Anayasaya bakma zamanı gelmedi mi?

  KKTC Anayasası’nın, ‘Sendika Kurma Hakkı’ başlıklı 53’üncü maddesine göre çalışanlar ve işverenler, önceden izin almaksızın sendikalar ve sendika birlikleri kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten ayrılma hakkına sahiptirler…

   Sendikaların ve sendika birliklerinin tüzükleri, yönetim ve işleyişleri demokratik ilkelere aykırı olamaz…
   Bu ne demek oluyor?..
   İsteyen istediği kadar ‘aynı amaçlı’ sendika kurabiliyor…
   Bu konuda herhangi bir kısıtlamanın veya kural koymanın gerek görülmediği 1983 yılındaki koşulları gözden uzak tutamayız…
   Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ayrı devlet ilanı için muhalif görüşlüleri de memnun etmek zorunda olduğu için, sadece bir ateş-kes’in hüküm sürdüğü bu küçük ülkede hem siyasi partilere, hem de sendikalara inanılmaz haklar sağlayan bir Anayasa hazırlamıştı…
   Gelinen noktada, bunun nelere mal olduğunu artık herkes görebiliyor…
   Yine de o maddenin son satırında bugünün yöneticilere ışık tutan ve önlem alınması konusunda yetki veren bir paragraf vardır…
   Birlikte okuyalım:
    “ Bu hakların kullanılışında uygulanacak biçim ve usuller yasada gösterilir.  Yasa, ulusal güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakın korunması amacıyla sınırlar koyabilir.

Toplu Sözleşme ve Grev hakkı
   Anayasa’nın 54’üncü maddesi ise ‘Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı’ ile ilgilidir…
   Birinci paragrafta çalışanlara ‘ekonomik ve sosyal durumlarını korumak ve düzeltmek’ amacıyla grev hakkı veriyor…
   Ne var ki; ikinci paragraf tam da bugünkü olağanüstü koşullarla ilgilidir…
   Şöyle diyor:
 “Grev hakkının kullanılması, yalnız ulusal güvenliği, anayasal düzeni, kamu güvenliğini veya bu Anayasanın herhangi bir kişiye sağladığı hak ve özgürlükleri korumak amacıyla yasa ile düzenlenebilir…”

KKTC nasıl bir süreçten geçiyor

   KKTC bugün tarihinin en zorlu sürecinden geçiyor…
   Önceki akşam yattığımızda bir doların değeri 6,2850 idi…
   Dün ise 6,7460’a yükseldi…
   Bir günlük değer artışı yüzde 4,26 oldu…
   Kıbrıslılar ‘Bolibif’i çok seviyor…
   Ölümüne de olsa sandviç arasında veya ev meyhanesinde mutlaka yiyecek…
   İki hafta önce 12 TL olan ‘Bolibif’ şimdi 18-20 TL arasında…
   Pirince, peynire, hellime, yağlara, çocuk mamalarına, kahveye, çaya her şeye yüzde 50’den fazla zam geldi…
   Dövizdeki yükseliş devam ettikçe fiyatlar daha da zamlanacak…
   Böylesi durumlarda hepimizin ortak sorumlulukları vardır…
   Harcamalarımızı dengelemek, imkân varsa giderlerimizi kısmak zorundayız…
   “Bunun öncülüğünü devletin yapması gerekir” diyenler haklıdır…
   Devleti yönetenler, çok geç olmakla birlikte Resmi Hizmet Araçlarını satışa çıkardıklarını söylüyorlar…
   Ne var ki; bu konuda henüz kamuoyuna yansıyan somut bir bilgi yoktur…
   Hükümet bu konudaki ciddiyetini göstermek için tüm araçları açık artırma yöntemiyle satışa çıkardığına ilişkin duyuru yapmalıdır…
   Akaryakıt fiyatları hızla yükselirken, binlerce devlet aracının keyfi biçimde kullanılması kabul edilemez…
   Hükümetin yapması gereken çok iş vardır…
   En önemlisi, olağanüstü koşullardan geçtiğimizi dikkate alarak ve Anayasa’nın verdiği yetkileri kullanarak, keyfi grev veya iş bırakma eylemlerini önlemelidir…
   Gümrüklerde, limanlarda vardiya sistemini uygulayacak kadar elemanı yoksa gereğinden 50 kat daha fazla personeli bulunan devlet kurumlarından gönüllü ekip oluşturup, yeni iş yerlerinde görevlendirme yapmalıdır…
   Niyet varsa, bunu 24 saat içinde de yapabilirler…
   ABD eski Başkanı Ronald Reagan’ın hava trafik kontrolörlerinin eylemi sırasında neler yaptığına bakmak yeterlidir…
  Onlara yardımcı olmak amacıyla; Reagan’ın yaptıklarını bugün haber sayfalarımızda yayınlıyoruz…

Eli taşın altına koyma meselesi

   Günlerce, haftalarca sendikalarla toplantı yaparak sorun çözemeyeceğimizi herkes biliyor…
   Geçmişten, bugüne dek uzanan hatalar, popülist yaklaşımlar yüzünden eğer bu noktaya gelinmişse, geri dönüş için de siyasiler ellerini taşın altına koymalıdır…
   İkide bir göze batan işletmelere ‘el ve taş’ mesajı gönderirken, 5 saatlik Ercan eylemi sayesinde birçok işletmeye milyonlarca lira zarar verildiğini görmezden gelemeyiz…
   Halen Gazimağusa ve Girne limanında ‘mesai sonrası’ gümrük işlemlerinin durmasıyla zararın boyutu daha da büyüyecek ve ‘ek vergi’ talep ettiğiniz bu kesimler devlete normal vergilerini de ödeyemez duruma gelecek…
   Niyet ‘ülkeyi kaostan kurtarmak’ ise yolu vardır ve kolaydır…
   Yok, halka açıklanmayan ‘başka niyetlere göre’ icraat yapılıyorsa, o zaman bu halkın çekeceği çok şey vardır…
   Hayırlı Cumalar… 

YORUM EKLE