Geçtiğimiz hafta Genç TV programında Davos Ekonomi Forumu 2026'yı değerlendirdik. Bu yıl 56’ncısı gerçekleşen zirvede Dünya liderleri ve teknoloji devleri konuşurken, aslında bizim cebimizi ve işimizi doğrudan ilgilendiren çok kritik kararlar alındı. Artık Dünya Savaşı sonrası oluşan o liberal, birbirine bağımlı globalleşme döneminden çıkıyoruz. Herkesin daha kutuplaştığı, uluslararası hukuk kurallarının değil, güçlü olanın istediğini aldığı bir siyasetin "malumun ilanı" şeklinde yaşandığı bir 2026 yılına girdik. Davos Ekonomi Forumu’nda ortaya çıkan gelişmeleri dört ana başlıkta toplayabiliriz;
Trump etkisi ve jeopolitik kırılma: Dünya Savaşı sonrası kurulan liberal ve birbirine bağımlı ekonomik düzenin (globalleşme) geride kaldığı gözlemlendi. Siyasi ve ekonomik olarak güçlü olanın istediğini aldığı, kutuplaşmış bir dünya düzenine girildiği hissedildi. Zirve Trump öncesi ve Trump sonrası diye ikiye ayrıldı. Grönland gibi gerginlikler devam ederken müttefik Avrupa Birliği ile de ipler gerildi.
Yapay zeka ve beyaz yaka tehdidi: Eskiden kalifiye olmak için bilgisayar bilmek, mevzuata hakim olmak yetiyordu. Sanayi devrimi gerçekleştiğinde iş dünyasında ilk kaybedenler mavi yakalılar olmuştu. Şimdi ise "Capitalism 2.0" dönemindeyiz. Bugün dünyanın CEO'su dedikleri BlackRock’un CEO’su Larry Fink çok hassas bir noktaya değindi: Eskiden yapay zekaya biz veri giriyorduk, şimdi veri girişini de yapay zekanın kendisi yapacak. Bilgiyi analiz ettiği noktadan, artık karar alma süreçlerine entegre edildiği bir aşamaya geldik. Bu durum kapitalizmin yeni dönemde bir faciasına neden olabilir. Sanayi devriminde mavi yakalılar kaybetmişti, şimdi ise beyaz yakalılar, yani eğitimli insanlar büyük bir tehdit altında. Microsoft gibi devlerin on binlerce kişiyi işten çıkarma planları bir tesadüf değil, ilk dalganın ayak sesleridir. Artık sadece "bilmek" yetmiyor; yapay zekayı bir asistan olarak değil, işin ana parçası olarak kullanabilenler rekabetin içinde kalabilecek
Finansal devrim başlıyor:
Ekonomi tarihini incelediğimizde tüm büyük imparatorlukların para birimi, kendi dönemlerinde dünyanın rezerviydi. En fazla güvenilir para birimi olurdu. İspanya İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu vs... Roma İmparatorluğu'nda bu süreç “Denarius”tan başladı. Ve bunların hiçbirisi bir gecede batmadı. Bunların hepsi, şu anda Amerika'nın yaptığı gibi; önce daha fazla bölge alma, yani 'military expansion' dediğimiz askeri genişlemeyle her yere giderler, daha büyük alan tutarlar. Bunun üzerinde, bu büyümeyi finanse etmek için de daha çok borçlanırlar. O borç yetmeyince de halka verdiğiniz paraların miktarını, değerini azaltırsınız. Mesela Roma İmparatorluğu'nda yüzde 100 gümüş sikkeler dağıtılırken; sırf bu enflasyonu yaratsın ve askerlere daha fazla ödeme yapabilsin diye, önce gümüşün yüzde 20’sini, sonra yüzde 50’sini gümüşün içerisinden çalıp yerine bakır koymaya başladılar. Halk ve ekonomik sistem bunu bir günde anlamaz, bir ayda anlamaz, bir yılda da anlamaz... Ama uzun vadede o enflasyonun etkileri çöküntü getirir. Ve artık güven tamamen bittiğinde; önce o imparatorluğun parası, sonra da kendisi çöker. Dünya liderliğiyle beraber finansal sistem de değişiyor. ABD bugün 38 trilyon dolarlık bir borçla karşı karşıya ve artık dünyanın polisi olmak istemediğini söylüyor. Bu noktada dijital varlık yasalarıyla beraber "ben dünyanın dijital para merkezi olacağım" diyorlar. Eskiden dolarizasyon vardı, şimdi ise "coinizasyon" sürecine giriyoruz. Bitcoin, Ethereum veya bu platformlar üzerinden üretilen varlıkların dijital sertifikasıyla satın alabileceğiniz bir düzene geçiliyor. Nakit paranın hükmünün kalmayacağı bir finansal devrime gidiyoruz.
Enflasyon ve servet transferi:
Dünya tarihinin en büyük borç sarmalındayız. ABD’nin 38 trilyon dolarlık borcunu birileri ödeyecek. Bu bedeli parası olan ama parasını koruyamayan orta sınıf ödeyecek. Hükümetler borçlarını finanse etmek için karşılıksız para basar, enflasyon yaratır ve sizin nakit paranızın değerini eritir. Bu bir servet transferidir! Enflasyon ve devalüasyon tesadüf değildir, bilinçli bir ekonomik tercihtir. Eğer siz paranızı biriktirir ve atıl tutarsanız, bu sistemin finansörü olursunuz.
2026’da malda kalın!
Hava çok bulutlu, belirsizlik had safhada. dünya düzeni bir kaos sürecinden geçiyor. Programda da söylediğim gibi: Parayı sakın ama sakın atıl tutmayın. Daima bir yatırım aracında, bir varlıkta değerlendirin. Enflasyona yenilmeyin. 2026 için hedef ve mottomuz belli: "Malda kalın, hayatta kalın!"
Eski kafaları bir kenara bırakın, dünyayı okuyun ve finansal özgürlüğünüzü kimseye emanet etmeyin. Çünkü bu yeni dünya düzeninde sadece proaktif olanlar ayakta kalacak. Altın, gümüş, Yatırım fonları, tahviller, bonolar, hisse senetleri, gayrimenkul ve dijital varlıklar (Bitcoin/Ethereum) arasında dengeli bir sepet yapmak bu zorlu ve sancılı süreçte hayatta kalmamızı sağlayacaktır.