Diyalog Gazetesi
2026-03-01 00:58:47

İran’a saldırılar ve bölgesel gelişmeler

Reşat AKAR

rakar@diyaloggazetesi.com 01 Mart 2026, 00:58

ABD Başkanı Trump’ın günlerce devam eden uyarıları sonrasında beklenen askeri operasyon dün gerçekleşti…

İsrail ile ABD kuvvetleri İran’ı hedef alırken; İran’ın körfez ülkelerine saldırılarda bulunması dikkat çekicidir…

Son yıllarda dünyanın gözdesi haline gelen Dubai’nin de aralarında bulunduğu birçok bölgeye füze saldırılarının düzenlenmesinden çıkarılması gereken dersler vardır…

Özetle bu bölgeler, Arap ülkeleri büyük zenginliğe rağmen uzun vadede güvenilecek ülkeler değildir…

ABD ve İran’ın dün başlayan saldırıları konusunda değişik senaryoların gündeme geldiğini görüyoruz…

Bunlardan bir tanesi, mevcut rejimin çökertilmesi ve büyük zararlara yol açmadan yeni yönetimin iş başına getirilmesidir…

İran’da meydana gelebilecek bir iç savaş tehlikesi, bölgedeki ülkeler için endişe verici olur…

Savaş öncesinde ortaya atılan senaryoların en önemli noktalarından biri de uzun süre devam edecek bir iç savaş tehlikesiydi…

Ne var ki; nüfusu 90 milyonu aşan bir ülkenin iç savaşa sürüklenmesi bölgedeki diğer ülkeleri de rahatsız eder…

ABD ve İran’ın, rejim değişikliği sağlamaya yönelik kısa süreli müdahale planları başarılı olduğu takdirde, krizin daha kolay aşılabileceği öngörülüyor…

Türkiye’nin başından beri tarafsız pozisyonda durması ise son derece önemlidir…

Hatta arabuluculuk konusunda taraflara açık çağrıda bulunması diplomatik açıdan önemli bir başarıdır…

Gelinen noktada; ülkemiz Kıbrıs’ın ‘Yeni Ortadoğu’ projesinde nasıl bir yer alacağını da düşünmeliyiz…

Konumu itibarıyla savaşa en yakın bölgelerden birinde yaşıyoruz…

Ayrıca burada iki tane İngiliz üssü vardır…

Ağrotur’da konuşlanmış savaş uçakları saldırının ilk gününde İran’a yönlendirilmemiş olabilir…

Fakat bundan sonraki süreçte nelerin olacağını kestirmek zordur…

Önemli olan savaşlarda dersler çıkarıp, Kıbrıs’ı bir barış adası haline getirebilmektir…

Türk tarafında böylesi bir anlayışa sahip bir liderlik vardır ve Sayın Erhürman izlediği ılımlı siyasetle Birleşmiş Milletler’in ilgi ve desteğini sağlayabilecek durumdadır…

Rum liderliğinin de, AB Dönem Başkanlığı nedeniyle şımarmayı bir kenara bırakıp, iki toplum arasında güven artırıcı adımları atması, ardından siyasi eşitliğe dayalı bir çözüme destek vermesi doğru olandır… 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.