Barış güçlerinin iki handikabı 

Kıbrıs’ta BM Parametreleri temelinde karşılıklı kabul edilebilir bir çözümü savunan Kıbrıs Türk Barış Güçlerinin iki önemli handikabı var. Bunlardan biri Kıbrıs sorununun çözümü için ana ilkeleri ve çerçeveyi BM indinde, Kıbrıs Rum Toplumu liderliği ile görüşüp, anlaşıp imzalayan; Kıbrıs Türk sağ siyasi liderliklerinin, imzaları ile oluşturdukları çözüm temelini savunmamalarıdır. Ama Kıbrıs Türk Barış Güçleri, Rahmetli Sayın Rauf Raif Denktaş’ın Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için 1977’de müteveffa Makarios, sonra 1979’da da müteveffa Kiprianu ile imzaladığı; “iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı Federal Çözümle” Kıbrıs sorununa çözüm bulunması ilkelerine sahip çıktı. Bunun üzerine Kıbrıs Türk Barış güçlerine hainlik edebiyatı ile saldırdılar. Rahmetli Denktaş’a bir toplantıda şunu söylemiştim.  “’Anlamakta zorlanıyorum. Biz, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için imzaladığın belgelere dayanıyoruz; o temelde görüşlerimizi geliştiriyoruz, ama sen ve seni destekleyenler bize, hainler diye saldırıyorsunuz bu nasıl iş?” Bana bakmış ve “işte böyle muhalefet olmaz, ben vereceğim, siz ne verdin, verme diyeceksiniz” dedi. Ona, “Kıbrıs görüşmelerinde toprakta %29 temelini kabul ettin diye daha sen New York’ta iken” tek karış toprak, bir çakıl taşı verilemez” diye yeri göğü inletip; senin de onlar için “beni arkadan vurdular“ dediğin destekçilerin mi iyi? Yoksa yüzüne bakarak inandıklarını söyleyen muhaliflerin mi kötü?“ 
Bu yalnız onunla sınırlı olmadı. Örneğin 2014 Şubat Ortak Belgesini toplum adına imzalayan Sayın Dr. Derviş Eroğlu ile de bu yaşandı. Çünkü tek egemenlik, tek uluslararası temsil ve tek vatandaşlık ama iki bölge, iki kurucu devlet, iki toplum ve siyasi eşitlik içeren o ortak belgeyi imzalayan Sayın Eroğlu’nu UBP ile onu destekleyen DP savunmadı. Ama onu ve o belgeyi Kıbrıs Türk Barış Güçleri savundu.
Kıbrıs Türk Toplumunun ikinci handikabı da Güneyle ilgilidir. Bunun en yeni örneği de Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs sorunu ile ilgili aldığı son kararıdır. Müzakere sürecini yeniden başlatmak için; BMGS 5+1 Konferansının hazırlığı içinde iken, Yunanistan’ın iktidar partisinin bir milletvekilinin hazırlayıp, Avrupa’nın tüm İslamofobik ve Kıbrıslı Türk ve Türkiye karşıtı olan aşırı muhafazakarlarının hararetli desteğini alan malum karardan söz ediyorum. Ama, Güney Kıbrıs’ın, Kıbrıs Türk Toplumuna ait olan sandalyeleri de gasp ederek AP’de oturan üyeleri de çözüm atmosferini zehirlemek için atılan, “sinir gazı dolu o bombayı” engellemek teşebbüsünde dahi olmadılar. Böylece bu iki ayrı devlet tezi yerine, BM Parametrelerine dayalı Federal ilkelerde çözüm arayışı içinde olan Kıbrıs Türk Toplumunun barış güçlerinin çabalarına darbe vurmayı ama statükoculara da destek olmayı meziyet saydılar. Bu ilk olmuyor. Annan Planı Referandumundaki Hayır ile Crans Montana’da masayı devirmekle de bunu yaptılar. Bütün bunlarda adada siyasi eşitliğine sahip bir Federal Çözüm olmasın diye yapılıyor. Ama Kıbrıs Türk Toplumunun çözüm ve barış isteyen iradesinin varlığı hala etkendir. Ama bu iki handikabı nasıl aşacağımızı da ele almamız gerekir.
 

YORUM EKLE

banner471

banner474