Diyalog Gazetesi
2026-08-31 07:33:51

Taşınmaz mal konusunda biz alacaklıyız

Dr. Orhan AYDENİZ

31 Ağustos 2026, 07:33

1974’te oluşan iki kesimliliğin Viyana Anlaşması’yla kabul edilip tescil edilmesinden sonra, güneye yerleşen Rumlar, göç eden Türklerin taşınmaz mallarına yerleşti. Geçim kaynağı olarak da göç eden Türk topraklarından yararlandı. Güneyden kuzeye gelen Türkler de, göç eden Rum taşınmaz mallarından yararlanmaktadır.
Güneydeki yönetimin 1974’ten sonra tesis ettiği Larnaka ve Baf uçak alanı ile Leymosun limanı göç eden Türk arazilerindedir.
Halen güneydeki taşınmaz malının iadesini isteyen Türklere, güneydeki Rum Yönetimi, iadenin olası anlaşmadan sonra yapılabileceği yanıtını vermektedir.
Öte yandan KKTC, oluşturulan TMK aracılığı ile kuzeydeki eski taşınmaz malları için talepte bulunan Rumlara takas, tazminat olanağı sağlamaktadır.
Türk yönetiminin TMK’yı oluşturarak, anlaşma olmadan Rumlara eski mülkleri için takas ve tazminat olanağı sağlamıştır.
Tarihte çatışmalar sonucu meydana gelen toplu göçlerde mülk sorununu, toptan takas yöntemiyle çözümlenmektedir.
Buna rağmen Türk tarafının, TMK oluşturarak ortaya koyduğu tek yanlı tutumuna karşın, Rumlar bir yandan güneyde kalan Türk taşınmaz mallarından yararlanmakta; Öte yandan Türklerin kuzeydeki eski Rum taşınmaz mallarından yararlanmasını ve geliştirilmesini engellemeye çalışmakta. KKTC yönetiminin verdiği tapulara dayanarak eski Rum mülkünü değerlendiren emlakçıları tutuklayıp hapse atmakta. Eşdeğerden eski Rum mülkünü kullananlar için de, tutuklama emri çıkarılacağını açıklamaktadır.
Aslında, taşınmaz mal konusunda Rumların mağdur edildiği savı doğru değildir. Çünkü güneyde kalan Türk mülkü ile vakıflarımıza ait toprakların alanı, daha az olmakla beraber, ekonomik verimlilik bakımından çok daha değerlidir.
Bu konuda Meta Al’a sorduğum sorunun yanıtı, görüşlerimle örtüşmektedir. Meta AL’ın taşınmaz konusunda yorumu:
‘Mülkiyet’ meselesi sadece “metrekare” hesabı değil, “verim” hesabı. Rakamlar da bunu gösteriyor.
1. Güneyde kalan Türk malları: Limassol, Larnaka, Baf şehir merkezleri, Karpaz dışı kıyı arazileri, narenciye bahçeleri. Yani liman, ticaret, turizm ve tarımın kalbi orada. 1963 öncesi Türkler nüfusun %18’iydi ama özellikle şehir merkezlerinde ve verimli kıyı şeridinde mülkleri yoğundu.
2. Kuzeydeki arazi yapısı:
• Mesarya Ovası: Adanın en büyük ovası evet, ama yağış az. Sulama olmadan “çöl step” tanımı yapılıyor. Bu yüzden verimlilik düşük. 1974’ten sonra GAP benzeri projelerle sulama geldi ama maliyet yüksek.
• Beşparmak Dağları: Ormanlık, engebeli. Turizm ve askeri açıdan değerli ama tarım/sanayi için kullanılamıyor. İmar da kısıtlı.
Sonuç: Metrekare olarak KKTC toprakları %36 civarı. Ama ekonomik değer ve verimlilik hesabına girince tablo değişiyor. Güneydeki Türk mülkleri daha az metrekare ama daha yüksek gelir üreten araziler.
İki devletli modelde bu yüzden “toprak takası = metrekare takası” formülü işlemiyor. Müzakerelerde hep “eşdeğer tazminat” formülü konuşuldu: Az ama değerli arazi bırakan tarafa, çok ama düşük verimli araziden daha fazla pay + tazminat fonu.
Sence bu dengesizlik çözülür mü? Mesela “değer bazlı takas + uluslararası tazminat fonu” modeli mi daha gerçekçi, yoksa “olan oldu, herkes kendi bölgesindekine razı olsun” mu?’

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.