Güney Kıbrıs seçimlerini nasıl değerlendirirseniz değerlendirin siyasal tablonun çok fazla değişmediğini göreceksiniz.
Sorun sadece oy oranları veya milletvekili sayıları gibi rakamlar da değil zaten. Ortaya çıkan tablodan, Kıbrıs Rum toplumunun tutumunu şekillendiren siyasal eğilimleri de tanımlayabilir ve anlayabilirsiniz.
Merkez aynı merkez. DİSİ baş köşede oturuyor. Merkezin sağında… Kıbrıs sorununa iki bölgeli, iki toplumlu federal çözüm istediklerini söylüyorlar ama böyle bir yapıda Kıbrıslı Türklerin etkin olmasını da istemiyorlar. Kendilerinin yönetecekleri devlet yapısı içinde Maronitlerden biraz daha fazla haklara sahip bir Kıbrıs Türk toplumu olsun arayışı içindedirler.
DİSİ’nin daha insancıl bir formu olarak AKEL hemen yanında… Kuruluşundan bu yana sosyalistliğini veya komünistliğini kanıtlayacak hiçbir eylemi olmayan ama kendini komünist olarak satma başarısını göstererek hümanist insanlara ev sahipliği yapmış siyasi bir yapı… Ne işe yaradıklarını kendileri bile bilmiyorlar. Kıbrıs sorununun çözümüne katkı yapmaya niyetleri olmadığı da ortada.
ELAM’ın üçüncü sıraya yerleşmiş olması kendileri bakımından bir başarı sayılabilir ama “eski üçüncü” olarak DİKO’dan ne gibi bir farkları olduğunu kimse bilmiyor. Liderlerinin DİKO’nun başındaki Nikolas Papadupulos’tan daha ırkçı oldukları da söylenemez sanırım. Şimdi artık baraj altında kalan EDEK, ELAM’dan daha Helenist değil miydi?
Geriye kalan küçük partilerin içinde kimin ne olduğunu bile bilmiyoruz… Merkezin zayıflama eğilimlerini değerlendiren politika tutkunları olmaları kuvvetle muhtemeldir.
Rumlardaki ırkçılığın adı Helenizm’dir… İhtiyaçları olduğu anda, hemen hemen bütün siyasi partiler “Helenizm’in yüce çıkarlarının” hizmetine giriveriyorlar.
Gelelim bizim tarafa… Irkçı denilebilecek kadar Türkçü olanlar ELAM’ın yükselişinden korktular mı, memnun mu oldular anlamak oldukça zor… “ELAM güçlendi, uzlaşmak zor olacak” diyen bile çıktı aralarından…
Hay Allah! Rum tarafı ile uzlaşmak için ellerinden her geleni yaptılar ve hatta amuda bile kalktılar ama ne yapsınlar ki ELAM güçlendi! “Kandır çocuğu da taksim istesin” gibi bir şey… Herkesi aptal yerine koymak da denebilir tabii…
ELAM’ın güçlenmesi iyi bir şey değildir ama bunu bütün dünyada yükselişte ama özellikle de Türkiye’de hakim olan dinci-milliyetçi akımlardan ayrı düşünemeyiz. Artan ekonomik ve sosyal sorunlar ilk aşamada böyle bir sonuç doğuruyor. Sorunları çözümlemek kaçınılmaz hale gelince nasıl çözümler bulunacağını ise kim bilir? Helenizm adaya tam olarak egemen olamayacağına göre, daha iş birlikçi ve herkesin hakkını gözeten çözümler bulmak kaçınılmaz olacak. Irkçılığın yükselir gibi göründüğü diğer ülkelerde de daha makul ve işe yarayacak çözümlere yönelmek, kaçınılmaz olarak gündeme gelecek.
Bir de şunu belirtmek gerekiyor sanırım: Güney Kıbrıs’taki seçim sonuçlarını anlamaya çalışmak başka, seçim sonuçlarından “politik yarar” üretmeye çalışmak başka şeydir.
Hasan Nihat ERDURAN 3 Saat Önce
KC Anayasasına uygun bir KC varmı? Varsa C.Bşk.Mv. kimdir? Anayasa Mahkemesinde durum nedir? Yoksa ÇAKMA KC mi var ve seçim yaptı? Biz Türklerindir suçu nedir?İtham nedir ki hükümsüz tutuklu muamelesi görmekteyiz!?