Böyle mi ayakta duracağız?

  Son günlerde dövizde meydana gelen yükseliş ve bu çerçevede tüm fiyatların yükselmesi; halkın ezici bir çoğunluğunu açlık tehlikesiyle karşı karşıya getirdi…
   Hemen her bölgeden tepki mesajları geliyor…
   Kuşkusuz; insanların ilk beklentisi hükümetlerin ‘çare’ üretmesidir…
   Kendi parası olmayan ve herhangi bir ülke tarafından tanınmayan, altın ve petrol rezervleri bulunmayan, maaşları dahi borçlanarak ödeyebilen devletlerin ‘böylesi ekonomik depremler’ karşısında yapabileceği çok şey yoktur…
   Kendi kendimizi kandırmayalım…
   Bu hükümetin çiftçiye, köylüye bedava tohum ve gübre veremez…
   Elde kalan zeytinleri, hellimleri, nar ve limon ve portakalları satın alamaz…
   Ama ekonomiyi canlandıracak kararlar alabilir…
   Ekonominin canlanması halinde çiftçinin, köylünün ürettiklerini satmak kolaylaşır…
   Böylece insanlar umutlanmaya ve moral bulmaya başlar…

Bunlar ne yaptı?

   Peki ne yaptı bizim hükümetimiz?..
   Dövize endeksli kiralarda kur sabitlemesine gitti…
   Ülkeye ithal edilen malların dövize endeksli stopaj vergileri konusunda kılını oynatmazken, sadece kiralarda kur sabitlemesi yapmasıyla bu ağır sorunun üstesinden gelinemez…
   Böylesi bir karar ezici bir çoğunluğu ‘yabancı olan’ kiracılara bir miktar rahatlama sağlar…
   Ama dövizle borçlanıp mülk alan ve bunu kiraya verenler açısından ciddi sıkıntılar yaratır…
   Öyleyse acil ihtiyacımız kiralarda kur sabitlemesine gitmek değildir…
  Yapılması gereken ve hükümetin elinde olanlara bir göz atalım:
a) Aşılamaya hız verip koruma önlemlerini artırmak…
b) Tüm AB üyesi ülkelere sadece çift aşı kartı ile gidebilen turistlerin KKTC’ye de çift aşı ile girebilmesine olanak sağlamak…

Ne mi olacak?..

   Efendim aşılamayı tamamladığımız takdirde bunun ekonomiye etkisi var mıdır?..
   Elbette vardır…
   En önemlisi hastaneler rahatlayacak…
   Devletin ilaç giderleri azalacak…
   İnsanlar işlerinde güvenle çalışacak…
   Efendim turistlere çift aşı ile giriş hakkı sağlanmıyor mu?..
   Maalesef sağlanmıyor…
   Tanınmamış, iflas etmiş bu küçük ülkede AB’nin şartları yeterli olmuyor…
   Çift aşıya ilaveten PCR şartı getiriliyor…
   Olmasın mı?..
   Varsın o da olsun…
   Ama kışın soğuk ve karlı ülkesinden kaçıp, buraya gelmek isteyen 80 yaşındaki insanları bilgisayar başında saatlerce AdaPass, paspas, QR gibi gereksiz taleplerle uğraştırmayalım…
   Yine bu insanlara form doldurma ve çıktı alma gibi saçma şartlar sunmayalım…
   Doğru yolu bulmamız ve turizmcilerle işbirliği yapmamız halinde, bu ülkeye gelen insan sayısını artırabiliriz…
   O zaman eldeki sütler de, et ve tavuklar da, hellim ve limonlar da çok hızlı bir şekilde tüketilir…
   Ama biz bu basit işleri defalarca anlattığımız halde hükümet edenler ‘engelleyici’ önlemlerden vazgeçmiyor…
   O zaman bunun arkasında bir bit yeniği arar insan…
   Ne dersiniz?..

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasan Nuri
Hasan Nuri - 2 hafta Önce

Bir zamanlar Havasıyla Deniziyle Tertemiz yeşili ve Dağları ile Kuzey Kıbrıs’ın Yabacı Yatırımcı ve Turistlerin gözdesi haline gelen Ülkemizin bugün getirilmiş olduğu hali içler acısıdır, Yönetilemeyen Yatırımsızlik ve onarımsınızliktan dökülen Ülkemize Yatırımcı ve Turistler niye gesin ki ! Her şeyimizi yitirdik sadace bir güneşimiz kaldı Dünyada Güneş olan Ülke sadece KKTC midir acaba ! Kendimize gelelim içinde bulunduğumuz hamaset ve Siyasetle Ülkemize Döviz getirecek Ne Yatırımcı ve Ne de Turist bekleyebiliriz Afrika kökenlilerle biz bize kalıp kendimizi açlığa terk ederiz !!

banner471

banner474