"Bayram benim neyime"

Kurban Bayramı'nı kutluyoruz. Bayramlar dostluğun kardeşliğin, sevginin dile getirildiği, küslerin  barıştığı günlerdir diye yazmak, içimden gelmiyor.
Çünkü bulunduğumuz ortam bunu yapmaktan beni alıkoyuyor. 
Bu duygumu tetikleyen pek çok olay var. Ancak Kurban Bayramı öncesi iki konu var ki bunları duygularımı yansıtmak için ele alacağım. Vereceğim örnekler bize ait değil diyebilirsiniz. Ama insanlığın hem iyiyi, hem kötüyü, birbirine aktardığı günümüzde bunlar bize yabancı olamaz.
Bunlardan biri, CHP Milletvekili Sayın Selin Sayek Böke'nin bir TV Programında ifade ettikleridir. Sayın Böke, son zamanlarda Bilgi Üniversitesinin yaptığı bir anketten söz etti. 
Türkiye'de insanların, ayni site veya apartmanda kendisi ile ayni partiye oy atan insanlarla birlikte kalmayı tercih ettiği gerçeğinin, ankette ezici bir çoğunluk olarak çıkması. Bu,Toplumda oluşan duygusal kopuşun ve kamplaşmanın bir göstergesidir.
Türkiye gibi çok partili siyasi yaşamda önemli bir yaşanmışlığı olan ülke için, acı verici ve düşündürücü bir sonuçtur bu.
Bir diğer gelişme ise şudur.
Bayram öncesi ortalığın kan gölüne döndüğü Suriye'de ateşkes antlaşması olacağı haberi geldi.. Bu sevindirici bir nokta. 
Ancak bu antlaşma, ABD ve Rusya tarafından yapıldı.
Yani, İslam dünyası öyle bir hale girmiş ki kendi arasında, ya da kendi içinde oluşan uyuşmazlıkları dahi, kendi insiyatifi ile yumuşatacak bir girişim geliştirme yeteneğinden uzaklaşmış. 
Böyle bir güzel gelişmeyi, ne İslam Konferansı Örgütü, ne Arap Birliği, ne de diğer İslam ülkeleri sağlama yeteneğine sahip değil.
Çünkü, İslam Dünyasında Mezhep savaşları, tarikat bağnazlıkları ve gerginlikleri bunlarla gelişen etnik ayrımcılığa dayalı kavga, çatışma  almış başını gidiyor.
İslami terör sözü, istediğiniz kadar canınızı sıksın bir realite olarak ifade ediliyor.
İslam ülkelerinin çoğunda Müslüman Müslüman'ı öldürüyor. Bayram öncesi Türkiye'de İslami bir Cemaatın ağırlığında Darbe olayını yaşadık. Bu erk kavgasında kendi insanlarına kurşun sıktılar. TBMM dahi bombalandı. Yüzlerce insan öldü, yaralandı.
Elbette buna demokrasi ilkeleri gereği karşı durulacaktı. Duruldu da. Yapılan anketlerde ilk üç gün içinde sokaklara çıkan,  her partiden insanlardı. Bu çok olumlu idi. Bu Yenikapı'ya yansıdı.
Ancak darbe sonrası şimdi de yüzlerce, on  binlerce insan işinden atılıyor, mesleğinden men ediliyor, malına mülküne el konuluyor. Pek çok gazeteci, düşünür tutuklanıyor. Tutuklama için subjektif yargılar geçerli oluyor. İhbarcılık, iftira diz boyu.
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, " at izi, it izine karıştı" dedi.
Yani Bayram öncesi yaşanan acının giderilmesi için, şimdi başka acılar oluşuyor.
Ancak unutulmaması gereken bir gerçek vardır. Sosyal olaylar bir anda ortaya çıkmaz. Bunlar on yılların birikimi ile patlamaya döner. 
Yani Darbeyi yaratan, yakın geçmişin şu veya bu şekildeki birikimi idi. Şimdi buna karşı alınan tedbirlerin, yarının çok değişik kanlı patlamalarına besiyerlik yapmamasını sağlamak gerekir.
Bu nedenle düzeltmek için yapılan her şey, yarının felaketine çanak tutmamalıdır. 
Halbuki atalarımızdan bize kalan sözler var. Bunların derinliğini de artık unuttuk. "Düşene vurulmaz", " Aman dileyene kılınç çekilmez". Bunları daha uzatabilirim.
Müslümanın Müslümana karşı tahammülsüzlüğünün  olduğu yerde, farklı dini inancı olana, farklı siyasi görüşü olana saygı olabilir mi?
Mümkün değil.
Üstelik, "insanı yaratandan ötürü severim" diyen hümanist ve insani derinliği olan bir de miras sahibiyiz. Ama ne acı, bu mirasi ne geliştirdik, ne de değerlendirdik. Onun "beytambal" haline gelmesini seyrediyoruz.
Bayramınız Kutlu Olsun. Ancak, demokrasi gibi "gâvur icadı" bir değeri, yine "gâvur icadı" olan cep telefonunu, kendi parçamız gibi cebimizde taşıdığımız gibi, yaşamımızın parçası ve en baş değeri haline döndürmemiz şarttır.
YORUM EKLE