Aşk kaybolup gidiverir

 “Hissetmeden söylenenlerle, hissedildiği halde söylenmeyenler arasında aşk, kaybolup gidiverir... Halil Cibran” 

Bazen insan sevdiğini söyleyemez, onun yerine saçma sapan hareketler yapar ve bir umut varsa bile sevdiğini bu yüzden kaybeder. 
Bazen de, “nasılsın, her şey yolunda mı” diye sorarlar, “dikkat et kendine havalar soğuyor” der, bunun gibi, kelimeler ile karşısındakine değer verdiğinin mesajını vermek ister aslında...
İnsanlar neden sevdiklerini söyleyemezler?
Belki de kaybetme korkusu, belki de bağlanma korkusu, belki de bugüne dek sevdiklerini kaybettiğinden ötürü, bunun da aynı şekilde sonlanacağını sanıp, sevgisini kendine saklamak gibi bir sürü nedenler olabilir.
Sonu mutlulukla biten, güzellikle biten hikâyeleri olan insanlar, duygularını söylemekte, göstermekte belki de daha cesurdurlar.
Bazen de yaşadığınız coğrafyadan ötürü sevdiğinizi dillendiremezsin.
Böyle bir ortamda yetiştiğinizden ötürü de, siz de bu zinciri kıramazsınız ve bazen istemeden yıllar geçer. Siz ise hala bir kez olsun “seni seviyorum” diyemezsiniz.
Aslında zayıflık değildir bunu söylemek,
Aslında güçsüzlük değildir bunu sözlere dökmek.
Sadece bir güzelliktir, bir umuttur yarına dair.
Umudun içimizde hiç sönmemesi adına, aşkların buluştuğuna inanalım... Bu inancımızı hiç yitirmeyelim... Sizlerle aşkların bir gün buluşacağına olan inancımı kaybetmeyip yıllar önce yazdığım şiirimi paylaşıyorum. Evet, yaşam devam ediyorsa, umut her zaman vardır. “Hissetmeden söylenenlerle, hissedildiği halde söylenmeyenler arasında aşk, kaybolup gidiverir” demiş Halil Cibran... 
Günleri, ayları, yılları beklemeyiniz, hissettiğiniz an, bunu kalbinizden dilinize döküveriniz... Sevgi en güzel şeydir...
Aşklar Buluşur Hep 
Çoğu tesadüf olarak,
Çoğu hiç planlamadan,
Tıpkı asi ruhların buluşması gibi,
Tıpkı yırtık kalplerin öpüşmesi gibi,
En olmadık zamanda,
En sessiz tebessümde,
Gönül kapısından girerler...
 
Aşklar buluşur hep,
Çoğu zaman onları buluşturan dillerindeki yaralar değil,
Çoğu zaman onları buluşturan dudaklarındaki çizikler değil,
Sarılma, sarma arzusudur Sevgiliyi,
Kucaklamak, öpmektir Seveni,
Tıpkı ağacın yağmuru beklemesi gibi,
Tıpkı kırlangıçın ilkbaharı beklemesi gibi,
En olmadık yerde,
En beklenmedik gözlerde,
Sıvışır kalbin içine...
 
Aşklar buluşur hep,
Her seferinde özlemin ve bekleyişin tatlı heyecanını hissedersin,
Aşk sonsuzluğunda sarhoş olup Sevgiliye doğru kanatlanmak istersin,
Onunla birlikte ucunda tekrar düşmek olsa bile,
Beraber uçmaya,
Onunla birlikte ucunda tekrar gözyaşı olsa bile,
Aşk dehlizlerinde yolculuğa çıkarsın,
Ucunda tekrar ayrılık olsa bile...
 
Sınırlarını çizdiğin hayatın, birçok kez sessizlikle dolu, kanamalarını durduracak panzehiri arayıp, bulma telaşına girersin.
Ve işte bu yıkık dökük gibi hissettiğin kalpte,
Ve işte bu ceset gibi yerlerde sürünen bedeninde,
Aşkın tekrardan, unutulmaya yüz tutmuş ezgileri buluşur.
 
Aşklar buluşur hep,
Delilikle ve serserilikle...
Sevinçle ve belayla,
Her seferinde sudan çıkmış bir balık misali,
Her seferinde günah işlemiş bir papaz misali,
Kiliseye gidip günah çıkartmak istersin,
Camiye gidip daha evvelden kılmadığın namazları kılmak istersin.
Tıpkı yaz günü yağmur yağması gibi,
Tıpkı kış günü kırlangıçların sana uğraması gibi,
Beklenmedik ve umulmadık,
Şaşırtıcı ve ürkütücü,
 
Hoyratca esen rüzgâr,
Yeni yetme ilkleri bırakır,
Sancılı bir şekilde ortalığı kasıp kavuran fırtına,
Çürümüş bedenleri bırakır öylece,
Düşmüştür içine Aşk,
Düşmüştür içine Sevgili kokusu...
 
Aşk kendi bedeniyle,
Aşk kendi ruhuyla,
Aşk kendi sesi ve kalbiyle buluşuncaya kadar sorgular her şeyi,
Nedenleri, tesadüfleri ve daha bir çok şeyi...
Bir çocuk gülüşünün masumluğu vardır aşkların buluşmasında.
 
Aşklar buluşur hep,
Vazgeçilmezde,
Tutkuda ve,
Kendinde.
Vazgeçmenin mümkün olamayacağı sevgilinin tenindeki kokuda gizlidir...
Vazgeçmenin mümkün olamayacağı sevgilinin ve kendisinin korkularını sığ denizlere atmada gizlidir.
Kendi korkusuna inat, sevgilinin varlığını ve tılsımını yaşatır düşlerinde.
“Korkuyorum,  hem de çok”, dese?
Yine sever misin Sevgiliyi?
Bir gün kaybedeceğini bile bile,
Kalbini rehin verir misin ona?
Yollar mısın, kalbini sürgüne?
Yollar mısın kendini Sevgilinin alacakaranlık düşlerine...
 
Sanılanların aksine,
Farzedilenlerin aksine,
Sana inat,
Tüm dünyaya inat,
Bütün Aşklar buluşur hep,
Bazen yasadışı yaşar,
Bazen darağacına gider, yine de
Bütün Aşklar buluşur hep...
 
Toprağın içine ekilen bir tohum gibi,
İçimde öldürdüğüm bir mutluluk gibi,
Ara sıra yakmayı düşündüğüm bir sigara gibi,
İçimdeki vazgeçilmezim ve her şeyimsin.
Olur olmadık zamanlarda aklıma düşen,
Bin kere tövbe etsem bile,
Yine de her seferinde yeniden aşık olmaktan vazgeçemediğimsin...
 
Sözlerin,
Kelimelerin,
Tırkı aşk bıçağının yaşam damarlarımı kesmesi gibi,
Tıpkı aşk dokunuşlarının teni işgal etmesi gibi,
Her şeye inat,
Aşklar buluşur hep...
 
Senin Aşkın benimle buluştuğu zaman,
Bilmediğim dillerde ağlayacağım,
Kirpiğimden akıtmaya kıyamadğım gözyaşımın ortasında saklıyor olacağım seni,
Bir kapının ardından terk etmeyeceğim seni,
Bir mektup yazarak veda etmeyeceğim sana,
Yüzünü uzun zamandır görmediğim,
Ama kokusunu bildiğim Sevgiliyi hep seveceğim.
Birbirimizin teninde bıraktığımız izler hep kanayacak,
Günler birbirini kovaladıkca daha da beter olacak ayrılık...
Rüzgarlar karanfiller ekecek aşkın tarlasına,
İyi ki sevmişim seni diyeceksin.
İyi ki sevmişim seni diyeceğim...
 

YORUM EKLE