Ayak topuğu üzerinde durmak

İki lider İsviçre'ye gidiyor. Sayın Akıncı ile Sayın Anastasiadis arasında başlayan  görüşmelerde, iki liderin İsviçre'ye gidecek olması oldukça önemlidir.
   Bu bizi ne umut rehavetine, ne de umutsuzluğun karamsarlığına sokmamalı.
   Bunun için İsviçre'ye gitme aşamasına gelinmesini öncelikle ele almak gerekir.
Bilindiği gibi 11 Şubat 2014 belgesi, Kıbrıs sorununun çözümü için bir çerçeve ortaya koymuştu.    Ama bunun yanı sıra, toplumlararası görüşmelerin sürdürülmesi usulüne dönük bir ilke de vaat etmişti.
   Buna göre, tüm başlıklar masada olacak ve başlıklar birbiri ile bağlantılı olarak ele alınacaktı.
   Yani, Yönetim ve Güç Paylaşımı başlığı görüşülürken, isterse bir taraf mülkiyet başlığını ya da mülkiyet görüşülürken toprağı veya bunların herhangi biri görüşülürken Güvenlik ve Garantiler başlığının tartışılmasını da masaya taşıyabilirdi.
   Böylece, Kıbrıs Türk tarafının hassas olduğu Toprak ve Garantiler başlıklarının en sona kalması görüşü, ortak belgedeki bu kurala göre oluşmayabilirdi.
   İkinci olarak, Kıbrıs Türk tarafının toprak başlığında hassas olduğu bir konunun da bunun yurt dışında görüşülmesi olduğu açıktı. 
   Bunların aşılması için, Sayın Anastasiadis'in ve Sayın Akıncı'nın kendi zorluklarına karşın bu gelişmeyi sağlamaları önemlidir ve takdir edilmesi gerekir.
   Ancak bu gelişme, herşeyin sonuç alıcı bir noktaya gideceği ile ilgili çok iyimser duygular içine girilmesini getirmemelidir. Fakat bu adım, umutsuzluk olgusunun bir az daha azalmasına önemli katkı yapmaktadır. Fakat her şey bitmiş sayılamaz.
Kritik nokta
   İsviçre buluşmasından çıkacak en önemli ve geleceği belirleyecek olan kritik nokta, bu görüşmeden, 5'li konferansın tarihinin çıkıp çıkmayacağı meselesidir.
   Nitekim daha gitmeden Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı'nın basın sözcüsü Sayın Barış Burcu açıkladı:
   "İsviçre'de eğer, 5'li konferansın tarihi şekillenmezse, Kıbrıs Türk tarafı olarak toprak konusunda ana ilkelerimizi konuşacağız " dedi. Yani somut oranlar veya harita üzerinde durmayacağız demek istedi.
   Sayın Anastasiadis de İsviçre görüşmesi için daha gitmeden, geçen gün, "ilk defa Kıbrıs Türk tarafının haritasını göreceğiz" dedi. 
   Yani o da harita konusunun önceliği olduğuna vurgu yaptı. Ama 5'li konferans konusuna değinmedi.
   Yani bu görüşmeden, tarafların çıkartmak istediği sonuç bakımından da görünüşte fark var. Bunu aşmak için İsviçre buluşmasında iki lider ve ekipleri terleyecek.
    Eğer bu görüşmeden, toprak başlığının görüşülmesi yanı sıra, garantilerin de ele alınacağı 5'li konferans tarihi çıkarsa;  çözüm için çok ama çok önemli bir gelişme ile yüz yüze geleceğimiz açıktır.
Yani, İsviçre görüşmesi geleceğin şekillenmesi bakımından önemli bir olaydır.
Uçurumun kenarı...
   Eğer, İsviçre görüşmesinde çıkmaz olursa, iki tarafı da çok tehlikeli bir  iç ve dış belirsizlik durumu beklemektedir. 
   Çünkü çıkmaz olursa,  dünden farklı olarak her iki tarafta da federal çözüm karşıtlığı üzerine bina edilmiş olan aşırı eğilimler, kendilerine göre yeni bir zemin sağlamış olacaklardır. 
   Bu milliyetçi duyguların özellikle iki taraftaki merkez sağ partileri de sarmalına alacağı açıktır. Hatta, popülizmle malül kimi sol ve demokrat kesimlerin de bu sarmala girmesi kaçınılmazdır.
    Bu bakımdan her iki tarafta da tehlikeli bir toplumsal psikolojinin gelişmesinin söz konusu olacağı açıktır. 
    Bunun da yalnız Kıbrıs konusu ile ilgili sonuçları olmayacaktır.
   Çünkü, karşılıklı olarak,  "düşmana karşı hararetli" olma atmosferinin gelişmesinin, ayni zamanda bu topraklarda, demokrasiye, özgürlüklere ve düşünceye dönük saldırganlık da ürettiğini yaşadık ve gördük. 
   Yani toplumların içi de karışacak....
    Bu ise, günümüz bölge ve dünya konjüktüründe, felaket uçurumunun kenarında, yalnızca ayak topuğununun toprağa değdiği tehlikeli durma hali gibi olacaktır.
   Çünkü yanı başımızda  bir "dünya savaşı" sürüyor. Üstelik de ana aktörler ABD ve Rusya hem birbirleri ile hem de bağlaşıkları ile akşamdan sabaha farklı uzlaşma ve çatışmalar yaşamaktadırlar.
   Türkiye'nin çok bilinmeyenli bir ateşin içinde olduğunu da hiç göz ardı etmemiz gerekir. Bir yandan NATO'da temel müttefiki olan ABD ile öte taraftan Rusya ile ve bölgenin kimi güçlü ülkeleriyle ciddi sıkıntıları ve yakıcı çelişkileri  var.
    Bu nedenle yapıcı ve kararlı duruşu soğukkanlı olarak devam ettirmek gerekiyor.
İsviçre'den bir kopuş değil, olumlu bir sonuç çıkması için yapıcı katkı üretmeye devam etmek gerekir. 
YORUM EKLE