Kıbrıslı Rumlar, tarihi istedikleri gibi şekillendirebiliyor, gerçekle ilgisi olmayan konuları bile dünya kamuoyuna satmasını iyi biliyorlar…
Hatta bir süre sonra yalanlara kendileri de inanıyor…
Propaganda önemli bir sanat dalıdır…
Her önüne geleni veya parti rozetine göre ilgisiz kişileri bu tür görevlere getiremezsiniz…
Kıbrıs Türk tarafı özellikle son 25 yılda hep böyle yaptı…
Propagandayı hiç önemsemedi…
İlgili kurumları profesyonel anlamda çalıştıramadı…
Ve birçok gerçeğin unutulup gitmesine fırsat yarattı…
Tıpkı, İkinci Barış Harekatı sonrasında Amerika’nın Kıbrıs’taki Büyükelçisi Roger Davies’in, EOKA’cı teröristler tarafından öldürülmesi gibi…
Şimdi 52 yıl öncesine gidelim…
İkinci Barış Harekatı sonrasında bir grup Kıbrıslı Rum, Lefkoşa’daki ABD elçiliği önünde toplanmış, Türkiye’ye müdahale edilmediği için Amerikan Yönetimini protesto etmişti…
Gösteriler devam ederken, elçilik binasının balkonuna çıkan Büyükelçi Roger Davies, eylemcileri sakinleştirmeye çalışırken, EOKA-B mensubu bir grubun açtığı ateş sonucunda hayatını kaybetmişti…
Roger Davies 53 yaşında ve 2 çocuk babasıydı…
EOKA-B teröristleri tarafından 19 Ağustos 1974 günü öldürüldükten sonra cenazesi 21 Ağustos 1974’te ülkesine gönderilmişti…
Andrews Askeri Üssü’nde cenazeyi karşılayanlar arasında dönemin ABD Başkanı Gerald Ford ve Dışişleri Bakanı Henry Kissinger de vardı…
Üç yıl boyunca suikastla ilgili bir soruşturma başlatmayan Rum Yönetimi, 1977’de yeni Başkan Carter ile ilişkileri düzeltmek için kimlikleri TV görüntülerinden belirlenen 6 EOKA-B üyesini siyasi olduğu düşünülen bir tavırla gözaltına aldı…
Tutuklanan 6 EOKA-B üyesinden 4’ü delil yetersizliğinden mahkemece serbest bırakılırken, 2 sanık “ateşli silahla gösteri yapma” suçunu kabul ederek indirilmiş birkaç aylık hapis cezası almıştı.
ABD Kongresi’ndeki İstihbarat Komisyonu’na ifade veren CIA yetkilileri, suikasttan birkaç saat sonra katillerin kimliklerinin bilindiğini, ancak Rum polisi içinde bulunan EOKA-B işbirlikçilerinin delil dosyalarını yok ettiklerini, bazı görgü tanıklarının tehdit edilerek ifade vermekten caydırıldıklarını vurgulamıştı…
Tüm bunların sonucu olarak 1977 yılında ABD tarafından Rum Yönetimine yönelik silah ambargosu başlatıldı…
Karar sonrasında Rum-Yunan lobisi boş durmadı…
Kongre ve senato üyeleri nezdinde yoğun girişimler yapıldı…
ABD Yönetimi, Orta Doğu’daki gelişmeleri dikkate alarak geçtiğimiz yıl içinde ambargoyu kaldırma kararı aldı…
İlk parti silahlar da bir süre önce güneye teslim edildi…
Şimdi Mari (Tatlısu) bölgesinde ABD’nin deniz üssü, Baf’ta ise hava üssü inşa ediliyor…
Rum liderliğinin ABD’ye olanak sağlaması nedeniyle son bir adım atıldı ve Rum Milli Muhafız Ordusu ABD Savunma Bakanlığı’nın eğitim listesi kapsamına alındı…
Tüm bu gelişmeler yaşanırken, bizim taraf ‘sahte reçete’ ve ‘sahte diplomalarla’ uğraşıyor…
İki taraf arasındaki fark işte böyle…
Sinan 5 Saat Önce
Avrupa Ülkesi Güney Kıbrıs çalışıyor Kazanıyor ! KKTCye gelince NE EKERSEN ONU BİÇERSİN Atasözü yerinde değilmidir !
Sinan 5 Saat Önce
Büyük Yatırımcı Asil Nadir Global Yatırımları ile de Polly Peck Şirketi ile Dünya devleri arasına girmeyi başarmış ve İngiltere’nin En Zenginleri arasına girmeyi başarabilmiştir ! Sayın Asil Nadir KKTCye girmemiş Yatırım yapmamış olsa idi muazzam yükselişi ile bugün Polly Peck Trilyon Dolarlık Dünya devi bir Şirket olmuş olurdu ! Asil Nadirin Dünyada Yasaklanmış Ambargolar altında Dünyadan dışlanmış KKTCden başka yatırım yapabileceği Ülke mi kalmamıştı ? Polly Peck Şirketinin Hisselerinin ani Çöküşü ve batışı ile Polly Peck’te atanan Kayyumlar Asil Nadirin KKTCdeki yatırımlarını Satmaya gelince ise Rum Malı Omorfo Bahçelerini ve diğer yatırımlarını da Rum Malı ( Toprağı ) olduğu için Satamadan Cepleri boş İngiltere’ye geri sönmüşlerdi ! KKTCnin bugünkü hali ile KKTCye Asil Nadir gibi yatırımcının bir daha gelebilebileceğini düşünmek saflık olur da KKTCye gelebilecek Tüm Yatırımcıların Asıl Nadirin Uğradığı Akibetten ders alması gereklidir herhalde ! KKTCde değeri bilinmeyen Büyük Yatırımcı Asil Nadire Rahmetler dileriz .