Diyalog Gazetesi
2026-01-06 10:34:31

Kural hiç değişmedi: Güçlü olan istediğini alır!

Hasan ERÇAKICA

06 Ocak 2026, 10:34

On üç bin yıl kadar önce, insanlar 20-50 kişilik küçük gruplar halinde yaşar, avlanarak veya bitkileri toplayarak karınlarını doyururlardı. Bu grupların liderleri, nerede ve nasıl avlanılacağını, hangi bitkiden nasıl yararlanılacağını bilen “bilge kişiler” olurdu.

Sonra bazı aletler icat edildi; avcılık ve toplayıcılık gelişti, tarım yapmanın olanakları ortaya çıktı. İnsanlar, kendi yaşamlarını sürdürebileceklerinden daha fazlasını üretebilir hale geldiler ve “artık değer” hayatımıza girdi. Bu artık değere el koyabilenler, diğerleri gibi çalışmadan ve daha güvenli ortamlarda yaşama şansına sahip oldular. Toplum yapısı değişti, ortak olan şeylerin “kişisel mülk” haline geldiği “patrimonyal düzen” ortaya çıktı.

Şimdi bu yapılara, “devlet” diyoruz. Cengiz Han’ın malından mülkünden söz etmek yerine Türk-Moğol imparatorluğu demeyi tercih ediyoruz.

Bu düzen, binlerce yıl içinde evrimleşti, belki de gelişti. Kimi insan kitlelerinin kişisel mülkleri gerçek anlamda kamusal mülke dönüştürmek için verdikleri mücadele, karşımıza “farklı devletler” çıkarıyor. Yine de; bütün insanlığa ait olması gereken kaynaklar, bir devletin kaynakları gibi algılanıyor; insanlar bu kaynaklara sahip olmak için birbirlerini öldürüyor; ölmeden öldürebilmek için bin bir çeşit silah ve hile geliştiriyor, kanunlar uyduruyorlar.

Dikkat ederseniz işin aslı aynıdır; hiç değişmemiştir: Güçlü olan, kaynakları kontrolüne alır; geriye kalanlar ona hizmet eder!

Kişilerin veya hanedanların yerini devletler aldı gibi görünüyor ama demokratik devletlerin bile güçlü çıkar grupların kontrolünde olduğunu biliyoruz. En güçlü devlet gibi görünen Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin, elitleri destekleyebilen, lobicilik yapabilen ve adaylara kampanya desteği verebilen güçlü sermaye gruplarının çıkarlarını koruduğu açıktır. Bunu ifade eden aydınların en ünlüsü olan Chomsky, “ABD sermaye tarafından yönetiliyor” demese bile “ABD’nin demokratik görünümlü bir elit yönetimi olduğunu” anlatır.

Çağdaş demokrasiler, ancak bu kadar demokratiktir: Kaynakları kontrol edenler, elitleri de kontrol eder. Elitleri kontrol altında tutanlar, devletlerini yönetir veya yönlendirir! Bu gerçek, KKTC’de bile geçerlidir!

Trump hükümeti, ABD yasaları nezdinde de tartışmalı olan yöntemler kullanarak Venezuela liderini eşiyle birlikte tutuklamaya gitti. Washington Post’a göre; bu harekatta 15 bin askeri personel, 150’den fazla hava aracı, bir uçak gemisi ve eşlikçilerinin yanı sıra 10 savaş gemisi daha ve özel kuvvetler kullanıldı.

İşin sırrı işte buradadır: Bu savaş aygıtlarının amacı kaynakları kontrol altında tutmaktır. Maduro’nun tutuklanmasının gerekçesi ne olursa olsun işin esası budur. Bu esası görmezden gelerek uluslararası hukuktan söz etmek, insanlık tarihini hiç ama “gerçekten hiç” anlamamış olmak demektir.

Tarihin nasıl aktığı bellidir ve bu akışta herhangi bir değişiklik yoktur! 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.