
Erhürman’ın girişimleri olumlu karşılık buldu; 15 KKTC yurttaşının Türkiye’ye giriş yasağı kaldırıldı.
Bu gelişmeyi, “Erhürman’ın başarısı” deyip geçiştirmek yetmez… Bu gelişmeyi Ankara’nın bir arayış içinde olup olmadığı sorunu çerçevesinde de değerlendirmek gerekiyor ki; böyle bir değerlendirme yapmak istediğiniz zaman sadece tek bir göstergeyle yetinemezsiniz.
Bu noktada CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin Ankara temaslarına bakmak gerekiyor. İncirli, kısa süre içinde ikinci kez Ankara’ya gitti. Bu ikinci ziyaretten gelen mesajlar birincisine göre daha olumlu görünüyor.
Bunun başlıca nedeni, İncirli’nin politik söyleminde yaşanan olgunlaşmadır sanırım ama Ankara’daki arayışları da göz ardı etmemek gerekiyor.
Türkiye’deki iktidar çevreleri çeşitli şekillerde bölünmüş görünüyorlar. Eski AK Parti ileri gelenlerinin söyledikleri zaten ortada ama işin içine girdikçe ekonomiden dış politikaya kadar pek çok konuda bölünmüşlük yaşandığını görebiliyorsunuz. “Halk fakirleşiyor ve bu iş böyle gitmez” diyenler büyük bir çoğunluk oluştururken ekonominin düzelmesi için hukuk sisteminden dış politikaya kadar birçok alanda politika değişikliği yapılması gerektiğinin de altı çiziliyor.
Bunlar iktidar kavgasına da yansıyor tabii… Kulisler kim kime karşıdır; kim kimin adamıdır dedikoduları ile çalkalanıyor.
Bu arada TEPAV Direktörü Prof. Dr. Güven Sak ile yaptığımız söyleşiyi kaçırmayın derim. Güven Hoca, Kıbrıs konusunda farklı bir çalışma başlattı… Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın değerlendirmesini yaptırıyor. Kıbrıs anayasanın federatif özelliklerini, iki toplumlu yapısının ve bunun bugün yeniden tartışılmak istenen siyasi eşitlik demek olup olmadığını ve nihayet zorunluluk doktrininin Kıbrıslı Türklerin haklarının gasp edilmesine cevaz verip vermediğini tartışmaya açacak araştırmalar yaptırıyor. Rum tarafı yeni koşullara hazırlanmak için çalışıyor, biz de çalışmalıyız; diyor! Politik karar vericiler için yeni fikirler ortaya sunuluyor…
Belki daha başkaları da var ve daha derin gözlemler yapmak gerekiyor ama sadece bu duyumlar ve geçmiş deneyimler bile Ankara’daki gelişmeleri izlemeden, kendimizi Ankara’ya anlatmadan Kıbrıslı Türkler lehine gelişmeler sağlayamayacağımızı; tam tersi olarak, çalışırsak ve ortaya makul argümanlar koyarsak Ankara’yı etkilemenin ve iş birliği yapmanın çok da zor olmayacağını görmeye yetiyor.
Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını koruyacak politikalar geliştirmeye çalışanlar, Ankara’yı ihmal etmemeli…


