Diyalog Gazetesi
2026-07-26 08:55:07

‘’Yeni Parti’’ ne kadar yeni?

Mustafa ERDOĞAN

26 Temmuz 2026, 08:55

Eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘’mutlak butlan’’ kararı sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi’ne kayyım olarak atanmasıyla parti içinde oluşan ayrışma sonunda meşru genel başkan Özgür Özel’in önderlik ettiği grubun ayrılarak yeni bir parti kurmasıyla sonuçlandı.
İlk bakışta Özel ve ekibinin ‘’anamuhalefet partisi’’ konumunu muhafaza etmelerini sağlamış görünen bu hamlenin onları siyasî iktidarın ‘’kovalaması’’ndan artık kurtaracağı akla gelebilir. Ne var ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu beklentiye uygun davranarak Özel ekibinin arkasını bırakacağını düşünmek saflık olur. Öyle sanıyorum ki, Erdoğan iktidarı Yeni Parti’nin önümüzdeki ilk seçim yarışında devre dışı kalmasını sağlamak için her yolu deneyecektir.
Bu nahoş hatırlatmayı yaptıktan sonra, şimdi de CHP’nin yerini alacağı umuduyla kurulan Yeni Parti’nin daha genel olarak ideoloji ve program itibariyle Türkiye için sahici bir alternatif olup olamayacağına bakalım. 
Bu yazı kaleme alındığı sırada henüz Yeni Parti’nin resmî programı belli olmamakla beraber, Sayın Özgür Özel’in partisini kurarken yaptığı açıklama bu konuda yeterince bilgi vermektedir. Bu ön bilgi Özel’in partisinin sadece şeklen yeni olduğunu, ideoloji ve program bakımından CHP’nin yeni bir ad altındaki devamı olduğunu bize söylüyor. Bunun en belirgin kanıtı, sayın Özel’in CHP’nin malum Altı Ok’una sadık olduklarını açıklamış olmasıdır. Sadece AKP-MHP otoriterizmine ve Butlan CHPsine karşı olmak yeni partiyi ‘’CHP’li’’ veya CHP’nin bir türevi olmaktan kurtarmıyor.
Özgürlük ve demokrasi prensiplerine yer vermeyen ‘’Altı Ok’’çu bir siyasî programın, Özel’in söylediği gibi ‘’çağdaş sosyal demokrat değerler’’den ne ölçüde ‘’beslenmiş’’ sayılabileceğini kendilerine ve Avrupa’lı ideoloji ‘’yoldaşlar’’ına bırakalım, ama cumhuriyetçilik ve laiklik dışındaki ilkelerin (milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik ve halkçılık) günümüzün özgürlükçü ve çoğulcu demokratik sistem anlayışıyla bağdaşabileceği çok şüphelidir. 
İddia ettiğim bağdaşmazlığın açıklamasını şöyle bir kısa formülle yapabilirim:
Etnik- kültürel bakımdan türdeş ve bütünleşik bir Türk ulusunun Cumhuriyet’in (devletin) sahibi olduğunu kabul eden (‘’milliyetçilik’’); halkı çıkarları bakımından farklılık içermeyen kolektif bir bütün olarak gören ve dolayısıyla zorunlu olarak tek-partili bir siyasî rejimi öngören (‘’halkçılık’’); toplumsal-siyasal varoluşu devlet-merkezli olarak kavrayan ve iktisadî hayatı da devletin vesayeti altına koyan (‘’devletçilik’’); sivil-demokratik inisiyatife dayalı evrimci-reformist kamu siyasetinin yerine askerî-bürokratik elitler eliyle devrimci dönüşümü koymayı ve toplumu ideolojik olarak dönüştürmeyi hedefleyen (‘’devrimcilik’’) yarı-faşist bir rejim.
Yanlış anlaşılmasın: Altı Ok ilkelerine retoriksel olarak referans vermenin otomatik olarak tanımladığım türden bir rejime götüreceğini iddia etmiyorum. Bu arada, Yeni Parti içinde Başkan Özel dahil olmak üzere sosyal-demokratların var olduğunu, hatta belki liberal-demokrat eğilimlilerin de var olabileceğini kabul ediyorum. 
Fakat şu da bir gerçek ki, Özgür Özel ve ekibinin içinden geldiği siyasî geleneğin yönetim kademelerinde ve sosyolojik tabanında ‘’siyasî çağdaşlık’’ı 1920’ler ve 1930’ların siyasî rejimiyle (yani otoriter tek-parti sistemiyle), toplumsal-kültürel çağdaşlığı da geniş muhafazakâr kitleleri dışlayan ‘’Batılı’’ yaşam-tarzıyla özdeşleştiren ve tek-parti yönetimi dönemini 21. yüzyıl Türkiyesi için neredeyse her bakımdan örnek model olarak gören geniş bir kesim var. 
Kaldı ki, CHP geleneğinden gelenlerin kendi siyasî prensiplerini ‘’Atatürkçülük’’ veya ‘’Atatürk’e sadakat’’ adı altında sadece kendileri için değil bütün bir toplum için bağlayıcı referans çerçevesi olarak gördükleri de sır değil; ‘’sır’’ ne demek, bütün CHP’liler zaten bunu neredeyse her gün haykırıyorlar. Oysa kendi başına bu bile totaliter bir zihniyetin göstergesidir.
Onun için Yeni Parti Altı Ok’çuluğun tarihsel ve düşünsel bagajından tamamen kurtulmadan, sadece bildik anlamda ‘’populist’’ ve yeniden-dağıtımcı politikalar izleme vaadiyle ne Batılı anlamda ‘’sosyal-demokrat’’ bir parti olabilir, ne de iktidara gelmesini sağlayacak büyüklükte bir toplumsal taban bulabilir. 
Onun için bugün Yeni Parti’nin önündeki asıl mesele, gerçekten ‘’yeni’’ bir parti olma iradesini göstermeye hazır olup olmadığıdır.

Yorumlar (1)

Okur 12 Saat Önce

Velevki! Erdoğan ve Yaverleri bu yazıyı okudu! Size ne kadar tşk edeceklerini bilmezsiniz! Adnan Menderes’in başlattığı ve Tayyip gillerin devam ettirdiği karşı devrimi sonuçlanmak üzere! Sizin gibilerde Babayiğitliğin Mustafa Kemal ve Cumhuriiyete saldırmak olduğunu iyi biliyorsunuz! Liberallerin İslamcı Mıhafazakarlardan pek farkı olmadığını görüyoruz. Ortak düşmanınız Cumhuriyet,Demokrası,Laiklik,Sosyal Hukuk Devleti. Sahi siz niye Liberalsiniz?

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.