Bilinen Evliyayı Çağır(ma) mak

 Yaşadığımız, zor ekonomik koşullar pek çok değeri eritiyor. Ekonomik asetler her yönü ile değersizleşiyor. Ama değersizleşen yalnızca maddi değerler olmuyor. Bu kriz içinde manevi pek çok değerde erozyona uğruyor. İş ahlakı, onur, ahlaki değerler, demokratik ve ulusal, dini, toplumsal değerlerde erozyona uğruyor.
Değer kaybedenlerden biri de düşün dünyasında yaşanıyor. Saygı ve nitelikli tartışma, yerini spekülasyona, ucuz ve öfkeli yakıştırmalara bırakıyor.
Bakın, bu kriz içinde yapısal sorunları ele alıp tartışıp, ortak akılla bunların üzerine gidilmesi fırsatı var. Ama ne acıdır ki toplumun değişik kesimleri, ortak tespit ve bunları ele almak eylemi yerine, kriz içinde kendi “ evliyasına” çağırma fırsatçılığı içine giriyor.
Bu nedenle bırakın ortak sonuçlar üzerine yoğunlaşmayı, ortak tespitler dahi yaratılamıyor. 
Yapısal sorunun iki boyutu...
KKTC Maliye Bakanlığının Ocak – Temmuz 2018 verileri ile Giderler ve Gelirler bağlamını elleyelim.
Gider: Ocak- Temmuz 2018 arasında KKTC Bütçesinin Genel Gideri 2.813.677.000 milyar TL dir.
Bu Genel Giderin içinde KKTC Bütçesinin; a: Personel Gideri              931.275. 443 milyon TL dir.
                                                                          b: Maaş Benzeri Giderleri, 622.015.005 milyon TL dir. 
Yani, aktif çalışan kamu görevlileri ile emekli, Mücahit emeklisi, Yoksulluk ve Özürlülere ödenen maaş ve maaş nitelikli ödemelerin Toplamı 1.553.290.448 milyar TL dir.
Diğer maaş olarak yansıyan Belediye ve KİT çalışanlarına yapılan devlet katkısı bu hesapta yok. Ayrıca devlet çalışanlarının işçi statüsünde olanlarına ödenen Sosyal Güvenlik Kurumlarına yapılan yatırımda bu hesapta yok. Kısacası tablodan görülen çok açık...
KKTC Bütçesinin hemen hemen % 85'i maaş ve ücretlere gidiyor.
Bu ciddi bir sorundur. Bunu göz ardı etmek mümkün değildir.
Ancak bu tablonun Gelirler Kalemi de var. Bunu da ela almadan sorgulamak, eksik olur. 
Ocak- Temmuz 2018 itibarı ile KKTC Bütçesi Yerel Gelirler Toplamı 2.814.640.388 milyar TL oldu.
Bunun 2.062.823.468 milyar TL si Vergi Geliridir. İşte en ciddi AMMA buradadır.
Bu Vergi Gelirlerinin, a:  Gelir Vergisi miktarı 632. 311.220 milyon TL dir.
                                      b:  Kurumlar Vergisi ise 138. 218. 973 milyon TL dir.
Çok açık yazıyorum, 632 milyon TL'lik Gelir Vergisinin ise en az 400 milyon TL’lik kısmı, Kamu Görevlileri ve Kamu ile Kamu nitelikli işlerde çalışan işçi ve memurların ve bir kısmı da özel sektör çalışanlarının maaşlarından yapılan Gelir Vergisi kesintileridir. 
Kamu Görevlilerinden yapılan kesinti ise kaydi gelirdir. Yani Bütçeye giren reel gelir değildir.
Yani gerçek gelir üstünden devletin aldığı gelir vergisi girdisi;  200, bilemediniz 250 milyon TL dolayındadır. Peki, Dolaylı Vergiler?
Ancak Devletin; ayni dönem için Dolaylı Vergilerden aldığı gelir ise şudur:
Dahilde Alınan KDV’den:                        328.889.841 milyon TL 
Uluslararası Ticaretten aldığı KDV ve Gümrük Vergi Toplamı:         485. 244.026 milyon TL 
Fiyat İstikrar Fonu için aldığı vergi ise:                     347. 784. 636 milyon TL  
Yani Devlet, Dolaylı Verginin esası olarak bu üç kalemden; Toplam olarak, 1.163.908.503 milyar TL gelir elde ediyor. 
Devletin dolaylı vergi olan Resim ve Harçlardan aldığı vergiler, Mülkiyetten aldığı vergileri ve diğer Fonlar için elde ettiği dolaylı vergi gelirlerini de işe katarsam, Devletin Yerel Vergi Gelirlerinin %85'ten fazlasının Dolaylı Vergilerle oluştuğunu söylerim. .
Yani Devlet giderlerinde maaş ve maaş nitelikli Giderler;  Genel Giderler içinde %85 oranında bir pay alırken, aynı nispette bir oranda Devlet Gelirlerindeki Dolaylı Vergiler içinde geçerlidir.
Yani, doğrudan kazanç üzerinden alınan Gelir Vergisi düşüktür. Bu nedenle Yapısal sorunu tek boyutlu olarak, yani yalnız maaş gideri olarak ele almak doğru olmadığı gibi, Gelirleri de analiz etmeden ve niteliğini göz ardı ederek ele almak yanlıştır.
Bu önemli. Çünkü. “eli taşın altına sokmak gerekir” dendiğine göre; taşa, iki el de değmelidir.
Bu yapı şunu da gösteriyor. Ekonominin çarkları tüketim ve devlet gelirleri de ağırlıkla, tüm halkın üstüne yıkılan Dolaylı Vergiler ile dönüyor. Evet, bu kriz ortamında Güneyden kur farkı nedeni ile gelip alışveriş yapan Kıbrıslı Rumların varlığı ve devletin kur farkı nedeni ile elde ettiği gelir fazlalığı, ekonomik krizin yol açtığı daralmaya karşın,  devletin dolaylı vergi geliri azalmadı. Aksine arttı.
Ama bu sağlıklı değildir. Bu yüzden yapısal sorunlar bir bütün olarak her açıdan ele alınırsa, ortak toplumsal tespit ve buna bağlı çıkış yolu arayışı artar. Ama yalnızca maaş ve ücretler üzerinden yapılacak her tartışma bizi, çıkmaza sokar. 

YORUM EKLE