Rum liderliği, bir önceki Türk liderinin tavrından rahatsızdı…
İki eşit egemen devlet söylemlerine tepki koyuyor, federasyonu savunuyordu…
Gerek yeni kapı açılması, gerekse Kıbrıs sorunuyla ilgili müzakerelerin başlaması için Türk lideriyle her an herhangi bir yerde görüşebileceğini söylüyordu…
Kıbrıslı Türklerin lideri değişti…
Şimdi Hristodulidis’in karşısında genç, dinamik ve çözüm yanlısı bir lider var…
“BM veya AB temsilcisine gerek yok biz ikimiz sık sık görüşebiliriz” diyor…
Bir önceki Türk lideri döneminde her an her dakika herhangi bir yerde görüşmeye hazır olduğunu söyleyen Rum lideri, şimdiki Türk liderinin bu çağrısına yanıt vermek için müdürüne danışıyor ve iki hafta sonrasına bakalım diyor…
Yeni Kıbrıslı Türk lider yeni kapı açılması konusundaki hassasiyetini ilk günden ortaya koyduğu halde, Rum liderinden olumlu bir karşılık alamıyor…
Rum liderliği; yeni kapı açılacaksa, askeri bölgeyi de içine almasını istiyor…
Kuşkusuz bu durum çözüm yanlısı herkesi üzüyor…
Dört kapı üzerinde uzlaşı sağlanamıyorsa, Lefkoşa’da araçlı geçişler için bir yeni kapının açılması üzerinde durulamaz mı?..
Mesela; Çağlayan bölgesinde eski adıyla ‘Mağusa Kapısı’ açılamaz mı?..
Mağusa Kapısı’nın açılması halinde Metehan’ın yükü önemli ölçüde azalacak, karşılıklı geçişlerde sürücüler işkence çekmekten kurtulacak…
İki toplumlu bir çözüm istendiği iddia edilirken ve Birleşmiş Milletler kararları bunu öngörürken, neden tek bir kapı üzerinde dahi uzlaşılamıyor?..
Yanıt arayan soru budur…
Hristodulidis’ten bu sorunun cevabını öncelikle Avrupa Birliği istemelidir…
Yeşil Hat üzerindeki varillerin arasından Türk tarafını izleyen Bayan Ursula samimi bir şekilde bu soruya yanıt istemeli ve kamuoyunu aydınlatmalıdır…
Çarşı büyük ölçüde güneye kaydığı halde bu durumdan olumsuz etkilenen Kıbrıs Türk esnafı dahi yeni kapı açılmasına destek veriyor…
Kıbrıslı Türkler; iki toplumun yakınlaşması için bunun gerekli olduğunu düşünüyor…
Kıbrıs Türk medyasının büyük bir kısmı da bunu destekliyor…
Diyalog Medya Metehan’da yaşanan sıkıntıları sürekli gündeme getiriyor, sürücülerin tepkilerini yansıtarak liderleri cesaretlendirmeye, BM ve AB’yi de uyarmaya çalışıyor…
Kıbrıs’ta kalıcı bir barış isteniyorsa, yakınlaşmaya öncelik verilmelidir…
Yakınlaşmak için daha çok kapıya ve daha çok temasa ihtiyaç vardır…
Liderler öncelikle bunu başarmalı, zor başlıklar daha sonra ele alınmalıdır…
Ne var ki dışa yansıyan görüntü; Rum liderliğinin ‘bölgedeki gelişmelere’ odaklandığı ve ‘bazı beklentiler’ içinde olduğu izlenimi veriyor…
O yüzden her türlü gelişmeye karşı hazırlıklı olunması gerekiyor…
Tabi bu dağınıklık içinde olunabilirse…
Rıza Murat 20 Saat Önce
Bugünkü Teknoloji Çağında niye askeri bir bölgeden Geçiş yolu olamıyor acaba ! İkinci Dünya Harbini mi yaşıyoruz ? Alınacak tedbirlerle Barışa yönelik önerilere tedbir alıp katılmak varken KKTC olarak niye Hayır diyoruz ki ? Devamlı Rumları suçlamakla ne kazanabiliriz ! KKTCnin İki yeni Kapı önerisine Rumlar Evet dedi de Rumlar’ın İki yeni Kapı önerilerine niye KKTC Askeri bölge arkasına saklanarak Hayır diyor acaba ? Barış Görüşmelerinin başlaması için KKTCnin önerdiği 4 öneri karşısında Rumlar’ın 5 öneri ile gelmesine niye şaşırıyoruz ki ! Kıbrıslı Türklerin KTFD ile Haklı davasını KKTC ile Haksızlığa çevirdiğimizi unutmayalım ! Gerçek odur ki Bugün Dünya KKTCyi değil de Kıbrıs Cumhuriyetini Sahiplenen Güney Kıbrıs’ı Desteklemektedir ! Geçmiş veya gelecek Zamanın da KKTCnin aleyhine olacağı kanıtlanmış değilmidir yani ‘ Tüm Sektörlerini batırmış Maaş Ödeyemez duruma gelen Borç Batağındaki KKTC bugün Taşıma Su ile ayakta durmaya çalışıyor ! Yeni Geçiş Kapıları açılmasına gerek yoktur diyen KKTCnin Sayın dış işlerine Bakanı Dönüşümlü Başkanlık olursa şayet KKTC Üniter devlet olur diyor ! Gerçekten Külliyedeki KKTCyi yönetenlerimiz Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı olarak Brüksel’de Tokyo’da Washington’da Gidip de Dünya Sorunlarını Ekonomisini veya Siyasetini Konuşabilecek yetenek Beceri veya Bilgide mi acaba ! KKTCde 100 - 120 bin civarında kalan Kıbrıslı Türkler için Kıbrısta Çözüm acildir ‘ Üçlü ‘ Beşli veya 10’lu Çözüm Görüşmelerine acilen başlamalıyız Aksi Halde Dünyadan dışlanmış KKTC ile Kıbrıs’ta başımızı dizimizi dövecek olan AB Üyesi Rumlar değil KKTCdeki Kıbrıslı Türklerin ta kendisidir !
Öz 15 Saat Önce
Kıbrıs sorunu maalesef sadece kapıların açılmasına odaklandı. Bir tarafta bir alt yönetim, diğer tarafta AB dönem başkanı uluslarası etkinlikleri olan bir devlet.GYÖ sadece birkaç kapının açılmasıymış gibi, sürekli iki keçinin inadı gündemi dolduruyor. Oysa ortada bir tarafta AB müktesebatının askıda olan bir ülke var. Askıda olan tarafta “Alt yönetim “ kuralları geçerli. Öncelikle GYÖ olarak kapılar yerine AB muktesebatı hedef alınmalı. Üniversiteler AB tarafından akredite edilmeli. Eğitim de. Sağlık da. Uzmanlık eğitimi de. Ekonomi de. TL yerine Euro kullanılmalı. Demokrasi de AB standartlarına getirilmeli ve yerel yönetimler güçlendirmeli. Çevre korumalı, trafik AB standartlarına göre uygulanmalıdır.Gümrük ve vatandaşlık için AB kuralları geçerli olmalı,kamu harcamaları AB tarafından denetlenebilir şekilde açık ve şeffaf olmalıdır. Yani GYÖ sadece kapı açılışı ile kalmayıp AB muktesebatının uygulanması şeklinde olmalı, eğitim,sağlık, tüm sektörler AB de geçerli olacak şekilde düzenlenmelidir. Kuzeydeki üniversitelerden mezun olanlar güneyde ve AB de geçerli diplomaya sahip olmalıdır.Yani bir AB ülkesinde ne varsa kuzeyde de olmalıdır. GYÖ bunlar olmalıdır sadece kapılar değil.