banner564

Borçlanma, 4’lü koalisyon ve bugün

KKTC Hükümetinin yeni borçlanma kararı ile birlikte, son yıllarda yerel bankalardan gerçekleştirdiği iç borçlanma 23 milyar TL dolayında oldu. Ayrıca bu hükümet, yasal olarak yıl içinde elde ettiği karın belli bir miktarını KKTC Bütçesine aktarmak zorunda olan KKTC Merkez Bankası kaynağının, %50’sine yakınını borçlanma için Teminat olarak gösterme kararı da aldı. İşte siyasi düzenbazlık buradadır
Çünkü, 2 Şubat 2018’de kurulup, 22 Mayıs 2019 tarihinde istifasını sunan Sayın  Tufan Erhürman  başkanlığındaki hükümet;  TL’nin ansızın, döviz karşısında %30’a yakın değer kaybetmesi ile yüz yüze geldi. Bunun üzerine Sayın Tufan Erhürman başkanlığındaki hükümet, dönemin Maliye Bakanı Sayın Serdar Denktaş’ın da çalışması ile halkın ve ekonominin bu döviz darbesinden en az etkilenmesi için;  Fiyat İstikrar Fonu ile belli ürünlerdeki KDV oranlarını aşağıya düşürdü. Ayrıca gümrüklerde ithal edilen tüm ürünlerde de vergi işleminin günlük döviz kuru olması geçeğine dayanarak, döviz kurunu sabitledi. Ancak bu önlemler, Bütçe üzerinde olumsuz etki yapıyordu. Bunun üzerine hükümet,  Merkez Bankası yasasının ilgili maddesine dayanarak, yıl sonunda MB’sının karından Hazineye aktarılacak kar payından Avans alma niyeti beyan etti. Merkez Bankası da yasanın verdiği yetkiyi kullanarak buna olumlu baktı. Vay sen misin bu niyeti beyan eden. 
O dönem Ana Muhalefet Partisi olan UBP, yeri göğü inletti. Bu borçlanma imiş. Borçlanma da karşılıksız para basmak gibiymiş. Üstelik Merkez Bankasının bağımsızlığı ortadan kalktı dedi.   Ne kadar ilginçtir, KKTC Merkez Bankasının bağımsızlığına bu denli düşkün olduğunu söyleyen UBP; o dönem Başkanları olan Sayın Ersin Tatar başkanlığında Ankara’yı ziyaret ederek;  KKTC Hükümetinin Merkez Bankasından avans alma girişimini engellenmesini talep etti. Üstelik halen görevde olan KKTC Merkez Bankasının değerli Başkanını da onlara şikayet etti. Bunu da günümüzde, Ayrı Devlet siyaseti güden parti yaptı. Sonuçta muratların erdiler. Çünkü Hükümetin diğer ortağı olan HP Başkanı Sayın Kudret Özersay da aynı UBP gibi bu avans işine karşı çıktı. O gün, kendi hükümetini Ankara’ ya şikayet edip, “bunu engelleyin” diyen UBP ile de 3-5 ay sonra ortak hükümet kurdu.
İşte bunlara bakıp günümüzde yaşananlara siyasi düzenbazlık derim. Yine TL’ nin döviz karşısında değer kaybetmesi ile enflasyon doruğa çıktı. Ama derdi Enflasyonu dizginlemek değil,  onun yol açtığı Pahalılık üzerinden;  maaşlara, oluşan ağır HP oranları üzerinden kısa sürede eriyecek artış yapmak olan UBP. Ayrıca kendi Kurultayı ve CB seçimlerine dönük popülizm yapmak için,  kaynağı da yüksek faizle Yerel Bankalardan borçlanmakta buldu.  Bu nedenle dün 4’lü Koalisyonun;  KKTC Merkez Bankasından zaten yıl sonu Bütçeye aktarılacak olan kaynağın bir kısmını, avans olarak alma çabasını; Ankara’ ya şikayet ederek durmaya çalıştığını unutarak;  günümüzde Bütçenin 5 yıl süre ile alacağı KKTC MB katkısının %50 ‘sini, borçlanma için teminat olarak gösterme kararı aldı. Bu bakımdan 23 milyar TL’lik yüksek faizle borçlanması dahil bu yaşananlara ben, siyasi düzenbazlık derim. Dün yaptıkları ile bugün yaşattıkları, tek bir şeyi sağlıyor. Enflasyonun nedenlerini ve bu enflasyonu nasıl dizginleyip, gerileteceğimize dönük; toplum olarak  konuşup, bu hedeflere  odaklanmaya engel oluyor.
 

YORUM EKLE

banner471

banner473