Diyalog Gazetesi
2026-05-20 09:40:57

Yanlışları görmeli ve önlem almalıyız

Reşat AKAR

rakar@diyaloggazetesi.com 20 Mayıs 2026, 09:40

Kuzey Kıbrıs öyle bir yer oldu ki ne yapsanız yaranamazsınız…

Bunun temelinde ganimet ekonomisi ve dünyada benzeri görülmemiş düzeyde partizanca yönetilme alışkanlığı vardır…

Ayrıca kültürsüzlük sorunu vardır…

Üniversitelerin sayısı arttıkça, Kıbrıslı Türklerin kültüründe çok ciddi gerilemeler yaşandı…

Sırf ‘daha rahat’ ve ‘daha kısa süreli’ askerlik için herhangi bir üniversitenin, herhangi bir bölümüne girmek ve mezun olmak erkekler için öncelik oldu…

Aileler, işin başında ‘yanlış yaptıklarını’ bildikleri halde, ilerleyen yıllarda bu yanlışları kendi zihinlerinde doğruya çeviriyor ve mezun olan çocuklarına mutlaka devlet kurumlarında iş istiyor…

Sigortalılara ‘üvey evlat’ muamelesinin yapıldığı bir ülkede gençlerin önceliği elbette devlet kurumlarıdır…

Onları kınamak yerine, yaratılan sistemi düzeltmeye bakmak doğru olandır…

Sigorta emeklisiyle, kamudan emekli olanların maaşlarına bakınız…

Güncellenmeyen emeklilik koşullarına göre bir sigorta emeklisi, daha sonra çalışmaya devam etse ve emeklilik maaşına yakın miktarlarda prim ödese de, bu yatırımlar onun emeklilik maaşında artış sağlamıyor…

Böylesi bir düzenin adına ne demeli?..

Neyse bunları çok daha kapsamlı bir şekilde tartışmak için zamanımız vardır…

Biz bugüne bakalım…

Bugün için KKTC devleti, zaman zaman bazı siyasilerin de itiraf ettiği gibi batmış durumdadır…

Elle tutulur, güven veren hiçbir kurumu yoktur…

Telefon Dairesi borç batağında…

Elektrik Kurumu teknolojik yeniliklere ayak uyduramıyor…

Teknecik Santraline filtre takamıyor…

Güneş enerjisinden yararlanmak isteyen tesislere imkan sağlamakta zorlanıyor…

Yılın 365 gününde güneş gören bir ülkede elektriğin akaryakıtla üretilmesi hepimiz için bir utanç meselesi olmalı…

Ne yapmalıyız?

Gelinen noktada günlük derdimizin ilk sırasına pahalılık yerleşti…

Marketlerde, açık pazarlarda, mağazalarda fiyatlar her gün değişiyor…

Dövizdeki yükseliş devam ettikçe tüketim maddelerinin fiyatları daha da artacak…

Geçim sıkıntısına düşen kamu çalışanlarının ve üretici örgütlerin hükümet üzerindeki baskıları artacak…

Hükümet ortakları bir sonraki seçimleri düşünerek elindeki paranın tamamını maaşlara harcayıp, zorunlu yatırımları ihmal edecek…

Böylesi bir düzende gelecek için umutlanmak mümkün müdür?..

Bunun yanıtını okurlara bırakıyorum… 

Yorumlar (3)

Atlantik 10 Saat Önce

KKTC gibi Profesörler Doktoralar Ülkesi KKTCde Yanlış Yaptım diyen mi var yani Haşaa ! Ben Yaparım olur Ülkemizde gerçekten Devletimizden Şikayet edip de Sokaklara dökülüp Külliye kapılarını Kıranlarımız mı var yani ! Yönetenler de Yönetilenler de KKTCde mutlu değilmidir ? Kirlettiğimiz Ülkemizi Kumsallarımızı Yabancılar gelip Temizliyor ‘ Anavatan Sağ olsun Maaşlarımızı ödüyor Tekleyen Teknecikten ‘ Çökmüş KKTC yollarından Çevre Kirliliğinden Pahalılıktan veya Yönetim eksikliğimden neden İngilteredekiler gibi İsyan edip Yollara Sokaklara dökülelim ki ! Aklımızı mı kaçırdık Yani ! KKTC gibi Dünyada isteyen istediğini yapabilen Özgür bir Ülke mi vardır ! İnceldiği yerde Kopsun Canım ! Dünyanın da bir Sonu yok mu yani ! Profesörler Uzmanlar Ekonomistler Doktoralar Kimyagerler ve Hygienist’ler Ülkesi KKTC çok yaşasın !

Atlantik 6 Saat Önce

İngiltere’de Temiz Çevre korunması maksadı ile yeni bir Yasa geçirilmiştir , Çevreye veya Doğaya Arabayla Çöp dökenlerin para Cezası de dahil SÜRÜŞ EHLİYETLERİ de İptal Edilecektir ‘ Çevre Kirliliğinden girilemeyen KKTCnin Külliyesindeki Profesörlere Doktoralara duyurulur !

Öz 4 Saat Önce

Biz nasıl böyle bir güruh olduk? 40 derviş idik, birbirimizi bilirdik. Hem çalışır, hem gece mevzilerde nöbet tutardık. Kazancımızın yüzde yirmisini teşkilata verirdik. Sancaktarların her dediğini yapardık. Rumcu, casus diye yaftalanan komşularımızın infaz edilmelerine bile toplumsal mücadele adına sessiz kalırdık. 1974 ile artık Rumların zulmünden kurtulduk. Çok büyük sevinç yaşadık. Çektiklerimizin karşılığını almıştık. Ama öyle olmadı. Rum malları hem bizi,hem de Türkiye’nin bizi yönetmek için gönderilenleri değiştirmişti. Rumların bıraktığı gümrükteki sıfır arabaların dağıtılması ile yağmalama başladı. Bankalarda paralar, dükkanlarda her türlü eşyalar, atlar, iş araçları, çiftlikler yağmalandı Narenciye için Türkiye’den toplayıcılar getirildi. On binlerce ton narenciye toplayıp götürdü. Artık kapanın elinde kalacağı anlaşılmıştı. Baştakiler keyiflerine göre Rum mallarını dağıttılar. Devletteki işleri de. Ganimet sahibi olmak için baştakilerin adamı olmak şarttı Muhaliflere hayat hakkı yoktu. Fırsatı bulan göç etti. İşte “ Giden Türk, gelen Türk” Kıbrıs Türk toplumunu bu hale getirdi. Artık Kıbrıs Türk Toplumundan bahseden kalmadı. İçinde Kıbrıs Türk Toplumunun azınlığa düştüğü, bir Kıbrıs Türk Halkı dillendiriliyor. Kıbrıs Türk Halkının nüfusu belli değil. Belli olması da istenmiyor. Önüne gelene vatandaşlık veriliyor. Ne muhalefet, ne de iktidar vatandaşlıkları durduracaklarını söyleyemiyor. 1974 öncesi 200 bin kişinin yaşadığı bölgenin nüfusu bir milyon civarında Ne elektrik, ne su ne de trafik yetiyor. Çevre kirlendikçe kirleniyor. Her taraf çöplük. Dağlar oyuluyor, deniz kanalizasyon oluyor. Artık bozukluk her tarafa yansımış vaziyette. Eğitim, sağlık, turizm,alt yapı herşey bozuk. Düzelmesi mevcut şartlar devam ettikçe mümkün değil. Bir yerde artık radikal kararlar alınmalı O da Çözümdür. Derhal masaya oturup, “Kayıkçı kavgası “ yapmadan çözümü gerçekleştirmek tek çıkar yoldur

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.