Savaş bütün acımasızlığı ile devam ediyor. Haftalardır süren ve yeni tırmanış içine giren bu savaş; eskidi denen değerlerin önemini yeniden öne çıkarttı. Yani diplomasi, evrensel hukuk değerleri ve insan haklarının kendisidir. Çünkü ortağı İsrail ile birlikte İran’a saldıran Trump’lı ABD; bundan önce “Kanada, Grönland, benim; Venezuela’yı ben yöneteceğim diyerek devlet başkanını eşi ile birlikte kaçırmıştı. Küba ve daha pek çok ülke de benim dediğime gelecek diyen tavırlarla, dünyanın tek hakimiyim demek istemişti. Müttefikleri ile mağrur edalarla kavga etmekten de çekinmemişti.
Ancak en önemli partneri olan İsrail ile birlikte, nükleer sorunu çözmek için görüşme yaptığı ve bu görüşmelerin olumlu gittiği mesajı da verdiği İran’a, ansızın saldırı yaptı. Bu saldırı ile 3 – 5 günde savaşı kazanacağına ve İran’da da Venezuela gibi kendi borusunu öttürecek bir yönetimi iş başına getirebileceğini zannetti. Güç zehirlenmesi ile girdiği bu yolda, İran halkının direnişi ile karşılaşınca; bu kez dün hakaretlerle yok saydığı NATO ortaklarından destek istedi. Alamayınca da onlara “korkaklar” dedi. O zaman akla, yüzlerce yıl önce ifade edilen; “mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var” sözü gelmez mi?
Uluslararası hukuk ve insani değerler yoktur diyerek insanlığın biriktirdiği tüm değerleri yok etmeye soyunanlar; bugün bu savaşı tarafların sağduyusu ile sonlandırabilecek zemini de kendi elleri ile yok ettiler. Şimdi Japonya Başbakanın ABD ziyaretinde “bu İran saldırısını neden ortağın Japonya’ya da haber vermedin” diye soru soran Japon gazeteciye; “Japonlar sürprizi bilir, çünkü Pearl Harbor’da bize baskınla saldırmışlardı” diye cevap verdi. Yani 2. Dünya Savaşı’ndan sonra, en önemli müttefiklerinden biri olan Japonya’yı da geçmişin acıları üzerinden aşağılama popülizmi içine girdi. Yoksa bu cevapla; savaşı bitirmek için Hiroşima, Nagazaki’ye attıkları atom bombalarını hatırlatarak direnen İran’a da savaşı bitirmek için benzerini yapabileceği mesajını mı vermek istedi?
Sözün özü, savaşa birlikte hayır demeliyiz. Bir kez daha esasın, diplomasi ve evrensel insani, demokratik hukuki değerler olduğu, kendini hatırlattı. Bu da bize, uluslararası hukuka saygılı ve bağlı olmanın önemini gösterdi. Yalnız savaş bölgelerindeki yıkımla bunun önemini görmüyoruz. Savaşın içinde olmayan tüm insanlar da bu savaşın yıkımını, ekonomileri üzerinde patlayan “ekonomik füzelerle” de bizzat yaşıyor. Bu füzeler de onların işi, aşı ve varlıkları üzerinde yıkıma yol açıyor.
Mağrur olma...
Paylaş