Bir garip ülke

   Gariplerin diyarında ‘normal işlerin’ olması beklenemez...
   KKTC’nin de ‘bir garip ülke’ olduğunu artık bilmeyen kalmadı...
   Bir sabah uyandığınızda ‘yabancı işçi yasağı’ ile karşılaşırsınız...
   İki milyon dolar borçlanarak hayata geçirdiğiniz küçük fabrikanız o anda ayvayı yemiş olmaz mı?..
   Elbette olur...
   Ama ‘gariplerin ülkesinde’  ayva yedirmeyi iyi becerirler...
   Üç tane oy alarak bakan olanların yaptığı da budur işte...
   O koltuğa oturduğu gün ince hesaplar yapmaya başlarlar...
   “Bir sonraki seçimde nasıl kazanırım?”  hesabıyla yatıp, kalkarlar...
   Ülke ekonomisi batmış, yollar yıkılmış, tarihi eserler yok olmuş, trafik kazaları patlamış...
   Bunları bırak kardeşim...
   Sen bir sonraki seçime bak...
   Soldan mı oy alacaksın...
   Öyleyse birinci vazifen ‘sermaye düşmanlığı’ olacak...
   Yatırım yapanlara nacakla vuracaksın...
   Öyle değnek, topuzla olmaz...
   İkinci vazifen sendikalarla flört etmek olacak...
   Ne istiyorlarsa vereceksin...
   Varsa, yoksa vereceksin...
   Hazırda fon mu var?..
   Anında eriteceksin...
   Ama bu fon 65 bin işçiden sadece 4 bin tanesine mi yetiyor...
   Hiç önemi yok...   
  Dört bin ‘TİK’cik alırsan seçim garantide...
  Öyleyse yürü de korkma...
   Fonu batırıp, bir sonraki seçimde TİK’leri artırdın ama; yine de kazanamadın...
   Bunu dert etme...
   Ya dıştan bakansın, ya da müsteşar...
   Olmazsa, partinin eline geçen kurumlarda Başkan...
   Sekreterin de olacak, makam aracın da...
   Maaşı kafaya takma...
   Kurumun kasasından ayda 700 lira çıkmasını dert yapma...
   Bir sonraki seçimin hesaplarına başla...
   Kurumda 660 kişi mi çalışıyor...
   Yeni sözleşme ile maaşlara ve bedava haklara dokun da korkma...
   Bakan 15 bin mi alıyor...
   Sendeki müdüre 18 bin vereceksin...
   Doktor 6 bin mi alıyor...
   Sendeki odacıyla daha çok vereceksin...
   Doktorsa doktorluğunu bilecek!..
   Önemli olan emektir, emek...
   Emek en yüce değerdir...
   Bu şekilde bir sonraki seçimde ‘TİK’ler sana yağacak...
   Ama Bakan buna fena kızacak...
   Şimdiki gibi...
   Sorun zamlar değil, paylaşım kavgasıdır...
   Birlikte karar alıp, TİK’leri bölüşmeyi kabul edeceksin...
   Baksana bakanı da bakmayanı da ne diyor:
   “Efendim çalışanların maaşları faturalara yansıdığı zaman kilowat saat başına çok düşük bir maliyet çıkıyor...”
   Ama vatandaş bir kilowat saat kullanmıyor ki!..
   Kış gününde bin, iki bin kullanan var...
  İki milyon dolar borçlanıp, mermer fabrikası kuran ve 10 bin kilowat kullanan da var...
   Neyse bunları dert etmeye gerek yok...
   Kıbrıs’ın güneyi son yıllarda güneş enerjisine dönme yolunda hızlı adımlar atıyor...
   Bunun yanında ilk özel elektrik santraline onay veriyor...
   Doğal gaz kullanarak üretim yapacak olan firmanın 200 milyon Euro’luk yatırımına şapka çıkarıyor...
   Devletin ve kilisenin başı temel atma törenine katlıyor...
   Ve onlarda hiç kimse çıkıp da ‘Gök kubbeyi Aastasiadis’in başına’ indireceğini söylemiyor...
  Onlarda cesaret mi yok...
  Öyle olmalı...
   Ama burada o kadar cesur insan var ki; bakanlara sandalye ile saldırılıyor, polislerin kolunu kıranlar çıkıyor...
  İşte o nedenle burası bir garip ülke...
   Bir tarafı Avrupa ile yanıp tutuşuyor, öteki yanı ‘kendi dünyacıklarını’ yaratıyor...
   İyi haftalar... 

YORUM EKLE