Bir gece ansızın barış gelirse         

 Ünlü vatan şairi Namık Kemal, sürgün yeri olarak gönderildiği Gazimağusa’da tam 38 ay süreyle küçük bir zindanda olumsuz koşullar altında yaşadı...
 Bu süre içerisinde değişik hastalıklarla yüzleşti, fakat umudunu yitirmedi...
 Adadan ayrılacağı zaman kendisine, “Sürgünde olduğunuz süre içinde sizi en çok üzen şey nedir?” diye sorduklarında “dedikodusu” demişti...
 Aradan yıllar geçti, bu adanın ‘dedikodu’ liderliği sona ermedi...
 Güzel bir günde sizlere en son dedikoduları aktarmak istiyorum...
 Dome Otel’in yıllık 150 bin dolar kira ile sendika tarafından işletilmesine ilişkin sözleşme bugün imzalanıyormuş…
 Kesin bir bilgi yok…
 Ancak dün gece etrafı saran dedikodular bu yöndeydi…
 Bir ikinci dedikodu ise Kıbrıs sorunuyla ilgili…
 Garantör ülkelerin, kapalı kapılar ardında Kıbrıs sorununu çözdükleri iddia ediliyor…
 İş sadece imzaya kalmış!..
 Şu anda yapılanın, “Müzakereler koptu, kopuyor, aman dikkat sondaj gerilimi olacak, savaş çıkacak” söylemleriyle, korku ortamı yaratmak, ardından çözümü sağlamak olduğu iddia ediliyor... 
 Hayırlısı olsun...
 Bizler zaten başından beri bu adada kalıcı bir çözüm istiyoruz...
 Yeter ki; geleceğimiz güvence altında olsun...
 Yeter ki Türkiye’nin garantörlüğü sonlandırılmasın...
 Yeter ki; bizleri bir daha ‘azınlık’ statüsüne koymasınlar...
 Avrupa Parlamentosu’nun, Kıbrıslı Türklerin AB’ye uyumu konusunda tartışma başlatması de önemli bir gelişmedir…
 Bunu görmezden gelmemeliyiz…
 Olası bir çözümden sonra ilk gün ne yapacağız?..
 Bir hafta, bir ay sonra neler olacak?..
 Ekmek dağıtımını ‘AB kurallarına uymayan’ araçlarla yapan çok sayıda fırıncımız ne olacak?..
 Kuyudan çıkan suyu arıtıp, şişeleyen firmalar ne olacak?..
 Çevre kirliliği yaratan su depoları ve bunları imal eden firmaların durumu ne olacak?..
 Askeri personele hizmet veren küçük kafeler, konfeksiyoncular ne olacak?..
 Köylünün elindeki hastalıklı binlerce hayvan ne olacak?
 Avrupa standartlarının altında üretim yapan sanayi tesisleri ne olacak?..
 Kapanacak iş yerlerinin personeli nerede çalışacak, nasıl geçinecek?..
 Süt tozu ile üretim yapan veya keçi sütü için gerekli şartları şu an yerine getiremeyen onlarca hellim üreticisi ve yanlarında çalışanlar ne yapacak?..
 Bankalara olan borçlar nasıl ödenecek?..
 Bunları yıllar öncesinden düşünmek ve gerekli önlemleri almak gerekirdi...
 Rumlar, çözümden sonraki ilk günden başlayarak; ilk 10 yılda nelerin yapılacağını çoktan planladılar...
 Dolayısıyla; olası bir çözüm sonrasında en ufak bir sıkıntı yaşamaları söz konusu değildir...
 Tam tersi mala mal katacakları için halen yaşamakta oldukları ekonomik sıkıntılar çok kısa sürede sona erecek...
 Bizleri bu kadar büyük bir risk altına sokan ve AB standartlarına hazırlamayan siyasilere sormalıyız:
 Vicdanınız rahat mı? 

YORUM EKLE