uygun bir tehdit haline gelmiştir.
Şimdilerde devam etmekte olan savaş da bu parametreler üzerinden sürdürülüyor. Son olarak Diego Garcia’ya yönelik füze saldırısı İran’ın 4000 km ötedeki hedefler için bile bir tehdit olabileceğini gösterirken İsrail’in Arad kentinde sivil alana yönelik füze saldırısı, saldırının ahlaki sınırları olmayacağını kanıtlamıştır.
İran, gücünü gösterirken nasıl bir tehdit oluşturduğunu da yeniden ve yeniden kanıtlamaktadır.
Düşmanlarının bunun karşılığında izleyebilecekleri iki yol vardır: Birincisi geri çekilmek; ikincisi şimdiki zayıflıklarını dikkate alarak bu tehdidi tam olarak ortadan kaldırmak.
ABD geri çekilemez! Böyle bir çekilmenin, küresel etkisinin sıfırlanması ile sonuçlanacağı açıktır. Petrol üreticisi devletler ABD’nin koyduğu kuralları bir kenara bırakırlarsa dünya ekonomisi üzerindeki hakimiyeti de sona erecektir.
Böyle bir çekilme İsrail için ciddi bir yaşamsal tehdit oluşturur. Bölgedeki petrol üreticisi Arap devletleri bütünüyle İran’ın etkisi altına girebilirler ve İsrail ile iş birliği yapma seçenekleri ortadan kalkar.
Çekilmeye ne İsrail müsaade eder ne de ABD yönetimi üzerinde etkisi bilinen Yahudi Lobisi. Geriye, bu savaşı sonuna kadar sürdürmek kalıyor ama “son” nerededir; devam edecekleri savaş nerede bitecektir?
Pentagon’un planlarını tam olarak bilemeyiz; çeşitli öngörülerimiz olabilir. Benim düşüncem Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nın ABD ve müttefiklerinin kontrolüne alınmasıyla biteceği şeklindedir. İran’ın derinlikleri Mollalara kalacak ama petrol gelirleri sona erecek. Böylece nükleer programlar, füze üretimi ve paramiliter güçler beslemek kapasitesi sıfırlanmak istenecektir. Tehdit de ortadan kalkarken İran Afganistan gibi bir yer olacak; olan, orada yaşamak zorunda kalan insanlara olacaktır.
ABD ve İsrail saldırıyor… İran direniyor. Direnişini “sizi de yok ederim” mantığı ile devam ettirmeye çalıştıkça başta Suudi Arabistan ve İngiltere olmak üzere başka devletlerin de kendine karşı savaşa girmesini zorlamış oluyor ve karşısındaki cepheyi büyütüyor. Bu paradoks savaşın kaderini belirleyecek gibi görünüyor.
İran gücünü gösterdikçe saldırılar artacaktır!
Paylaş