Bir haberin hikayesi

Doğu Akdeniz Üniversitesi kampüsü içerisindeki öğrenci yurdunda dün sabah saatlerinde korkunç bir cinayet işlendiği ortaya çıktı…
Her meslekte olduğu gibi gazetecilikte de unutamayacağınız, sizi derinden etkileyen olaylar olur…
Benim için dün gece, onlardan birisiydi…
Pazar akşamı 23.30 gibi gazetenin sayfalarının tamamını görüp eve gittiğimde bu üzücü olay yaşanmamıştı…
Gazimağusa temsilcimiz Hüseyin Çiçek’in pazartesi saat 01.30’daki telefonu ile uyandım…
Hüseyin; ‘Abi DAÜ’de cinayet işlendi. Bir öğrenci arkadaşının boğazını kesmiş. Ben oradayım. İnşallah gazeteyi baskıya göndermediniz’ dedi…
Hemen Görsel Yönetmenimiz Nuri Erdoğan ve matbaanın sorumlusu Cengiz Asilkan’ı aradım…
Aldığım cevap, “Gazete basıldı” oldu…
Genel Yayın Yönetmenimiz Reşat Akar’ı arayıp durumu aktardığımda, yaklaşık iki dakikalık bir görüş alışverişimiz oldu…
Kıbrıs’ta belki de ilk defa yaşanan bu vahşi cinayeti görmezden gelmenin bizim meslek anlayışımıza ters olduğu düşüncesinde hem fikir olduk…
Gazete dağıtıma çıkmadığı için ikinci baskının yapılmasına karar verdik…
Ve dün sabah 04.00’e kadar özverili bir çalışma ile gazeteyi ikinci baskıya hazırladık…
Bu yaşanan üzücü olayda bana tek teselli veren, gazeteyi ikinci baskıya gönderdiğimizde haberi hazırlayan, olay yerinden bilgi toplayan Hüseyin Çiçek’in, saat 02.00’de yatağından kalkıp gelen sayfa 1 ve 12-13’ün yeniden grafik tasarımını yapan Nuri Erdoğan’ın, sabahın dördüne kadar ön sayfanın son halini görmek için bizi bekleyen, olay hakkında sürekli bilgi alarak haberin şekillenmesini sağlayan Reşat Akar’ın, meslek aşkı oldu…
Başarıya giden yolda disiplin, özveri ve ekip çalışmasının ne kadar önemli olduğu gerçeğini bir kez daha anladım… 
***
DAÜ’de üzücü bir olay yaşandı…
Aynı odada kalan, aynı bölümde okuyan, aynı yaşta olan, aynı ismi taşıyan iki öğrenci kavga etti, birisi diğerinin bıçakla boğazını kesti…
Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a eğitime gelen bu iki gençten birisi 20 yaşında katil oldu, diğeri de yaşamının baharında hayata veda etti…
İki gencin ailesi için de zor bir durum…
Ateş düştüğü yeri yakar…
‘Vahşet’ olarak tanımlayabileceğim bu olay hakkındaki iddialar mutlaka yetkililer tarafından araştırılmalı, benzer üzücü olayların yaşanmaması için başta üniversite yönetimi olmak üzere gerekli tedbirler alınmalıdır…
Çünkü cinayeti işleyen Tevfik Utku Polat’ın ‘Şizofren’ olduğu iddia ediliyor…
Eğer doğruysa, öğrencilere yönelik beden sağlığının yanında ruh sağlığını destekleyen projeler mutlaka geliştirilmelidir…
Bizler belki bu olayı birkaç gün sonra unutacağız…
Ama Aydın Nazilli’den Kuzey Kıbrıs’a eğitime gelen ve cinayete kurban giden 19 yaşındaki Tevfik Uzunoluk’un ailesinin hayatına 23 Kasım, kara bir gün olarak geçecek…
   
YORUM EKLE