Bir ülkenin kaderini değiştiren tek gerçek vardır: bilim. Bilimi olmayan bir toplum, ışığını kaybeder; geleceğini karanlıkta aramaya mahkûm olur. Bugün tablet kullanan, uygulama indiren nesiller yetiştiriyoruz. Peki onların merakını, sorgulama cesaretini, “neden?” sorusunu destekliyor muyuz?
Isaac Newton’un yer çekimini keşfetmesi, bir elmanın düşmesiyle açıklanamaz. Newton’u bilim insanı yapan “elma” değil; o düşen elmaya bakıp “Neden?” sorusunu hiç bitirmemesiydi. Dünyadaki her olayın bir sebebi olduğunu bilerek, cevabı aramaktan vazgeçmediği için bugün onun adını biliyoruz. Yani bilim, tesadüflerin değil; bitmeyen soruların ve ısrarlı merakın sonucudur.


Peki biz Kuzey Kıbrıs’ta bilime gerçekten yer veriyor muyuz?
Küçük bir coğrafyada yaşıyoruz; bu, aslında deneysel eğitimde büyük bir avantaj demektir. Daha hızlı karar, daha hızlı uygulama, daha etkin değişim mümkündür. Ancak bilim insanı yetiştirmek yalnızca üniversite binaları dikmekle değil; bilime zaman, bütçe ve merak ayırmakla mümkündür.
Bilim karanlığa ışık tutmaktır.
O ışığı yakmazsak, en parlak zihinler bile karanlıkta kaybolur.
Bugün üreten değil, sadece kullanan bir toplum hâline geldik. Bu nedenle, ivedi olarak yeni sektörler yaratmak, dünya ile yarışmak ve kendi ayakları üzerinde duran bir gelecek inşa etmek için bilimin finansal olarak desteklenmesi şarttır. Bilim, yalnızca öğrenilen bir alan değil; yatırım yapılan bir güçtür.
Üstelik bilim, dünyada tanınmanın en güçlü yollarından biridir. Siyasi nedenlerle tanınmayan ülkemiz, bilimin ışığında dünyaya açılabilir. Üretilecek bilgiler, geliştirilecek teknolojiler ve uluslararası başarılar, diplomatik engelleri aşarak bu ülkeye saygınlık kazandırabilir.


