Bir adım ileri gidelim bari

  Dünyanın en şanslı toplumlarından biri olmak, sonra da ‘ah, vah’ çekerek yaşamak kadar kötü bir şey olamaz...
  Kıbrıslı Türkler olarak; 1974 sonrasında müthiş bir zenginliğe kavuştuk...
  Toplumun tamamı değilse bile önemli bir kısmı, kişisel gelirleri ve yaşantı düzeyini artırırken, sağlam bir devlet yapısı oluşturulamadı...
  Binlerce kişide lüks araba vardır...
  Ama yolların durumu rezalettir...
  Ölümlü kaza durumlarında hep birlikte yolların kötü olmasından şikayet ediyoruz...
  Fakat gerekli önlemlerin zamanında alınması yönünde ‘uyarı’ görevimizi yerine getiremiyoruz...
  Parlamentoda bulunan parti temsilcileri genellikle tüm konulara kendi siyasi görüşleri doğrultusunda baktıkları ve adam kayırmacılığını ön planda tuttukları için ‘hilesiz’ ihale yöntemi bir türlü sağlanamadı...
  Bütün işlerde ‘hile’ ön plana çıktığı için 20 yıl ömrü olması gereken yolların 3-5 ay gibi kısa bir süre içinde çökmesi hiçbir zaman sorgulanmadı...
  Hiç kimseden hesap sorulmadı...
  Çöken yolların yenisini yapmak için Türkiye’den talep edilen paralar geldiği halde, sorunlar çözülemedi...
  Sağlıkta yaşananlar da benzer durumda...
  Lefkoşa Devlet Hastanesi yetersiz hale geldi...
  Ama hala kullanılıyor...
  Hastane yetersiz, doktor sayısı yetersiz, ihtiyaç duyulan cihazlar eksik veya çalışmaz durumda...
  Her yıl bir hükümet değişikliğinin yaşandığı bu ülkede hastane sorunlarının çözülmesini bekleyemeyiz…
   Bunu yaparsa yine Türkiye yapacak…

Neler yaşadık neler

  Her yıl 10 tane bakan, 100 civarında üst kademe yöneticisinin değiştiği bir başka komik ülke var mıdır yeryüzünde?..
  Mumla arasanız bulamazsınız...
  Öyleyse bugün yaşadığımız trajikomik durumun tek sorumlusu bizleriz...
  Tam 44 yıldan beri kendimiz çalıp, kendimiz oynuyoruz...
  Beceremediğimiz bir oyunda ısrar ettiğimiz için yardım etmek isteyenlere şans tanımıyor, anında saldırıyoruz...
  Para verenlerin gözünü oyabilecek kadar yolumuzu şaşırıyoruz...
  Türkiye buraya milyarlarca dolar akıttı...
  Hala akıtmaya devam ediyor...
  Fakat halkımız yine mutsuz ve huzursuz...
  Bunun birçok nedeni vardır…
   Bir tanesi partizanlığın ön plana çıkması…
   Diğeri siyasi istikrarsızlık…
   Ama hepsinden önemlisi kimsenin elini taşın altına sokmak istememesidir…
  Halbuki; başımızı kaldırıp bir de güneyin durumuna bakmalıyız…
   Onlar limanları özelleştirdiler…
   Şimdi elektrikte özelleştirme yolunda dev adımlar atılıyor…
   Limasol’un Vasiliko bölgesinde dün temeli atılan elektrik santralini özel şirket yönetecek…
   Yaklaşık 200 milyon Euro’luk bir yatırımla, doğal gazla üretim yapılacak ve elektrik ücretlerinde yüzde 30 oranında bir ucuzluk sağlanacak…
   Bizler de burada hala KIB-TEK’in bu şekilde kalmasını savunuyoruz…
   Özelleştirme kelimesini ağzımıza dahi alamıyoruz…
   Vatandaşların soyulmasına, ülkenin zehirlenmesine göz yumuyoruz…
   Yazık ve günah değil mi?..
   Mevcut koşullarda elektrik ve telefonun özelleşmesini beklemek saflık olur…
   Cesur bir siyasi yapı oluşuncaya kadar 44 yılın sakat sistemi devam edecek…
   Ülke daha da geriye gidecek…
   Vatandaşlar daha çok çile çekecek…
   Üzücü olsa da bugünün gerçekleri böyledir…

YORUM EKLE