Boşa kürek mi çekecek?

 Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres 27 Temmuz Pazartesi akşamı adaya geliyor…
   Kendisine yardımcıları Jean Pierre Lacroix ve Rosemary DiCarlo eşlik edecek…
   Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin de adada bulunacak…
   Kıbrıs sorununun başlamasından bu yana adaya çok sayıda Genel Sekreter geldi ve tümü başarısız oldu…
   Guterres de mi başarısız olacak?..
   Çözümden umudunu kesenler veya çözüme karşı çıkanlar bu konuda olumsuz konuşuyor…
   “Yine olmayacak” deniliyor…
   Ortadoğu’da yaşanan değişimler görmezlikten gelinerek fikir tartışması yapılıyor…
   Halbuki; eski genel sekreterler dönemiyle şimdiki dünya düzeninde ciddi farklılıkların olduğunu görebilmeliyiz…
   Kıbrıs 22 yıldan beri AB üyesidir…
   Ve bölünmüş bir ülkenin üyeliği AB ilkeleriyle çelişiyor…
   Brüksel’den Amsterdam’a veya Köln’e pasaportsuz, kimliksiz, kontrolsüz geçebiliyorsunuz…
   Kıbrıs’ın bir bölgesinden diğerine kimlik veya pasaport olmadan geçemiyorsunuz…
   Dolayısıyla sadece bu durum AB ilkelerine ters düşüyor…
   Bir başka önemli sorun ise Türkiye-AB ilişkileriyle ilgilidir…
   Türkiye; Gümrük Birliği anlaşması çerçevesinde Güney Kıbrıs’a mal satabiliyor veya onlardan ithalat yapabiliyor…
   Sıfır gümrük olduğu için bazı Türk ürünleri güneyde, kuzeydekinden daha düşük fiyatla satılıyor…
    Ama esas sorun ucuzluk veya pahalılık değildir…
   Rum tarafı “sen bana mal satıyor ve benden mal alıyorsun ama limanlarını benim gemilerime açmıyorsun” diyor…
   Türkiye ise, Kıbrıslı Türklere uygulanan ambargoları gerekçe göstererek, limanlarını açmamakta diretiyor…
   Bu tavır nereye kadar devam edecek?..
   Özellikle İran savaşı sonrasında Türkiye için Avrupa’ya ihracatı artırmak daha da önemli hale geldi…
   Halen toplam ihracatının yarıya yakınını Avrupa ülkelerine yapan Türkiye bunu riske atmak istemediği gibi, Gümrük Birliği anlaşmasının kapsamını genişletmeye çalışıyor…
   Rum tarafı ve Yunanistan, Türkiye’nin bu talebine karşılık Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınmasını şart koşuyor…
   Aksi halde veto kartını kullanıyor…
   Gerçekçi olalım…
   Türk iş adamları Bulgaristan ve diğer AB üyesi ülkelere gitmek için aylarca konsolosluklarda süründürülüyor…
   Adam ister istemez “Bulgaristan bile bizi aşağılıyor” diyerek, Türk hükümetinin bu konuda çare üretmesini istiyor…
   Ne var ki; Gümrük Birliği konusunda olduğu gibi, bu konuda da Türk hükümetinin karşısına Rum ve Yunan vetosu çıkıyor…
  Soru şu:
   Türkiye bunlara teslim mi olsun?..
   Elbette ki hayır…
   Ama oyuncak, konfeksiyon ve başka ürünler satabiliyorsa, vetoları ortadan kaldırıcı adımlar konusunda farklı düşünceleri müzakere masasına koyması son derece doğaldır…
   Bunun yolu da Kıbrıs sorununun çözümüdür…
   “Rumlar bizi bir kaşık suda boğar” diyenlerin endişelerine katılmamak mümkün değildir…
   Ancak kendi kendimize sormamız gerekiyor:
   “Bunca zenginlikten sonra neden bir kaşık suda boğulacak durumdayız?..”
  Borçlanarak maaş ödeyebilen bir yapıyla, bölünmüşlüğü kaç yıl daha ve hangi şartlarda sürdürebileceğimizi de düşünmeliyiz…
   Çözüm olduğunda ekonomik refahımızın artmayacağını, hatta daha ciddi sıkıntıların gündeme geleceğini de düşünmeliyiz…
   Sonuca gelelim…
   Rumlar çalıştı, başardı, AB üyesi oldu…
   Bundan 52 yıl önce, hatta 40 yıl önce yüzde 28 toprak önermişlerdi bizlere…
   Şimdi yüzde 13.5 ile ‘kendi bölgemizi’ nasıl oluşturacağımızı düşünüyoruz ve üzülüyoruz…
   Guterres’in; yeni Kıbrıs müzakere sürecinde Kıbrıs Türk halkının özellikle ‘güvenlik’ endişelerine uygun önerilerle masada olmasını diliyoruz…

 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Atlantik
Atlantik - 35 dakika Önce

Kıbrıs’ta Atı Alan Üsküdar’ı Çoktan Geçmiştir !
Kıbrıs Cumhuriyetini sahiplenmiş Dünyanın kabullendiği AB ve BM Üyesi Güney Kıbrıs Tutulacak yeri kalmayan Dünyadan dışlanmış Türkiye Hariç Dünyaca Tanınması Yasaklanmış Borç batağına saplanmış KKTC ile Güney Kıbrıs de dahil Kim Birleşmek veya Ortak olmak istesin ki ! KKTC dediğimiz Uluslararası Uçuş yasağı da dahil Dünya Ambargolarının altında ezilen KKTCde bugüne kadar Bir Birimizi kandırmaktan başka neyi başarabildik ki ? Kıbrıs’ta Olabilcek bir Çözümün Bugünkü KKTC ile değil de Siyaseten ve Ekonomik yönden Yönetilebilen Avrupa Standartlarını yakalayabilmiş Kuzey Kıbrıs ile olabilmesi ancak mümkündür ! KKTCyi bugün getirdiğimiz hali ile Guterrest’tin veya Başkalarının söylemleri ile Kıbrıslı Rumlara olası bir Referandumda KKTC ile birleşmeye Ortak olmaya Evet Oyu verebilmeleri ise mümkün değildir ! Bugün Kendimize Somamız gereken Soru ise KKTC Şayet Kıbrıs Cumhuriyetini Sahiplenmiş AB - BM Üyesi Yılda 5 Milyon Avrupalı Turist ağırlayan bir Ülke olmuş olsa idik Rumlar’ın Yönettiği dökülen Kuzey Kıbrıs ile olası bir Referandumda Rumlar’la birleşmeye Evet Dermiydik acaba ?

banner471

banner473