İlkbahar veya yazda değilse bile sonbaharda seçim olacak.
Bunu, herkes gibi siyasi parti liderleri de biliyor. Gerek hükümet partileri gerekse muhalifler harıl harıl çalışıyorlar.
Sendikacılar da biliyor ve çalışıyor. Eylemlerinin hedefinde genellikle hükümet var; erken seçim talep ederek hükümeti düşürmeye uğraşıyorlar. Buna karşın hükümet, toplumsal sorunların sorumluluğunu sendikalara ve onları destekleyen muhalefete yıkmayı amaçlayan manevralar yapıyor.
Bunun son örneği, sağlıkta tam gün hizmet verilememesi ile ilgili tartışmalar oldu. Bakanlık, doktorların iş yerlerine geliş gidişlerini kontrol altına almaya çalışıyor ve bu gayretini “sağlıkta tam gün hizmet verme” olarak sunarken, hekim örgütleri ve sendikalar, böyle bir uygulamanın tam gün hizmet vermeyi sağlayamayacağını vurgulayan eylemler yapıyorlar. Muhalefet partileri bu eylemlerde boy göstererek konuyu siyasallaştırmış oldular.
Kamu kuruluşlarından 24 saat sağlık hizmeti almak isteğimiz, yaklaşan seçimlerde önemli bir faktör olarak devrede olacak. Okullarda tam gün eğitim yapılması da gündeme getirilecek.
Aynı taktik, kamu maaşları ve hayat pahalılığı ödeneği konusunda da gündeme gelmişti zaten. Başbakan Üstel, hayat pahalılığı ödeneğinin “çok alana az, az alana çok” verilmesini önerirken muhalefetin buna engel olmaya kalkışmasını umut etmişti sanırım. CTP etkili bir manevra yaparak bunu prensip olarak kabul etti ama sorun henüz bitmesi. Şimdi sırada komite safhası var. Kamu sendikalarının tepkilerine neden olmayacak bir formül bulanabileceğini sanmıyorum. Muhalefet sendikaların onaylamayacağı bir formüle evet demeyecek; hükümet de bunu kullanmaya çalışacak.
Sendikalar, oldukça geniş bir kitle oluşturan kamu görevlilerini temsil ediyor… Siyaseten değilse bile çıkarlarını korumak bakımından bütün sendikal liderler adeta tek bayrak altında toplanmış görünüyorlar; bazıları aday olmaya hazırlanıyor.
CTP başta olmak üzere muhalefet partileri onları yanlarında tutmaya çalışırken UBP ve diğer koalisyon partileri, kamusal hizmetlerdeki çöküntüyü, sendikaların ve onlara destek veren muhalefet partilerinin her şeye hayır diyerek “reformları engellemesi” teziyle açıklama gayretindedirler. İktidar onların oyundan vazgeçmiş görünüyor ama kamu hizmetlerinin düzelmesini, sağlık ve eğitimde tam gün hizmet verilmesini ve maaş farklarının azaltılmasını bekleyen kitlelerin oyuna talip olacak.
Kamu sendikalarının tutumu önemli olacak!
Paylaş
Tamer Karadeniz 2 Hafta Önce
Kamu sendikaciligi diye bir sey olamaz. Sendikacilik ozel sektorde patron zorbaligini onlemek icin ortaya cikmistir. Kamuda calisanlarin garantisi ise en buyuk guc olan devlettir, hukumet degil.. KKTC sendikalarinin neredeyse tamami devlette isleyenlerle mesguldurler. Bu arada adanin camur icindeki sanayi bolgelerinde, patronlara karsi mucadele eden bir tane bile sendikaci goremezsiniz..