Bankaların TL – döviz öngörüleri

Sayın Ödül Muhtaroğlu Makalesinde Orta Vadeli Program değerlendirmesi yaptı. Verilerle yapılan bu değerlendirme, içinde bulunduğumuz bu halin önümüzdeki yıllarda daha da yakıcı ve yıkıcı olacağını ortaya koymaktadır. Ancak değerlendirmelere başlamadan, Avrupa’nın 5 büyük bankasının Euro, Dolar ve Sterlinin önümüzdeki 12 ay içinde, TL kuru öngörülerine de bakmak gerekir.
Örneğin Danimarka’nın DANSKE Bankası, 2026 Temmuz ayı sonu için Dolar Kurunun 47,80 TL olacağını; Euro’nun 55,50 TL ve Sterlinin ise 65,44 TL olacağını öngörmüştü. Bugün itibarı ile baktığımızda bu öngörülerin az farklarla gerçekleştiğini görüyoruz. Bu bakımdan bunun, 12 ay sonra, döviz -  TL kurunun ne olabileceğine dair öngörülerine de dikkatle bakmak zorundayız. Çünkü ister iktidar, isterse muhalefet olsun; bu öngörüleri dikkate alıp, ona göre değerlendirme yapmazsa, çuvallar. Çünkü piyasanın tüm aktörleri bu öngörüleri çoktan “satın almıştır”. Bu öngörülere göre Dolar, 12 ay sonra 55.50 TL; Euro ise 62,20 TL olacak. Peki Sterlin? Bu bankaya göre; 71,45 TL olacak. Şimdi bunu, KKTC Merkez Bankası’nın Mart 2026 Bültenindeki verileri ile değerlendirelim. 
Merkez Bankası verilerine göre; bankalarımızdan alınan kredilerin toplamında, Yabancı Para birimi ile alınan kredilerin; genel kredi toplamındaki oranı, %73,32’dir… Türk Lirası temelinde alınan kredilerin genel toplam içindeki payı ise %26,68’dir. Bu kredilerin ise en büyük çoğunluğu İşletme Kredisi kapsamındadır. İkinci sırada ise Tüketim Kredileri gelmektedir. Yani bu kredi oranlarına ve TL – Döviz Kuru öngörüsüne göre; önümüzdeki 2 senede işletmelerin ve tüketim kredisi alan yurttaşın işi hayli zor olacak. Peki, TL - Döviz kurunun sorunlu olduğu ve gelirin TL üzerinden olduğu ülkemizde neden, kredilerin toplamında döviz kredileri oranı hep yüksektir? Çünkü TL faizleri çok yüksektir. Türkiye’de Politika faizi % 37 ile dünyada en yüksek ikinci veya üçüncü sırayı almaktadır. Bizde, bankaların TL çerçevesinde kredi faiz oranları Ortalama %50’dir. Döviz faiz oranları ise %6,5 ile %7,5 arasında şekillenmektedir. Dolayısı ile insanlar kurun bu acayipliğine karşın, kredide döviz bazlı hareket etmektedir. Zaten tüm fiyat şekillenişleri de döviz bazlı olduğundan, halet-i ruhiye buna bağlı gelişmektedir. Peki bu neyi tetiklemektedir? Enflasyonu. Bu nedenle aldı başını gitti. 
 Devlet önce, 2026’da enflasyon öngörüsünü %25 olarak ilan etmişti. Ama 2026-2028 Orta Vadeli Programda bu %32 olarak revize edildi. Bugün bu oran, İstatistik Kurumunun “zayıflama ilaçları” almış enflasyon oranı, karşısında dahi cüce kalmaktadır. Çünkü İstatistik Kurumuna göre bir yıllık enflasyon %38’dir. Kuşkusuz bunu 2026-2028 Orta Vadeli Programda yer alan muhtemel bütçe açığı öngörüsü ile de değerlendirmek gerekir. Buna göre 2026’da bütçe açığı 25 milyar TL olacak. Bu programa göre bu açık 2027’de 30 milyar TL ve 2028’de ise açık 35 milyar TL olacak. Bu açıkları ise kendi %18 ve %16 olan enflasyon öngörüsüne göre hesapladı. Ama bunları Avrupa’nın o 5 büyük bankasının, günümüz ve gelecek iki senede TL  - Döviz kuru öngörüsü ile değerlendirirsek, bu bütçe açıklarının daha yüksek olma ihtimalinin olacağını söylemek mümkündür. Bu bakımdan Maliye Bakanlığı’nın enflasyonun 2027’de % 26,7 ve 2028’de %22.2 olacağı öngörüsü ile aynı hükümetin Orta Vadeli Programında, aynı dönemler için 2027’de enflasyonun %18 ve 2028’de ise  % 16 olacağı öngörüleri arasındaki bu korkunç uçurumu da gördükten sonra; bu siyasi anlayışın ve mantığın, Kıbrıs Türk Toplumuna verebileceği hiçbir pozitif olgunun olamayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Bütçe açığı ve enflasyon alıp başını gidecek. Seçimlerin kapıda olduğu günümüzde, tek dertleri seçim olan bu hükümetin, seçim için uygulayacağı popülist ve savurgan politikalarda bu işi, daha da içinden çıkılamaz bir hale döndürecektir. Kuşkusuz bu dış politika ve hukuk devleti değerlerinin eğilip bükülmesi ile de bağlantılıdır. Çünkü bu olumsuzluklar gündeme getirilen, iki ayrı devlet tezi ile birlikte arttı. 
 

YORUM EKLE

banner608

banner473