Aramızdaki fark

   Rumlar; Kıbrıs sorununun 1974’te ‘Türk İşgaliyle  (!)’ başladığını iddia ederek, tüm dünyayı bu yalanla ikna etme başarısı gösteriyor…

   Türkler; 1963-1974 yıllarındaki Rum saldırılarını bırakın dünya devletlerine, kendi gençlerine anlatamıyor!..
   Peki Kıbrıs Türkü bu duruma neden ve nasıl geldi?..
   Ders kitapları nasıl ve ne amaçla değiştirildi?..
   Bu büyük başarıyı kimler sağladı?..
   Kıbrıs Türkü, nasıl bu hallere düşürüldü?..
   Kimlere inandı, kimler tarafından aldatıldı?..
   Bunlar günü geldiğinde yazılacak, çizilecek ve tartışılacak…
   Fakat; Kıbrıslı Türkler olarak kendimizden kaynaklanan sayısız ihmallerin olduğunu görebilmeliyiz…
   Mesela Rumlar ‘hellim tescili’ için yıllardır AB nezdinde girişim yapıyor, başarılı olmak için her yolu deniyorlar?..
   Peki; bu adanın ortak kültürü olan Hellim konusunda bizler ne yaptık?..
   Veya ne yapıyoruz?..
   Rum lideri Anastasiadis, hellimin tescili konusunda Juncker’e mektup yazma dahil çok yönlü girişimlerde bulunurken, bizim tarafın seyirci pozisyonunda kalması kabul edilebilir bir yaklaşım mı?..
   Bir başka konu…
   Annan Planı’nı reddeden Rumların hemen her projesine büyük mali destek veren Avrupa Birliği’nin bizlere karşı haksızlık yaptığını neden haykıramıyoruz?..
   Elimizi kim tutuyor, ağzımızı kim kapatıyor?..
   Nerede bu devletin yetkilileri?.. 
   Nerede şanlı sivil toplum örgütlerimiz?..

Onlar sürekli saldırı pozisyonunda

   Rumlar uluslararası platformlarda, kuzeydeki otelleri ‘çalıntı-hırsızlık’ olarak gösteriyor…
   Bunda büyük ölçüde başarılı da oluyorlar…
   Bizler; Larnaka ve Baf Havaalanı arazilerinin Kıbrıslı Türklere ait olduğunu neden söyleyemiyoruz?..
   Uluslararası platformlarda bu konuyu neden gündeme getiremiyoruz?..
   Devam edelim…
   Onlar, 23 yıl önce meydana gelen sınır olaylarında 2 Rum’un öldürülmesini unutturmamak için her yıl motosikletli eylemler ve kiliselerde ayinler düzenliyor; hatta Rum askeri eğitim kamplarında intikam andı içiyorlar…
   Bizler kinci, ırkçı bir toplum değiliz…
   İntikam yeminleri yapmayız…
   Ancak hiç olmazsa 1963-74 şehitlerimizi, Taşkent, Atlılar katliamlarını her kademede, her platformda anlatarak, güvenlik konusundaki endişelerimizi neden güçlendirmiyoruz?..
   Yaşadıklarımızı gizlemekle, barış yanlısı olduğumuzu mu gösteriyoruz?..
   Yoksa gerçekleri saklamak suretiyle toplumu karanlık bir geleceğe mi hazırlıyoruz?..

Dayanışma ruhumuz da kalmadı

   Rumlar; önce savaş, sonra Anavatanlarından kaynaklanan banka iflasları yüzünden ağır bir ekonomik kriz yaşadılar…
   Fakat bunu kısa sürede atlatabilmek için yoğun çaba harcadılar…
   Hala bu çabalar sürüyor…
   Dar ve sabit gelirliler için yardım kampanyaları düzenlediler…
   Kazançları paylaşma becerisi gösterdiler…
   Peki bizde, ihtiyaçlı insanlara yönelik yardım çağrılarına neden destek verilmiyor?..
   Kazancı iyi olanlar neden paylaşımdan kaçınıyor?..
   Örnekleri daha da çoğaltabiliriz…
   Ancak; hemen her konuda Rumlardan çok daha kötü, başarısız ve ürkütücü bir siyaset izlediğimiz ortadadır…
   Bunu tersine çevirmezsek yaşanacak çok sıkıntı var demektir… 

YORUM EKLE