“Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız söyleyeyim: annemdir.” Abraham Lincoln.
Anne, birbirimize sezdirmeden naifçe ruhumdan ruhuna geçen bin bir muştulu yol var. Hiçbir tereddüt yaşamadan seni ne kadar çok sevdiğimi bilebilir misin? Ya da ben beni ne kadar sevdiğini… Sıcaklığını tenimde nefesini yüreğimde hissedebilir miyim? Kekik kokulu şefkatini, lavanta kokulu kollarında iç çekiyorken bana karşı niyetlerin, iyi mi? Anne! Sen mutluluğumuzun resmini çizebilir misin? Duygulanıp ağladığımda her zaman yanımdasın, yaşam köklerin bana uzanmış sımsıkı tutuyor beni tutkulu gözlerin…
Sen mi besleyip büyüttün beni? Sen mi ortak oldun bu dünyadaki yalnızlığıma? Anne! Sen kendini tanımakta derinleştin mi? Ki derinleşmek benim içimdeki sevgini büyütmektir. Sırtındaki yüküm nedir? Eğer sen hoşgörülüysen… Eğer; yaşama sevincin, yarına ait umutların, seni hayata bağlayan şeyler çoksa, varsa, eğer; hayatı olduğu gibi kabul etmektense olumlu yanlarının ne olduğunun arayışının peşinde isen, yaşamın gerçekleriyle…
Eğer; ‘Annelik’ statünü benimsemiş ve faal olarak uyguluyorsan, çocuğunu dilediğin gibi terbiye etme özgürlüğüne sahipsen, çevrende seni olumsuz yönde tenkit ve rahatsız eden yoksa çocuğunu uzun süreli olarak yanından ayrılmamışsan (4 yaşına kadar), ve inançlı bir yapın varsa, Allah’a sığınıp yardım diliyorsan… Bil ki Allah her zaman senin yanında, seni ve çocuklarını gözetiyor olacaktır.
Anne söyle bana sen nasıl bir ailede yetiştin? Sana nasıl davrandılar yoksa sen bana onların sana davrandığı gibi mi davranıyorsun? Söyle ailenden hiç destek aldın mı beni yetiştirmek için… Bana az uğraşla çok verimli olabilmelisin anne, bana sosyal bir kimlik kazandırmalısın, daha sağlıklı sosyal ilişkiler geliştirebilmem için…
Beni gerçekten dünyaya getirmek istiyor muydun? Benimsemiş miydin beni? Bana yeterince vakit ayırabiliyor muydun? Sana fazla ağır bir yük değil miydim anne söyle, yeterince sosyal yaşantın var mıydı? Bana karşı hırsını ve öfkeni olumlu yönde mi kullanıyordun? Biliyorum annelik zor sen de haklısın anne seni sorgulamıyorum. Kendi kendime sorarken seni daha iyi anlıyorum…
‘Ben’ merkezci değilsin biliyorum, bilinçlisin bazen, bazen de nasıl bir psikolojik yükün altında ezilmişsen öyle… Bazen bencilsin yaşayamadıkların için, hak veriyorum ben de doğru düzgün yaşayamasam biraz aynısını yapardım. İtiraf ediyorum içim rahatlayarak… Huzur gelinciklerin bembeyaz ellerinde kokladıkça soluğum hızlanıyor kalp atışlarımla birlikte, anne! Diye haykırasım geliyor…
Uykun yerinde mi, ya da duygudaşlık(empati) yeteneğin, ya yemek düzenin, bir hayat planlaman var mı benim için? Ya da bana tahammül edecek enerjin, anne! Yeterince eksersiz yapıyor musun? Seni engellemiyorum ya, bir kariyer planın mı var? Ya fiziksel bir rahatsızlığın, ekonomik özgürlüğün… Ben hep seni düşünüyorum anne, düşlediğim her şekilde sen aklımdasın, canımdasın…
Gel aramıza hiçbir ‘sır’ girmesin, gel aramızda ‘duygusal sömürü bağı’ olmasın. Huzur tüm annelerin kucağında ‘vicdan’la büyüyor. Tasarruf hakkına sahip değilsin ama kök ve yansıyan problemlerimi çözensin anneciğim. ‘Ben’ duygusundan sıyrıl, simbiyotik bir ilişkiden uzaklarda kendi kendime nefes almayı öğret bana…
Fıtri bir ilişki kurmalıyız mümkün mertebe daha sağlıklı bağlar için… Başkalarının beklentileriyle mi büyüdüm ben anne, ‘sahte ben’liğin cenderesinde. Yoksunlaştırma beni senden anne, duygusal, bütünlüklü bir uyumla yürümeye alıştım. ‘Güvensizlik’ belirgisi (sendromu) ruhen saflığında olmalı; “olmaz olmaz deme olmaz olmaz”. Sakın! Bırakma beni, sensiz kalan rüyalarıma…
Tavsiye Kitap: Adem Güneş/ Annelik Sanatı (206 Sayfa)
Kitap Tanıtımı:
Tek Kanatlı Bir Kuş” – Deneme
Mehmet Gündoğan
“Tanışmadan görüşmeden bir insan bir ıssız ada gibidir.”
Alaca renkli bir kuşun sırtında, güneş sabahın ilk ışıklarıyla yeryüzündeki sularda menevişler yaratıyor. Bir karmaşa; korkuyla karışık bir bilinmezlik bilmecesidir. Herkesin kendine göre bilinmezlikleri ve umursamazlıkları hat safhada. Kader diye yola çıkılıp onu ‘kabullenme olağanlığı’ akıllı bir insanı çıldırtacak kadar fazla. Düşüncelerin kimi zayıf kimi pek akıllıca değil. Umut etmek ön planda bir hürriyet onlar için. Sevgi her zaman var olan dikkatsizliklerin kaldırımına, sarmaşık açması gibi huzurlu, iç gıdıklayıcı; rahatsızlık veren bir dilemma!
Çelişki pek yok duygularında daha çok saf bir safir gibi parlıyor gülümser yüzleri hem de aynı zamanda buruk acılarıyla. Yüzlerinde bin bir kırışıklık yorgunluğun verdiği dinlenememe alışkanlığıyla…
Köy hayatı; içlenerek ilerleyen namusluluk kavramı geri kalmışlığın ince çizgileridir. Sıradan bir yaşam içinde akarsu gibi akan iç çatışmalar. Orda küçük büyüktür. Orta kararsızlıktır. Büyük daha büyüktür. Bilinmeyen de korku daha da fazladır. İsmiyle birlikte adım adım büyür kuşkular. Tek taraflı olarak farklı, bir bütün olarak gayet organik ilişkilerdir.
Sevgi daha ilk tanışmadan başlar. Sonra ağlarını örer kendi yalnızlığının yalnızlıklarını ağrılar… Issız sıcaklıklar geceleri örtünür üşümesin diye kelimelerin ateşi; birbirlerini dudaklardan dudaklara taşırlar.
Tadı damağımda, kurgusu devam edebilecek yetkinlikte, ufacık, usul bir roman. Sonuna kadar merak uyandırıcı, sade ve akıcı bir dil, o yöreye has karakterlerin aksanları romana daha bir gerçekçilik katıyor.
Ara öğün olarak şiddetle tavsiye edilir.
Yaşar Kemal
Tek Kanatlı Bir Kuş
(72 sayfa)
Haftanın Şiiri:
KÖYLÜK SEVGİLERDE
Severken başlıyor herşey, sıcaklığının imgesinden,
minicik bir rüzgâr esiyor delice, masmavi denizlerden,
yapraksı, buğday gibi bir geceden, yalnayak tenimde
uyku boyalı çiçekler, yüreğimin ıslak öpüşlerinden;
tutkulu bedeninin dokunuşuyla dudağımda hisler,
cücelmiş saatler, bir güncük köylük sevgilerde kısrağım;
balçık uyluklarının bulutumsu renginden, güneşinden,
süzülür guguklu piyanosundan notalar, türküler;
zemherir âhengin akşamcıl kıpırtısı yıldızıl seslerinden,
tarifsiz izlerin uçurumları kımıldanır afacan yerlerinden;
giyinirler ezgilerini gizil melekler ketûm mesâfelerden,
dökülür gözlerinin kâdehleri, kâdehlerden kelebekler.
SEMİNER:
1-Konu: “Görsel Efekt ve Animasyon Dünyasına Bakış”
Tarih: 28 Nisan 2014, Pazartesi
Saat: 13:30
Yer: VACD Sergi Platformu/DAÜ
2-Konu: “Kariyer Yolunda Adımlar” /
Konuşmacılar: kariyer.net Eğitim Müdürü Seyhan Üner ile KKTCELL İnsan Kaynakları Uzmanı Havva Başkan
Tarih: 28 Nisan 2014, Pazartesi
Saat: 13:30 (1. oturum), 14:30 (2. oturum)
Yer: Aktivite Salonu/DAÜ
FESTİVAL:
5. Liselerarası Müzik Festivali
Etkinlik Başlama Tarihi: Salı, Nisan 29, 2014 09:30-16:00
Yer:
Rauf R. Denktaş Kültür ve Kongre Sarayı
KONFERANS:
1-Konu: “Mezopotamya`nın Yaşayan Dilleri” /Prof. Dr. Kadri Yıldırım
Tarih: 29 Nisan 2014, Salı
Saat: 13:30
Yer: Mustafa Afşin Ersoy Salonu (CLA 21)/DAÜ.
2-Konu: “Yeni Anayasa Arayışları”/ Prof. Dr. Hikmet Sami Türk
Tarih: 2 Mayıs 2014, Cuma
Saat: 10:30
Yer: Prof. Dr. Mehmet Tahiroğlu Salonu (Mavi Salon)/DAÜ.
KONSER:
“Music Express Rock’n EMU-4”
Tarih: 2 Mayıs 2014, Cuma
Yer: Atatürk Meydanı


