Bilişim yasası olsaydı

   Üzücü bir olay yaşandığı zaman ‘geçici bir süre’ herkes ayağa kalkıyor, eleştiriyor, suçluyor, hatta iftirada bulunuyor…

   Özellikle sosyal medyadaki eleştirilerin önemli bir kısmı artık ‘kabul edilebilir’ demokratik hak ve özgürlüklerin sınırlarını aşmış durumdadır…
   Yaşanan üzücü olaydan sonra sosyal medyadaki paylaşımlardan rahatsız olanlar, endişe verici yorumların durdurulması konusunda ne yapacağını, kime başvuracağını bilemiyor…
   Peki bu insanlar ne yapmalı?..
   Meclis’in kapısına dayanıp, tüm arkadaşlara birer mektup vermeli ve Bilişim Yasası’nın çıkarılmasını talep etmeli…
   Bilişim Yasası’nın neden çıkarılmadığını anlamak mümkün değildir…
   Bazı bakanlar, milletvekilleri ve meclis dışındaki siyasilerin bir kısmı sosyal medyadaki saldırılardan veya hakaretlerden rahatsızlık duyduklarını söylemekle birlikte, eksikliği hissedilen bir yasanın geçirilmesi konusunda herhangi bir adımın atılmaması oldukça düşündürücüdür…
   Bugün bir başkasına yapılan, yarın size yapılır…
   Sonrasında çok üzülürsünüz ama hiçbir şey yapamazsınız…
  Kontrolsüz internet gazeteleri ve TV’leri vardır…
  TV kanalı kurmak isterseniz gerekli yatırımları yapar, Yayın Yüksek Kurulu’ndan izin alırsınız…
  İnternet TV’si için herhangi bir kural yoktur…
   Bu ülkede istenen kuralsızlık, yasadışılık mıdır?..
   Bu ülkenin daha fazla yasadışılığa, hedefsiz saldırılara, kişilerin özel yaşamıyla oynanmasına tahammülü kaldı mı?..
   Her fırsatta Avrupa’dan söz eden ve bu uğurda her şeyini vermeye hazır olanlar bu konuda neden harekete geçmiyor, neden yasadışılığı ortadan kaldırmıyor?..

Toplumun ruh hali
   Bir diğer önemli sorunumuz toplumun önemli bir kısmının yaşadığı ruhsal sıkıntılardır…
   Doğru ve güvenilir haberleri takip etme alışkanlığı olmayanlar, küçük Ercan’ın annesi tarafından öldürülmesi sonrasında psikologların neden konuşturulmadıklarını veya hangi TV kanalında bu konuya önem verildiğini sormaya başladılar…
   Gerçekten yazık…
   Okuma, izleme, araştırma alışkanlıklarının ‘eğitimli kesimlerde’ dahi dibe vurduğunu görmek insanı üzüyor…
   Diyalog; aylar öncesinden Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Baş Doktoru Abidin Akbirgün’ün açıklamalarını gazetede manşete çekmiş, TV’de ise tekrar tekrar yayınlamıştı…
   Başlığı aktarıyorum:
   “Psikolojik sorunu olanlar 21 bini aştı”…
   Hasta sayısı arttığı halde Baş doktor dâhil sadece 3 psikiyatrisin görev yaptığı bu hastanenin gerek personel, gerekse yatılı tedavi olanaklarının yetersizliğine dikkat çekmiş, toplumun yaşadığı travmayı gözler önüne sermiştik…
   Toplum ciddi anlamda travma yaşıyor ve psikolojik yönden takviyeye ihtiyaç duyuyor…
   Sosyal medya paylaşımları ise çoğu insanda travmayı artırıyor…
   Bunun önüne geçilmezse çok ciddi sorunlarla yüzleşeceğimizi görmek gerekiyor… 
   En başta siyasiler görebilmeli… 

YORUM EKLE